Gönlünde bir kuru hava hakim güzel kız. Yağdırdığın yağmurlar buhar olmasın mutsuzluğunda. Aç artık güneşe gözlerini.

seen from Germany
seen from Saudi Arabia
seen from Bosnia & Herzegovina

seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from Türkiye

seen from United States
seen from Maldives

seen from Türkiye
seen from Hong Kong SAR China

seen from United States
seen from United Kingdom

seen from Türkiye

seen from United States

seen from Türkiye
seen from Nigeria
seen from South Africa

seen from Türkiye
seen from Malaysia
Gönlünde bir kuru hava hakim güzel kız. Yağdırdığın yağmurlar buhar olmasın mutsuzluğunda. Aç artık güneşe gözlerini.
Anlatılan, Sevilen Dostlarıma...
Çok güzel arkadaşlarım oldu benim. Çoğu gitti azı kaldı. Yarın azı gider kalan sahalar yine bizimdir unutma. Sevdik en azından. Sevmeleri tattık bu hayatta. Sevdik doyasıya. Birden fazlaydı sevgilerim. Tuttuğum onca elden sonra geriye tutunabilmelerim kaldı benim. Sevdim evet. Bilerek. İsteyerek. Var olarak sevdim. Her bir kalbe ayrı ayrı dokundum. Çok kibar değildim asında. Ama içten dokundum. Terkeden hep geri geldi bir bir. Geri gelenlerden kabul edilen çok az oldu. Çünkü sevmişlerdi bir kenarından. Fazla istemedim açıkçası kendim için. Namerdim eğer istediysem. Klasiktir söyleyeyim dedim. Bilirim ki isimler vardır sevdiğim;
Serkan mesela. Yeteneklidir Serkan. Hep güldürür beni. Hani çok kötüyüm dediğimde aradığımdır Serkan. Gitsen de yarım gitme tamamla kendini diyendir Serkan. Tiyatrodur Serkan. Bilendir Yeşim’i, Serkan. Ali var mesela, delidir. Hadi bu gece eğlenelim ama sonuna kadar dediğimdir Ali. Gitmez Ali. Güngör vardır mesela. Var olan tüm hayat olgularının içinden bir parça Güngör. Eksiklerimi tamamlayan bir abi Güngör. Alkol adabının adıdır Güngör. Adaptır Güngör. Merve var mesela. Merve’dir ilk Ahretlik öğretisi. Ahretliktir Merve. Hani kilometreler aşılır kavgalar edilir ama ordadır Merve. Tartışılabilendir Merve. Dinleyendir bazen kızgın olsa da Merve. Fatih vardır bilen bilir. Yıllardır var olandır Fatih. Bir telefon kadar uzağında ama bir o kadar da yakınındadır Fatih. Şefkatlidir Fatih. Dosttur Fatih. Ama acı söyleyen dosttur Fatih. Çağdaş vardır en dipte ama bir o kadar da yukardadır mesela. En derin hayat öğretilerimin yanında yürüyendir Çağdaş. Sigara ve Rakıyı çok sevendir Çağdaş. Müziğe aşık bir adamdır çünkü Adamdır Çağdaş. Herkesin iyi ki varsın dediği adamdır Çağdaş. Ahmet vardır. Mesela “ Ben ne dersem o “ dediğinde “ Tamam kardeşim “ diyendir Ahmet. Her zaman yoktur ama varken tam var olandır Ahmet. Canan var bir de rengi pembe. En naif ruhların alıntısıdır Canan. Bilmez kötülüğün gerçek anlamını yapamaz Canan. Aklındaki kalbinde, kalbindeki ağzındadır Canan’ın. Sevilesidir Canan. Lise yıllarında lolitadır Canan. Büyümek nedir bilmememin sebebidir Canan. Caner var bir tuhaf. Sevgisi ısıtandır önce dosttur Caner. Yeniden