bilinmeyen adanın öyküsü, josé saramago
“körlük” ve “görmek” adlı romanlarıyla hafızalara kazınan nobel ödüllü jose saramago, bu kez çok daha kısa ama en az onlar kadar derin bir hikâyeyle karşımızda: bilinmeyen adanın öyküsü.
bir adam, kralın kapısına gidip bir gemi ister. amacı; haritalarda olmayan, henüz kimsenin gitmediği bir adayı bulmaktır. kral “bilinmeyen ada kalmadı artık” dese de adam şöyle der: “haritalarda olmayan adalar hâlâ vardır. onları ancak gitmek isteyenler bulabilir.”
bu masalsı metin aslında bir arayışın, cesaretin ve kendini tanıma yolculuğunun metaforu. gemi, insanın ruhudur. yolculuk, içe doğru atılan bir adımdır. saramago’nun sade ama çok katmanlı anlatımıyla bu kısa kitap, “yola çıkmak” ve “beklemek” arasındaki farkı sorgulatıyor. bir karakter kalır, diğeri gider. biri kapıyı açmaz, diğeri kapıdan geçer. tıpkı bizim gibi.
herkesin içinde bir bilinmeyen ada vardır. ama çoğu zaman yola çıkmaya cesaret edemeyiz. bu kitap, “içimizdeki bilinmeyene” çağrıdır.

















