Tüm soyut düşünme yetimi bana "boşluk tasarla ve bunu sabunu oyarak modelle" dediklerinde yitirdim

tannertan36
Three Goblin Art
$LAYYYTER
noise dept.
Sade Olutola
TVSTRANGERTHINGS
Cosimo Galluzzi
Show & Tell
KIROKAZE
macklin celebrini has autism
cherry valley forever
Not today Justin
YOU ARE THE REASON
No title available
tumblr dot com
Mike Driver

PR's Tumblrdome

oozey mess

pixel skylines
ojovivo
seen from United States

seen from United Kingdom
seen from Malaysia

seen from Canada

seen from Myanmar (Burma)

seen from Malaysia

seen from Netherlands
seen from Türkiye

seen from Syria
seen from Brazil
seen from Ukraine

seen from South Africa

seen from Malaysia

seen from United Kingdom

seen from Türkiye
seen from France

seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from Germany
@bircesitateist
Tüm soyut düşünme yetimi bana "boşluk tasarla ve bunu sabunu oyarak modelle" dediklerinde yitirdim
Şu saat olmuş hala uyuyamayan kafama sıçayım
Şimdi bi uyusam, karşıki dağlarda bir şey değişmez ama göz altlarımdaki çukurlarda çok şey değişebilir. Karşıda dağ da yok zaten Ama göz altlarımdaki çukurlar harbiden baya gerçekmiş Öteye beriye ataerkil sistemin ağzımıza sakız ettiği o çirkin küfürlerden savurasım var Aslında çok işim var ama ruhum kadrolu işsiz Sıkıldım Yaşadığım hayatın totişkosuna tüm kayıplarım ve kırıklarım bi kahveni içer kalkarız diye gitsin, yatıya kalsın.
Sıkılıyorum mücahit.
Örgü mü örmeye başlasam? Yaşım da geldi nihayetinde. Şaka maka benden ufak çocuklar olimpiyatlara katılıyor falan şu 19 buçuktan biraz daha fazla yıllık hayatımda en büyük yatırımı yanlışlıkla sigaraya yapmışım, keşke azıcığını da kendime ayırsaydım
Benden herkese büyük boy ALEKTE MOVIK MOVIK
Sigara içiyorum ciğerim yana yana... Faranjitten başka hastalık Kahveden başka içecek Müzikten başka antidepresan Reglden başka bahane Siyahtan başka renk Kulaklıktan başka aksesuar Üşengeçlikten başka tavır Kaçmaktan başka çözüm Lens yıkamaktan başka bakım Hayatı sorgulamaktan başka aktivite Bilmez bu zalım gönlüm
Içimde bir şeyler ölüyor, sözlük
Çünkü bana göt büyütmeler yakışır.. 1 avuç mutluluk
National Geographic’in Türk Hava Yolları belgeselini izlerken duygulanıp hüngür hüngür ağladığım ana değin bu kadar kötü olduğumu ben de bilmiyordum.
İnsanların ağlamadıkları filmlerde ağladığım sıklıkla görülmüştür, saçma romantik komedilerde falan. Ama duygusal yönü olmayan bir belgeselde ağlamak benim için bile fazla okumayanlarım.
Yalnızsınız dostlar, sorumluluğunu sadece sizin taşımadığınız hadiseleri yaşarken de yalnızsınız. Fiziksel ve duygusal zararınızı paylaşamayacaksınız. Güvenmeyin, en çok da “bana güvenebilirsin” diyenlere güvenmeyin. Çünkü en tehlikeli onlar, sizi hayal kırıklığına uğratma kapasitesine sahip olanlar.
Bana ruhsuzsun, soğuk kanlısın diyen insanlara benden 1 büyük boy nah, buzlu olsun