gördüğüm eskilerdir Caner. Varken huzurdur Caner. Sonrasında özgürlüktür mesela Caner. Her halinle sevendir Caner. Sever çünkü Caner. Tuğçe var kimsenin anlayamayacağı. Bu dünyada karşılıksız iyiliğin nasıl yapıldığını bana yeniden öğretendir Tuğçe. Anne olabilmenin ne tuhaf ve ne naif bir güzellik olduğunu bana öğretendir Tuğçe. Bazen hiç görmeyip sonra gördüğümde bağrıma bastığımdır Tuğçe. Kerim vardır inanamadıklarımdan. Kilometrelerce uzaktır Kerim. Bir sesi ile beni en karanlık hüzünlerde bile anlayandır Kerim. Göremediğim ama bir gün göreceğimdir Kerim. Umuttur Kerim anlayacağınız. Bir de Işın var. Tanımadan dostumdu Işın. En sevdiklerimin arasında beni en çok hayallerime tutundurandı Işın. Dur durak bilmeyen idealistliğimin en büyük yapı taşıdır Işın. Abla! Anne! Dost! Melodi! İlk idoldür Işın. Benim hayatımın dönüm noktasıdır Işın. İyi ki vardır ve hep de oldur Işın.
Dedim ya gidenlere inat biz kalanlara bir görevdir gülmek. Bir defa daha gülün benim için oralarda olur mu? Sevinin mesela biri daha sizi seviyor diye. Çünkü ben hepinizi çok seviyorum. Sevmenin ne demek olduğunu kimsenin bilmediği bu değişik dünyada var olduğumu bilin sadece. Gitmediğim sürece var olsun sevgilerimiz.
#Semtinkizi
Gelecekteki mutsuzluklarınızın hayali için bugünün var olan mutluluklarını nasıl görmezden gelirsiniz?
Bilmeyenler için anlatılan onca yalandan sonra geriye ne kaldı? Bir bir şimdiyi unutturan gelecekler çizdiler hepimize. Bilinmeyen yarınları sundular. Televizyonlar, radyolar, aileler, hayatlar. Bir bir seçenekler sundular. Parçası olmazsan gelecek olamazsın. Geleceği kim bilmiş ki sana peşkeş çeksinler ey aklı evvel? Dur ve düşün. Geleceğinde seni mutsuz edecek diye bugünün mutluluklarına nasıl sırtını döndüğünü düşün. Değmeyecek mutsuzluklara sahipken gitmediğin aptallıkların varken nasıl mutlu olduğun yerde kalmazsın? 1 ay mı? 1 hafta mı? 1 gün mü? 1 saat mi? 1 dakika mı? 1 saniye mi geleceğin? Yoklar için varları yok etmek hangimizin hakkıdır? Yapamazsın diyenlere inat yaparım demediğin müddetçe sahip olamayacağın onca şeyi düşün! Varsın! Yaşıyorsun! Şanslısın İnsan! Herkes sana “ Ondan bir şey olmaz “ dediğinde “ oldururum” diyebilecek kadar güçlü olamaz mısın? İnsan varlığının nelere kadir olduğunu bile bile duranlardan mısın? O zaman benim hayatımda da yerin var İnsan!
Hoş geldin!
Bil ki Oldurabilmek için hiçbir zaman Geç Değil!!!
#Semtinkizi
Biz ne olduk???
Hayat tam başladıklarını bitirebilecek güce sahip olanlar için yaşanabilir hale geldiğinden beri yarım mutlulukların tamamladıkları olduk. Yoktan var eden bir neslin yokları var görenleri. Bilmediklerini bildiğini sandıklarında bir şey bilmediklerini gördükleri. Herkes olmak isteyip kimse olamadıkları. Birimiz hepimiz için derken bencil oldukları olduk.
Geçmiş olsun insanlık sonunda insan olalım derken hiç olduk...
Kaldığın yerde yarım kalmaktır gidememek...
