Hoşça kal sevgilim, iç sızım, yüreğimdeki kabuk, koynumdaki cehennemim... Gitmelisin, çünkü sen kaptan değilsin. Gemi batıyor, hadi kurtar kendini. Giderken bir el yalnızlık sık alnımın ortasına, öldür beni...
🪼
DEAR READER
NASA
Sweet Seals For You, Always
No title available

tannertan36

★
RMH

Kiana Khansmith
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
ojovivo

No title available
dirt enthusiast
h
Peter Solarz
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
TVSTRANGERTHINGS

titsay
Misplaced Lens Cap

Product Placement
seen from Netherlands
seen from United States

seen from Poland
seen from Pakistan
seen from United States

seen from United States

seen from Germany

seen from Germany

seen from India
seen from India

seen from United States

seen from Australia

seen from Croatia
seen from United States
seen from United Kingdom

seen from Germany
seen from China
seen from Italy
seen from Switzerland
seen from Italy
@sokaklambasi07
Hoşça kal sevgilim, iç sızım, yüreğimdeki kabuk, koynumdaki cehennemim... Gitmelisin, çünkü sen kaptan değilsin. Gemi batıyor, hadi kurtar kendini. Giderken bir el yalnızlık sık alnımın ortasına, öldür beni...
Amo988 - Yalancı (prod. 402.matt)
tanrım; yeni bir muhasebeci bulmalısın kendine, hesap kitap işleri karışıyor olmalı yukarıda. çünkü aşağıda yolsuzluğa karışıyor aşağılık kadınlar, aşağılık erkekler. hüzün yağıyor bulutlardan, bileklerden kan yağıyor, ruhlardan fahişelik. gözyaşı yağıyor sonra, sonrası bir garip kuraklık.
morfinsiz cekilen düs sancıları
Savaşın tek suçlusu benim, düzeni bozacak kadar sevmemeliydim seni Seni sevmeye çalışırken dünyanın yörüngeden çıktığını görebilmeliydim Görebilmeliydim cenneti çalıp saçlarına serpiştirmenin Ehl-i Cenneti evsiz bırakabileceğini
Şimdi gidiyorsun; Git. Bir dua kadar yakarış sesleniyorum ardından Meydanlarda adını bağırıyorum; Deli duyorlar. Seni çalıyor kilisenin çanları Hahamlar seni yazıyor kutsal kitaplara imamlar seni okuyor minarelerden Çarmıha ben geriliyorum, hemen isa'nın yanına Yüreğimi kendinden geçene kadar dövüyorum Yastığımın altına bıraktığın muştayla Camın önünde duran bütün saksılara Seni enjekte ediyorum, Ben gibi solsun bende sana dair ne varsa. Ben gjbi ölsün bütün hücrelerim. Canım yanıyor; Umutlanmak tıpkı sana benziyor sevgilim.
- Ya tamam hata benim yalan yok ama Ayşegül de suçlu. - O niye suçlu. - Bir insan bu kadar güzel olmamalı ya. - Çok mu güzel? - Hemde de anlayamazsınız. Böyle küçük bir oda düşün, içinde yüzlerce kitap. Hani o kitapların bir kokusu olur ya böyle, içine çekersin. Böyle içine çekersin, sanki böyle, sanki binlerce hayatı içine çekmişsin gibi. Türk romanlarını düşün mesela. Attila İlhan’ı düşün, Ahmet Hamdi’yi… Ordan gel Oğuz Atay’a. Orhan Pamuk’a geldin mi? İşte orada dur, bir mola ver. Böyle bir şey işte. … Bir gözleri var, aynı Ece Ayhan. Burnu desen, İlhan Berk. Hele saçları, sana yemin ediyorum, Cemal Süreya.
Kalbine karşılık hayatımı verdim son sözüm üstü kalsın..
Mavi gözlü bir kansere yakalandım Jose. Acı çekerken kemoterapi saatlerinde umutlanabildin mi hiç kanserli hücrelerin sana sarılıp, gülümsemesine…
Korkuyorum. Bütün halkım tedirgin Jose. “Palyaço, mavi gözlü kansere yakalanmış” dedi tanrı. “Ameliyat edelim” dedik. Dedi, “olmaz.” Derinlemesine temizlik deterjan reklamlarında olur diye koridorda ağladı palyaço. “Eğer bir Müslümansam kılınması gereken bir namaz gibi benim için o” diye hemşirenin sırtına kazıdı palyaço. Güldü. Biraz da ağladı. Biraz daha yalnız kaldı. “Eğer bir Hristiyansam benim için kutsal üçlünün dördüncüsü odur benim için” diye yazdı kağıda palyaço, eline tutuşturdu bir cesedin ve “sıkılırsak okey çeviririz hem” diye gülümsedi… Yalnızlık tam kalbine kazık çakacaktı ki, “Eğer bir Museviysem, vaadedilmiş topraklardır teni benim için” dedi palyaço, yalnızlık utancından ağladı. “Ağlama” dedi palyaço, “ağlama..” “Eğer bir Darwinistsem, gamlı bir hayvandan bir insana dönüşmemin sebebidir o” diye sırtını sıvazladı köşede pandomim yapan ayrılığın..
Ben çok yalnızdım. Dağların arasındaki bir ova gibi yalnızdım. En derinde yok olmaya yüz tutmuş, adı bilinmeyen, bilinemeyecek olan bir gezegen gibi yalnızdım. Yalnızlık güzeldi, hoştu, yakışıklıydı. Yakışıklıydı bir Nazi subayı gibi, yakışıklıydı bir kadın kadar. Yalnızlık benimle sık sık konuşurdu, eski bir dost gibi, nasihat veren öğretmen gibi, kızan bir anne gibi. Tanrı yalnızdı, Dünya yalnızdı, ben yalnızdım. Ama dünya değildim, tanrı da değildim sadece bendim. Aslında ben de değildim. Ben, çoktan başkaları olmuştu. Bir parça geçmişim, bir parça da geleceğim deyip geçmişime karışmıştı ben. Ve ben her yerdeydim. Her bedende, her ruhta, her kalpte.
Ben güçlüydüm. Gücüme güç katacak başka herhangi bir iletken aramadım. Güçsüz değildim. Sadece bir parça yaralı, birkaç organı eksilmek üzere olan… Ben sana yalan da söyleyebilirdim, palyaço bu keza ne yapsa yeridir. Ben seni insanlık dışı sevmeye çalıştım, insanları sevmem sahtedir. Ben seni palyaço gibi sevmeye çalıştım, palyaçoları severim. İnsanları korkutur ve eğlendirir.
Kusura bakma Jose, saçmaladım, farkındayım… Hep o ilaçlar yüzünden.
Bir insana yakışmayacak şekilde sevdim ben seni
Bir insana yakışmayacak kadar duru ve net
Savaşın soğuk yüzünden kalan kanlı tankları
Pembe düşlere boyayabilecek kadar idealisttim
Bütün üvey erotizmleri bir yetimhanenin kapısına bırakarak
Tahsili yüksek acıların gözünün içine baka baka
Aforoz edilmiş bir Katolik kaygısıyla
Farzlara, sünnetlere aykırı sevdim ben seni.