İnsanların zamanla öğrettiği tek şey siktir etmek'

oozey mess
Today's Document
DEAR READER
h

No title available
occasionally subtle
Jules of Nature

shark vs the universe
i don't do bad sauce passes
wallacepolsom
almost home
YOU ARE THE REASON
todays bird

pixel skylines
Monterey Bay Aquarium
noise dept.

if i look back, i am lost

@theartofmadeline
Sweet Seals For You, Always
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
seen from Türkiye
seen from Canada
seen from Hungary

seen from United States

seen from Italy
seen from United States
seen from United States

seen from Türkiye
seen from United Kingdom

seen from United Kingdom

seen from Switzerland

seen from United States
seen from Switzerland

seen from Czechia
seen from Türkiye

seen from Italy

seen from Türkiye

seen from United Kingdom
seen from Australia
seen from Austria
@weiisy
İnsanların zamanla öğrettiği tek şey siktir etmek'
En sevdiğin insanlar tarafından, aynaya bile bakamayacak kadar dağıtıldığında anlayacaksın kalbinin bu dünyaya denk olmadığını. Ne yaparsan yap diğer insanlar gibi olamayacağını. Çünkü acıyansın sen. Her acının sonunda karşındakine merhamet edebilensin. Öğreneceksin dünyanın senin gibi insanlara cehennem olduğunu öğreneceksin. Öğretiyorlar, öğrenmek zorunda kalıyorsun.
Canım çok yandı ama hiç biri yüreğimdeki acı kadar acıtmadı...
Mesele ne yurt meselesi ne cemaat ne de tarikat. Mesele bir annenin ya da babanın oğlunu ya da kızını dinlememesi. Bu toprakların en büyük sorunu. Dinlememek, acaba ne oluyor dememek, o eli o omuza dostça koymamak. Hep işaret parmağı, hep örseleme, hep bağırma. "Genç ölmek!" mayamızda.
Artık sanki yaşamıyorum, yaşayan birini seyrediyorum; daha önce bildiğim romanı okur gibiyim. Bir roman, kendini okumaya başlasaydı herhalde bu kadar sıkıcı bulurdu kendini.
Hayatımı düzene sokup gidesim var'
Beni öyle bir zamanda bıraktınız ki geriye dönmemek için kendimle savaş halindeyim. Bilemezsiniz bunun ağrısını.
bazı şeylere inanmak isterken, seni düşünüyorum. bazı şeylerin gerçekliğini sana vâdediyorum. bazı şeyler senin kadar güzelse, güzel değildir diyorum. seni akışa bırakıyorum. şu köşeyi dönünce karşımıza çıkan sokağın seslerini, görüntüsünü, gelip geçenleri, seni sevişimi, güneşin yakınlığını, tüm dengesizliklerimi seninle yaşıyorum. bir ormandayız, kuşların güzel görünen uçma meraklarını izliyoruz. en güzel görüneni yine sensin. yüzünü seviyorum, ormanlık alanda çiçek açtıran gülüşünü seviyorum. nefes aldıran saçlarını seviyorum. hiç düşünmeden, nasıl nefes almamışım bu zamana kadar, diyorum. seni seviyorum. keşke bu masalı sana hissettirebilsem çünkü ben sık sık bu masaldan kovuluyorum. ellerin ellerimden yitip gidiyor, gözlerin gözlerime düşman oluyor. ellerimde, seni sevmiş olmanın huzuru, yüzümde son kere yüzünü görmüş olmanın mâhrum görünüşü. işte ben bu kadarım. tam bu kadar.
Değişiyorum.
Eskisi gibi değilim artık.
Öyle üzülüp ağlamıyorum çok şey için.
Her şeye rağmen ayakta durmam gerektiğini biliyorum.
Mutluluğun birilerini sevmekten değil, kendimi sevmekten geçtiğini öğrendim.