Hayat senin düşündüğün hiçbir sevgiyi sana vermezmiş. Fazlası olmazmış eksiği olduğu kadar. Hani neden gitti dediklerin nedenlerini sana sunar gidermiş senin göremediğin. Bil bakalım neden diye soramadığın her dakika nedenini bildiğin herşey senden uzaklaşırmış. Gitmeseymiş keşke dediklerin kalsaydı, keşke gitse dediklerinmiş. Kaldıklarında anladığın. Bir varmışlar aslında bir yokmuşlara eşit bu hayatta. Sen boşver bir yokmuşları da bir var olacaklara odaklan. Sen sen olabildiğin müddetçe bir daha varlar merak etme. Sen mutlu olabiliyor isen mutlu ya etrafındakiler. Mutsuzluk kime yakışmış? Ne hikayeler anlatılmış yaşandığından mütevellit. Ne gülenler ağlamış içten içten. Ne o sandıkların başkaları çıkmış. Sen sen ol başkalarına sen gibi davranma derdi babaannem. Haklıymış…
Gidelim buralardan dediğin gün gidemediysen eğer yarım kalırmışsın kaldığın yerde. Gitmeliymişsin gidelim dediğin zaman. Durmamalıymışsın. Çünkü durmak geri götürürmüş herşeyi. Eskilere dönermiş kalanlar. Bir adım ötede duran parlak geleceğe sadece bakarmış geri geri giderken. El sallamakla yetinirmiş.
Yanlış hatırlamıyor isem 18 yaşımda “ Kalamazmıydın “ diye bir şarkı yapmıştım. O yaşımdan beri öğrenemedim zaten gitmeleri. Hep kaldım kendime bir başkalarıyla. Ben yollarını öğrendim 11 yılda gitmelerin ama gidemedim. Şimdi bir başkasına anlatmak isterim gitmenin yollarını. Gelin benim bildiğim yolları benim hikayelerimle sizle paylaşayım. Ben gidememişken belki siz gidersiniz ne dersiniz?
Çok zaman önce ben bile hatırlamıyorum yaşım kaçtı. Kaçıncı bahardı ama bahardı eminim. Çünkü bir çantam vardı bahar rengiydi. Çok sev erdim ve ne zaman kayboldu hiçbir zaman da bilemedim. Bir bayram sonrasıydı en sevdiklerimden biri hediye etmişti. Hatta evden çıkarken unutmuştu çantayı vermeyi 5 katlı bir evin en üst katında oturduğu için balkondan aşağı atmıştı “ Unuttunuz Yeşim’imin hediyesini “ diyerek. O zaman da yetişemiyordum ama boyumun kısalığından. Şimdi de yetişemem zaten bana verilenlere çünkü ruhum kısa. Güzel bir hediye paketinde sarılıydı hiç unutmam. İlk açtığımda çok mutlu olmuştum. Kız çocukları çok severmiş çantaları o zaman öğrendim. Çok küçüktü düşlerim. İdrak edemezdim sevmeleri bile. O çantadan bana geri kalan hatıraları oldu. Hala unutamam ne zaman kaybolduğunu unuttuğum gibi. Şuan yıllar geçmesine rağmen hala hatıram olmasının sebebi bahar rengi olmasıydı Siz bahar rengi ne bilir misiniz? Hanı kırmızıdan biraz yeşilden biraz pembeden biraz aklınıza ne geliyorsa o renkten birazdı işte. Gözyaşlarımdan arta kalan tüm renkler ondaydı sanki. Çocukken de çok ağlardım ben. Ağlayabilirdim taa ki bana ağlamak güçsüzlük gösterisidir diye öğretene kadar birileri. Çok ağlardım çünkü severdim ağladığımda yalan söyleyemezdi duygularım. Severdim herkese açık olmayı. Yalan sevmezdim söylemelerime rağmen hala sevmem ya o ayrı. Durduramadığım onca saçma sapan sevmelere bile