Allah Teâlâ, insanların mallarını çalan kimsenin elinin kesilmesini emrettiği gibi, kalplerini çalan hırsızın kesilmesini de emretmiştir. Kalbin hırsızı, şeytan, askerleri ve kötü düşüncelerdir. Kalp, sır hazinesinin bulunduğu bir yerdir, Rabb’in nazargâhıdır. Onun koruyucusu basirettir; basiret kalbin manevi gözü ve gözcüsüdür.
Şeytan askerleriyle kalbin kapısını çalınca, eğer basiret uyanık ise hemen onu defeder ve zikir nurlarıyla onu yakar. Şeytan kalbe girmek istediğinde basiret uyku halinde olunca, eğer uykusu hafif ise şeytan oraya sinsice bir dalış yapınca hemen uyanır, şeytanı farkeder. Şayet gafletin çokluğundan dolayı basiretin uykusu ağırsa şeytan kalp evine girer, orayı harap eder, bekçi farkında olmaz. O uyurken şeytan, askerlerini ve kötü düşünceleri oraya yerleştirir.
İnsana gereken iş, henüz şeytan içine yerleşmeden kalbini ondan korumasıdır, yoksa çıkarıp atması zor olur. Kalbin korunması, sürekli kalben yüce Allah’ı zikretmekle olur. Buna gücü yetmeyen kimse, diliyle zikre devam etmeli, ona da gücü yetmeyen kimse güzel niyetle yüce Allah’ın yardımını istemelidir.