Hayatımı birilerinin üzerine kurarak yaşama saçmalığını bir kenara atıp, kendime göre yaşamaya çalışıyorum. Çünkü birilerine göre yaşamak, birileri isteği sürece mutlu olmaktır, biliyorum.
Bana çaresizliği anlatmayın. Yanındayım diyen insanlardan öğrendim çaresizliği..
Nefesim çıkmıyor. Alamıyorum, nefes alamıyorum! Yarattığınız cehennemde Boğuluyorum. Canım yanıyor, Sadece boş çırpınışlar yapıyorum. Sanki birden tüm dünya üzerime geliyor, Acılar birikip sol göğsüme ağır geliyor. Taşıyamıyorum. Ben artık bu kadar şeyi taşıyamıyorum.. Gücüm çekiliyor, ruhumun son gülüşleri akıyor gözlerimden. İnsanlara sığınamıyordum gökyüzüne sığındım. Her gök gürlediğinde hıçkırdım, her yağmur yağdığında süzülmesine izin verdim göz yaşlarımın, her gece ay çıktığında karanlığın içindeki parlayan Ay'a benzettim içimdeki kırık, ufak çoçuğu. İlk önce annem, babam sarmadı beni sonra sen. Hepsini düşününce yerlebir olmakta hak veriyorum kendime. Aptalım ben. Canınız ne zaman isterse o zaman geldiniz ve ben kabul ettim. O kadar ihtiyacım vardı ki sevginize hayır diyemedim.. Yemin ederim ilgi manyağı da değilim ben, Sadece biraz değer istedim sizden. Şimdi hiçbirinize minnet etmiyorum, Hayır bu nankörlük değil! Beni siz büyütmediniz, her düştüğüm de siz kaldırmadınız. Ben kendim büyüdüm!
Su gibi olmak istersin
Berrak,temiz..
Su gibi olmak isterken,
Daha da kirlenir körpe ruhun..
Hâlbuki dememiş miydi Mevlana..
Ya olduğun gibi ol
Ya da göründüğün gibi ol..
Yetinemedik işte
Göz diktik
Saflığa.. berraklığa
Yetinemedik işte,
Yetinemedik.
M~A
Şöyle kafamızı çevirip de etrafımızdaki insanlara bakıyoruz da her baktığımız zaman bir kez daha aslında içimizde bir yerler yavaş yavaş kanamaya başlıyor..Çünkü hissediyoruz o içimize akan sızıntılı kanı...Ne için peki soralım tekrar yada neden diye...Yolunda gitmeyen bir çok şey,olmayan bir sürü istek,hı bu arada hayalleri demiyorum bile çünkü ben uzun zamandır hayal kurma nedir yada ne istenir onu çıkarttım hayatımdan..Gerçekler varken bu denli kanatan neden hala hayal kurma peşine düşeyim ki...İnsanlar ile konuşunca bana neden böyle olduğumu soruyorlar ve aslında kendilerinin de kaçtıkları olan şeyi biliyorlar..Ne mi o "gerçekler"...Herkes gerçeklerden kaçmaya çalışır yada kendini kandırmaya çalışır neden insanlar bile bile mutsuz olmak yada üzülmek ister ki istemezler...Ben artık duyguları bile çoğu zaman doğru düzgün gösteremem çünkü o kadar da önemi yoktu aslında benim için...Her şeyi yaşayarak,her tanesi içime aka aka tek başıma kalıp zor da olsa atlatıp ayakta olduğum için gerçeklerden başka hiçbir şey bana doğru gelmiyor..Boş yere kendimi kandıracak zamanımda yok sadece her zaman olduğu gibi gerçekleri aşmam gerek ve bunun için de galiba eskisi gibi gücüm kalmıyor gün geçtikçe...
Duygularım çalınmış hala adaletten bahsediyorlar..'
- Bazen yok olmak hiç olmaktan iyidir Olric.
+ Yok mu olalım efendimiz?
- Var mıyız ki Olric?
Oğuz Atay
— Milat Edebiyat (@milatedebiyat) May 6, 2020
Belkide seni hala deli gibi sevmiyorumdur..💙❤️
“- Ağlamak kötü bir şey mi?
– Ağlamak hiçbir zaman kötü değildir, budala. Neden sordun?
– Bilmiyorum. Bir türlü alışamadım. Sanki yüreğim boş bir kafes…”