Kendi düşüncelerimi , iç dünyamı yansıtan büyük bir mutluluk abidesi benim için..
Ama göz göre göre birinin kendi hayatında yanlış yapmasına artık göz yumuyorum.. Onu önceden defalarca uyarsam bile.. (yoruldum)
Kendimden , gördüklerimden , duyduklarımdan, bir takım düşünceleri aktarmama rağmen o sadece kendi bildiğini yapmaya devam ediyordu.. (çok biliyormuş gibi)
Hata yaptığını anlayınca da çaktırmamaya çalışması.. (bir kere bile kabullenmez)
Sonra bir daha ve bir daha vee tekrar.., tekrar.. (masum oluşuydu aslında)
Ama şunu anlamıyor belki de anlıyor işine gelmiyordu..
“Mutluluğa ulaşamıyorsan defalarca, ‘hayatında’ bir bildiği vardır elbet.”
Hep olayları kendinde aramaktan sakınmalı, kendinde kusur aramamalı olduğunu pekala bilmen gerekirdi.. (Ne de olsa kendince biliyorsun)
Gel gelelim, diğer yönden bakalım.. En sonda karşındakilerin sorunlu olduğunu düşündün.. Evet doğru (birazdan değineceğim) ama sen bunu abarttın herkese mâl ediyorsun.. (ayarı tutturamıyor)
Ondan sonra yine kendinde kusur arıyor, mutsuz oluyorsun.. (yaşanmışlığa göre devamı)
Karşındaki kişinin sadece gözlerine dikkatlice baksaydın seni gerçekten sevip sevmeyeceğini bilirdin..
Sen sadece bir takım yalan sözlere kandın.. (seni seviyorum,senden hoşlanıyorum vs..)
Hiç anlayamadın sevginin ne demek olduğunu anlatsam da anlamayacaksın..
Ama yine de, her zaman dilimde olan dostoyevsky’nin bir sözü ile anlatayım
“Sevmek; güzel birinde aşk’ı aramak değil, bir başkasında ‘kendini bulmaktır’..”
Sen yine kabullenmeyeceksin.., onu kendimde zaten buldum diye zırvalayacaksın.. (eskide kaldı o büyük aşklar)
Hatalarla yüzleşmek gerekir, bizi güçlü kılsın diye.. Ama senin ki ‘saçmalık’, göz göre göre , hatanı bile bile, yine devam ediyorsun.. ‘Sen bence git artık...!’