Sistemin “normal” dediği ritme sığmayan bir karmaşa
Oyunda çocuk hakları maddeler halinde okunduğunda içimde bir şey sıkıştı. Kağıt üzerinde eşitlik vardı. Sahnede ise ağırlık.
“Her çocuğun yaşama hakkı vardır.” Cümle çok netti ama alt metin de öyle miydi diye baktım. Baktıkça şunu duydum sanki: Ritme uyarsan. Sessiz kalırsan. Taşmazsan ve fazla gelmezsen… ancak yaşarsın.
Ben o fazla gelen çocuktum. Dikkati başka yerlere kayan. Sorularla konuyu dağıtan. Heyecanlanınca hızlanan. Sıkılınca kopan ve yıllarca bunun bir “karakter kusuru” olduğunu zanneden.
Bir psikodrama seansında yüzleşmiştim. ADHD odaya hep erken girer. Bitmemiş işleri masaya döker. Bir konuyu konuşurken beş kapı açar. Bazen sahneyi dağıtır ama kimse bana bunun bir orkestra olduğunu söylemedi ve o orkestranın şefi olmam gerektiğini.
Ben daha bunu anlamaya yeni yeni çalışırken, İsmail’in bununla yüzleşmesini izlemek. İçimde tarif edemediğim bir yere dokundu.
Sahnede erken büyüyen bir çocuk vardı. Hakların arasında sıkışmış ama içindeki uğultuyu melodiye çeviren bir çocuk. Onu çok hızlı tanıdım. Birbirimizi gördük gibi hissettim. Varlığımızı paylaştık sanki. Onu izlerken içimdeki üçlü yine masaya oturdu:
Bitmemiş işler başını kaldırdı. “Bak,” dedi, “ben hala buradayım.”
ADHD sandalyede ileri geri sallandı. “Ben kötü değilim,” dedi, “sadece hızlıyım.”
Bitmiş işler derin bir nefes aldı. “Belki de artık savaşmamıza gerek yok.”
Sistemin “normal” dediği çizgi dümdüz. Benim zihnim ise zikzak ama zikzak olmak hatalı olmak demek değil.
Sadece başka bir geometri.
Belki çocuk hakları maddelere yazılırken bir şey eksik kalıyor: “Her çocuk, kendi ritmiyle var olma hakkına sahiptir.”
Ben yıllarca ritmimi kısmaya çalıştım:
Daha az konuşmayı.
Daha az dağılmayı.
Daha az hızlanmayı.
Fazla gelmemeyi.
Oysa mesele fazla olmak değilmiş. Yanlış tempoya zorlanmakmış. Apsolit bu yüzden çarptı çünkü uğultuyu melodiye çevirmek…Benim de yeni yeni öğrendiğim şey ve bu akşam İsmail’i sadece izlemedim.
Onu gördüm.
Hissettim.
Biraz paylaştım.
Belki bazı çocuklar “fazla” değildir. Sadece sesleri kısmaya çok erken zorlanmışlardır. Ben artık sesimi kısmayacağım. Kendi tempomda yaşayacağım ve yaşama hakkı, ancak o zaman gerçekten hak olacak ya da böyle öğreteceğiz onlara.