Isim: Alexandra Smilyanova Yaş:19,498 Meslek: Ilişki terapisti, Sınav terapisti, Eğitim koçu, Yarı zamanlı Haydar Dümen, Tam zamanlı kedi annesi Hobiler: kitap almak, cuara kahve, oruca saygının yanlış anlaşılmasıyla mücadele, Kadın erkek eşitliğine dair uzun konuşmalar yapma, diving in the youtube ocean, diving deeplier in the youtube ocean Yaşam felsefesi: Beğenmiyorsan da saygı duy Hayat: Sıkıcı Dünya: Boktan Celsius ne derse: 273 fazlası Nem oranı: %78 Beyin: Kullanılamıyor
Kafamda 2 tane soru var.
-Bazı dillerde (Almanca, Italyanca..) nesnelere cinsiyet vermek (artikel) ilk kimin aklına geldi?
-Onu neden dinlediler?
Yıllarca gittiğim dersanede yıllardır tanıdığım bir abimin ölüm haberini saçma bir yerel haber sitesinden öğreniyorum. Dersaneyle işim bittikten sonra defalarca içeride görmeme rağmen üşenip "aman ya sonra gider konuşurum" diye düşünerek bir daha konuşamadığım gerçeğiyle yaşıyorum. Yurdumun bahçesinde çok sevdiğim, insanlara alıştırdığım, mevsim dinlemeksizin kucağımda saatlerce uyumasına zevkle izin verdiğim kedimin araba tarafından eziliş fotoğrafını "insanlar ne kadar sorumsuz yha bari olan oldu niye onu orada bırakıyorsunuz" başlıklı bir yazıda okulumun facebook sayfasında görüyorum. Son gördüğümde "neyse sonra seveyim, şimdi çok uykum var" diye düşünmüş olmam gerçeğiyle yaşıyorum. "Biz ölümsüzlüğü bulduk ya, büyük dedem 1923 doğumlu, nerdeyse 93 yaşında benden sağlıklı" dediğim dedem 3 ayda çöküyor. Anneannemlerin evinde kalırken yalnızca bir kez yanına gidiyorum, nasıl olsa ona bir şey olmaz diyerek defalarca eve gitmeme rağmen tekrar konuşmayı erteliyorum. Bana söylediği son şeylerin "mezuniyetini göremem ama" içermesi, benim bunu kabullenmeyişim ve hazırlığı bitirişimi bile göremediği gerçeğiyle yaşıyorum. Hiç tanımadığım, büyük teyzemin eşinin cenazesine gidiyorum. Beni etkilemeyecek bir ölüm olmasına rağmen canımdan çok sevdiğim insanların, dedemin, dayımın, ölüme bu kadar aşina bir şekilde mezarına toprak atışlarını görüyorum. Annemin yaşadığı uzakta oluşunun verdiği sorumluluk duygusunu görüyorum. Aylarca aynı şehirde yaşayıp da bir kez olsun ziyarete gitmediğim gerçeğiyle yaşıyorum. Baba tarafımla aram çok iyi değil diye düşünerek aylarca babaannem ve dedemi ziyaret etmiyorum. 6 7 yıl boyunca bayramdan bayrama zorla yanlarına gidiyorum. Dedemin akciğerinde kist olduğunu öğreniyorum, sonra kötü huylu olduğunu, ardından da ameliyat edilemeyeceğini. Babam sesi titreyerek "sen canını sıkma kızım" diyor, titremenin şiddetinden anlıyorum. Yıllardır "babaannem anneannem dedelerim, hiçbirini kaybetmedim" diyordum, bundan maksimum 8 9 ay sonra "dedelerimden birini kaybettim" diyecek olduğum gerçeğiyle yaşıyorum. Kedim Ares. 1 buçuk yıldır kendisini evlat gibi görüyorum, çoğu evlat edinen ailenin çocuklarını sevdiğinden daha çok seviyorum. Hakkında yazdığım onca yazıda zaten benim için neyi ifade ettiğini anlatıyorum, beni tanıyan herkes de onun benim için değerini biliyor. Birlikte