yalan söylememe rağmen insanların menfaatlerine yalanlarına maalesef alışamadım. Çok durdum baktım acaba bu yokuşları nasıl çıktılar derken altındaki arabaları göremezdim. Ben hep yürüyerek çıktılar zannederdim. Meğer en yukardan nanik yaparmış herkes ben görememişim. Siz de göremediniz belki. Göremezdiniz çünkü. İnsan bu zaafı olduğu kadar sevdaları vardır. Sever aptal yerine konulmayı. Sever insanlar tarafından defaatle kandırılmayı. Sever çünkü. Yapmaz der. Yaptıkça daha da yapmaz der. Enayidir söylemesi ayıp. Durur durur aynı şeyleri yapar çünkü doğasında vardır. Ne dersen de hep aynı gerzektir insan. Benim gibi. Merhaba dünyalı sen de gerzeksin ama anladığın zaman çok geç olacağı kadar gerzek. Güzel bir şarkı çaldığında aman sevgilim oynak demesin diye oynayamıyorsan. Karnın açken aman sevgilim çok yiyor demesin diye aç geziyorsan bak hep gerzeksin. Çünkü kimden neyi saklıyorsun diye sorarlar insana. Kendinden kendini saklayamazsın bunu asla unutma…
İnat Olsun Diye Be!!!
Bu hayatta çok iyi bildiğim 2 şey var. Biri çalışmak, İkincisi sevmek. İkisine de sahip çıktım. İşime de sevdiklerime de kendimden çok sahip çıktım. Ama ikisi de çok güzel kullandı beni. Geçmiş 14 yılımın her bir günü ayrı yaranamadım her birine. Ama yıllardır öğrenemediğim tek şey zorunda olmadığım. Yıllar önce İngiltere'de yediğim dayakta bile öğrenemediğim bu. Yıllarca gidenlerden öğrenemediğim bu. ZORUNDA DEĞİLİM. Aslında zorunda olduğum tek şey VAR OLMAK. Öğrenemedim. "Alıştığını kaybetmek nedir bilir misin?" diye kendime sorgulamak yerine "Alışmadan gitmek nedir bilir misin? " diyemedim. Çünkü bu hayatta kimsenin yardımı olmadan büyüyen biri olarak birilerinin yardıma ihtiyacı olduğunu düşündüm hep. Karşılık beklemeden sevdim. Ama karşılık bekledi sevdiklerim. Hem de benim verdiklerime bile benden karşılık beklediler. Bugün beni üzebilen biri bile varsa benim verdiğim cüretle beni üzüyor. Beni acıtmaya hakkı olmayan bir sürü insan canımı yaktıysa suçlusu benim. Öldüğüm gün bile eksikti diyecekler. Çok sevmeme rağmen sevemedi diyecekler. Derler çünkü. Herkes daha çok ister. Veremezsen neden diye sormazlar. Sadece YAP! DAHA FAZLASINI YAP derler. Senin neye ihtiyacın var sormadan YAP derler! Sen canım yanıyor derken benim de derdim var diyenler sadece YAP derler. Bir ben BENCİL olamadım şu şerefsiz dünyada. Bu dünya ADALETSİZ. Bu dünya AHLAKSIZ. Bu dünya SEVGİSİZ. Yine de inat olsun diye seviyorum. Daha da seveceğim. Sırf PİSLİK olsun diye be... #semtinkizi
Yani sev. Bilmediğin diyarlarda Yeniden sev. Yaşa en acı veren aşkları. Acı olmadan anlamazsın ki. Tut dikenini korkmadan hayatın. Korma acısın canın, Yeniden sevmek için. Tut ellerinden en kısır hüzünlerin. En derin nefesini al, En derin düşüncelerinle birleştir. Sonra dağıt doğaya, Bırak kendini, Tutma. Yani sev En çok da kendini sev... #semtinkizi #şiirheryerde
Bir Hikayem Var Çocuklar!!! ( Hanım Kızım Vol 2 )
