seen from United States

seen from Canada
seen from Brazil
seen from Maldives
seen from Brazil
seen from United States
seen from China
seen from Canada

seen from Brazil
seen from Brazil
seen from Brazil
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from China
seen from United States
seen from Russia

seen from Canada
seen from New Zealand

seen from Brazil
Ben piç birisiyim ama sana aşık oldum
Conolorla tırt Kemalistler elele
Conolorla tırt Kemalistler elele
Nihat Genç yazdı CHP kurultayı bildirgesinde ‘açılım’ı ilan etti. Ve bu kurultayda da sık sık Atatürkçü olduklarını söylediler, yetmedi, ‘Kuvayı Milliye’ ruhu taşıdıklarını defalarca deklare ettiler. Kuvayı Milliye ruhuyla Atatürkçülükle ‘açılım’ın ne alakası var? O YÜZDE ‘BİR’, AKİL ADAMLAR GİBİ YÜZDE YİRMİ BEŞLİK KİTLEYİ AÇILIM’A İKNA EDECEKMİŞ Kongre boyunca onlarca CHP’li ekrana çıktı ve…
View On WordPress
Ring
Son raund'ta aldığı sağ kroşeyle ağır çekimde yüzünün dağıldı görülen boksörün yavaşça yere yığıldığı an hissettiği şey fiziksel acıdan çok maçı alamamanın verdiği hayal kırıklığıdır. Ve ben ringe çıktığımda ne olacağını biliyorum. Rakip diyaframıma okkalı bir yumruk atıcak ve ben nefesim kesilerek yere düşeceğim. İşte şuan tamda böyle hissediyorum. Hayal kırıklığı çok sikko bir şey.
ŞİZOFRENİ
Cümleleri rahat bıraksa dökülecek gibi. Dünya her zamanki gibi dönecek ve başa saracak düzen. Dün tekrar yarını bulacak ve yapışacak yakasına.
-'Kaç nefes hakkımı daha boşa harcadım? Kirli ellerimle kaç hayata daha dokunacağım? Kirlenmiş gök yüzünde kaç bulutu daha hayallerimle dolduracağım? Kaç gece daha özleyeceğim, kaç gün daha bir şey yok gibi yaşayacağım? Bugün başlayabilsem diye kaç günü daha baştan alacağım?'
-'Şimdi sus ve beni dinle beklentilerini ağzına sıçan beklentilerini kesip bir çöplüğe at. Ve elinde kalan hiçlere gülümse. Başa sarma, olduğun yerde dönme, yarını ümit etme, en iyisi siktir et yaşama.'
babamın hayatta en güvendiği şey trt nin hava durumu.ağustosta kar boran fırtına var dese inanır babam!
Ihtiyarlara Yer Yok filmini amma ovmusler arkadas biraz once izledim tırt yani
Evi Şen
"Az ileride çıkacağım abi" "Çıkacak mısın?" "Çıkacağım abi. Arabandan çıkcağım." Kısa süre sustum. Bişey diyemedim. Deli olamazdı. Az ilerde sadece küçük bir kum yığını, hemen yanında sayılamayacak kadar fazla kedi ve ıvır zıvır eşyalar vardı. Arabayı durdurdum inmek için yeltendi, "dur" dedim. "Çıkmayım mı abi?" "İnme." dedim Üzerine basa basa "Tamam abi" dedi. "ÇIKMIYORUM."
-Burada mı yaşıyorsun? -Abi gel istersen kum dolabına soda gömmüştüm sabah. -Kum dolabı? -Kum dolabı abi? Sodaları soğutuyorum. -Neyse. Evin yok mu senin? -Evim işte abi... Gayet bakımlıydı kum yığınını işaret eden elleri. -Anlayamıyorum. dedim. Arabadan indi. Gayet sakin kapımı açtı. Gel dedi. Klasik taksici soygunu senaryoları geçti aklımdan. Muhtemelen bütün paramı alıp beni burada öldürecek diye geçirdim kafamdan. İçimde en ufak bir korku yoktu. Motoru bile durdurmamıştım, gaza basıp gidebilirdim. YAPMADIM. Gözlerinin içine bakarak indim arabadan. Gözlerim kapandı sonra.Yere adımımı attıktan sonra her şeyi o kadar hissetmeye başladım ki... Kum yığınını geçtikten sonra 10 dakika kadar yürüdük. Sürekli bişeyler anlatıyordu. Sesi havada asılı kalıyor. Gök kuşağından bir kumaş. Her harfin üzerine yürüyorum. Yüzümde moleküllerine kadar ayrılıyor kelimeler. Kimisi kirli sakalıma yapışıp kalıyor. Birden ayağım kayıyor. Önce zifiri karanlık sonra renkli duvarlarla çevrili bir kuyu. Kendi kafamdan çıkıyor gözlerim. Gözsüz bir ben izliyor gözlerim. Benim aşağı düşerken iki balon gibi yükseliyor gözlerim. Yuvarlanıp oturuyorum sıcak bir koltuğa. Tim Burton tasarımı bir karakter uzatıyor elini. Gözlerimin içine bakarken eline bakıp "Ah" diyor. Odanın diğer tarafındaki açacağa uzanıyor hiç kıpırdamadan, elini açıp, bana uzatıyor. Şaşkınlıkla alıyorum elini. Altından yeşil olmayan ve parmakları olan bi el çıkıyor. Köpükten bir balon gibi hızla şişiyor uzaklaşırken sallanarak süzülüyor odada. Tiz bir sesle patlıyor adam. Gözlerimi iri iri açıyorum. Şişeyi kafama dikmemle indirip ağzıma gelen kumları tükürmem bir oluyor. Öksürüyorum. Omzumda bir el. El beyaz, dünyanın en hafif pamuklarından bir el. Öyle sıcak, öyle şefkatli. Gözlerim doluyor. Bir başka pamuk gibi el dokunuyor alnıma. "Tekrar iç..." yine o müthiş ses. Aniden gevşiyorum. O kadar huzurlu hissediyorum ki hüngür hüngür ağlıyorum. Beyaz el bir yaşı yakalayıp işaret parmağıyla damlatıyor koltuğun koluna. Çamurlaşıyor. Bakıyorum düzeliyor hemen. Yine deri oluyor. "İç hadi" diyor ses. Terlemiş şişeye bakıyorum. Dikiyorum kafama. Şerbet gibi. içimde bir buz dağı oluşuyor sanki. öyle serin... Tek elini duvara sürte sürte odanın içinde dolanıyor adam mırıldanarak. Duvarın her dokunduğu yerinde çiçekler. Güller, sarmaşıklar içlerinden rengarenk fışkırıyor duvarın. giderek büyüyen bir mutluluk. İçim içime sığmıyor. Odaya sığamaz oluyorum koltuk kalıyor ben uçuyorum odanın sonsuz tavanına doğru. Aşağıya bakıyorum. Gitmemeliyim. Çırpınıyorum havada. Nefes nefeseyim yükseldikçe sönüyor balon gibi bedenim. 'Tısss' diye fırlıyorum düştüğüm delikten. Peşim sıra ap-ak bir deniz. Kıvrılıyorum kum yığınına. Yorgunum ama mutluyum. Kediler çıkıyor üzerime, sanki bin bir pamuk el...