yaşlanacağımızı, eve çıkar çıkmaz kendisini yanıma alacağımı düşünüyorum. Ben, eğitim için belki mecburiyetten ama onu yalnız bırakıyorum. Eve zar zor alışıyor. Onu son görüşümde doğru düzgün veda edemiyorum, bi öpüp bırakıyorum ve onu bir daha göremeyeceğim, minik yanaklarından öpemeyeceğim gerçeğiyle yaşıyorum. Annem bana aile bireylerinden birinin kaybının çok acı olduğunu ama hayatın devam ettiğini sürekli açıklıyor, belli ki beni bir şeylere hazırlıyor. Babam birinci dereceden bir akrabasını 2. kez akciğer kanserinde kaybetmesine ramak kalmış halde ısrarla sigara içiyor. Ve ben onları da elbet bir gün kaybetmek zorunda kalacağım gerçeğiyle, sürekli bunu düşünerek yaşıyorum. En sevdiğim, en rahat ettiğim pantolonumun da düğmesi tam olarak bugün kopuyor. Belimden düşmeyen fakat göbeğimi sığdırabileceğim bir pantolonu nasıl bulacağımı düşünerek bu gece aylar sonra ilk kez yazıyorum. Bunların hepsini yaklaşık 6 ayda yaşıyorum 6 aydır kaybetme fikrini aklımdan geçirmediğim sevdiklerimi beklemediğim şekillerde kaybediyor ve bunu acımasız yollardan öğreniyorum. Peki ben artık kaybetmeyecekmiş gibi sevebilecek bir kalbi kendimde bulabiliyor muyum? Kaybetmeye şartlanmadan yaşayabiliyor muyum?
Düşünsenize
Gün boyunca kendiniz dışında sadece 3 insan ve 1 kediyi görüyorsunuz
Bu 3 insan ve 1 kediden 2 insan sürekli sigara içiyor, 1 insan sürekli konuşuyor, diğer 2 insan sigara içerken onlara kızıyor. 1 kedi sürekli miyavlıyor.
Gelin ve bu evde 3 yıldır içiyor olduğunuz sigarayı bırakın.
Bu 3 insan ve 1 kedilik ev halkının üyelerinden 1 insan, sizi sigara bağımlılığınız yüzünden suçluyor, kendisi 30 yıllık bağımlı olur. Saçlarınız bakımsız diye de suçluyor. Aslında bedeninizdeki ufak bir arızadan dolayı da suçluyor. Neden İstanbul’dayken doktora gitmedim sorunuza çünkü tek gitmek istemedin diye cevap veriyor. Komiktir ki siz önceden ben giderim demiş oluyorsunuz, onlar da gerek yok buraya gelince gidersin demiş oluyor. Yine suçlusunuz.
Bu 3 insan ve 1 kedilik ev halkının bir diğer üyesi zaten akşama kadar çalışıyor, yorgun oluyor, erken uyuyor. İletişiminiz “hoşgeldin tontişim”den ibaret. Belki de bunun için de suçlusunuz
Bu 3 insan ve 1 kedilik ev halkının son insan üyesi gün boyunca susmak bilmiyor. Oyun oynarken, bir şey izlerken, yemek yerken durmaksızın konuşuyor. Canınızın çektiği kıytırık bir lahmacunu bile yiyemiyorsunuz, en azından %40 hakkınızın bulunduğu abur cuburlarınızı kendisinden kurtaramıyorsunuz. İlginçtir ki bunun için bile suçlu olabilirsiniz.
Bu 3 insan ve 1 kedilik ev haklının kedi üyesinin artık bir şeylerin eskisi gibi olmadığını, mecburi yokluğunuzun ve onu alamayışınızın artık sizi daha az annesi yaptığını yüzünüze vuran tavırlar sergilediğini düşünün. Ve keklerinizi onunla da paylaşmak zorunda kaldığınızı.
Her şeyin suçlusu sizsiniz
Gelin ve bu evde huzurla dinlenin
Bugün sınav için fazla güzel, mutluluk için fazla çirkin