Evvel zaman içinde bir kadın ve bir adam varmış.
Bir yaz günü sosyal medya o zamanlar daha yok. Fakat sosyalleşmenin ilk tohumları atılan web chat sayfalarından www.vampirefreaks.com da tanışmışlar. Hanım kızımız ilk gördüğü anda aşık olmuş adama. Ama aşkın o güne kadar ne demek olduğunu bilmediği için bu saflıkla ve hayranlıkla yaklaşmış. Adam yaşça ondan büyük olduğu için tecrübeli tabi anlamış kızın saflığını. Ama iyi adammış kullanmamış kızın bu durumunu. İş bu ya adam da kısa bir süre sonra aşık olmuş kıza. Fakat çalışmayı sevmiyormuş adam. Kızsa tam bir işkolik. Bir süre sonra parasal sıkıntı yaşamaya başlamışlar. Aradan 2 yıl geçmiş 3 yıl geçmiş fakat adamın pek çalışmaya niyeti yokmuş. Dert bu ya ayrılmışlar ama birkaç ay sonra dayanamayıp barışmışlar. Yıllar yılları kovalamış. Kız sırf cinsellik için adam ondan ayrılmasın diye kendini teslim etmiş adama. Fakat aynı hafta adam kızı aldatmış. Büyük aşk yaşıyor ya hanım kızımız affetmiş adamı. Aradan yıllar gemiş konu evliliğe gelmiş. Adam çalışmıyor hala! Hanım kızımız adamın ailesiyle tanışıyor. Adamın ailesiyle deli anlaşıyor. Adamın annesi bir gün evine çağırıyor kızı ve diyor ki " senin gibi bir kızım olsa böyle bir adama vermem. Ben seni nasıl gelip isteyeceğim? Adamın çalışmaya gönlü yok! Ömür boyu bu adama mı bakacaksın? Sen diyorsan ki ben çok seviyorum, bir şartla bu eve gelebilirsin. Gelin olarak değil kızım olarak gelebilirsin! ". Kız şaşırıyor cevap bile veremeden evden ayrılıyor. Dönerken yolda adam arıyor ve diyor ki " Ben televizyon istemiyorum ya salona bence projektör kuralım. Çamaşır makinasını fln gri mi alsak? Yeni renkliler çok güzel. ". Kız ona da ses etmeden telefonu kapatıyor. Günler günleri kovalıyor. Her geçen gün, çalışmayan adam evde yeni lüksler peşinde. Kız düşünüyor ve soruyor bu adam böyle bir adam değildi. Neden bu değişiklik? O gün anlıyor ki bu ilişkiden geriye sadece alışkanlık kalmış. Gerisi bitmesi gerektiği için çıkartılan bahaneler ve abartılı istekler. Kız karar veriyor. Adam bir şekilde legalen ayrılır bu kızdan. Onu aldattığına inandırması gerek ve inandırıyor da bir şekilde. Adam " ben bunu herkesten beklerdim ama senden beklemezdim " diyor. Kız diyor ki " Şu an sadece 2 seçeneyin var. 1.si benim yıllar önce seni affettiğim gibi beni affedersin bu ilişki bittiği gün sıfırdan yeniden başlar ya da 2. si sırtını ve tüm hayatını bana döner siktir olur gidersin. ". Adam telefonu kapatmış kadın ise kalbini. Belki gidince iyileşirim sanmış kadın. Birkaç defa tesadüfen karşılaşmak hariç bir daha hiç görüşmemişler. Yıllar geçmiş bizim hanım kızımız onu asla unutamamış. Çünkü bizim hanım kızımız her insan evladının hayatında AŞK'ı bir kere yaşayabildiğine inanmış. O ise şansını yıllar önce kaybetmiş. Fakat hanım kızımız birşeyi bilmiyormuş. Her çiçek bir tohum bırakır bu dünyaya. Uygun şartlarda her tohum yeniden çiçek açar!