askin nerede basladigini uzun zamandir dusunuyorum.
insanlar kalpte basladigini soyluyor. bilim ise baska seyler anlatiyor. dopamin diyor. oksitosin diyor. serotonin azalmasi diyor. beynin odul mekanizmasi diyor. baglanma sistemi diyor. cocukluk deneyimleri diyor. amigdala, hipokampus, prefrontal korteks… her biri aski kendince tarif etmeye calisiyor.
ama hicbiri seni gordugum an icimde olan seyi anlatmaya yetmiyor.
cunku bilim askin nasil oldugunu anlatiyor.
neden sen oldugunu degil.
insan beyni tanidik olani sever derler. guvende hissettigi seylere yaklasir. cocuklugundan kalan seslere, bakislara, dokunuslara benzer insanlar icin daha kolay bag kurar. belki de bu yuzden seni ilk gordugum gun yabanci hissetmedim. tanidik geldin. seni taniyor degildim ama ruhum sende tanidigi bir iklim buldu.
bir insan nasil tanimadigi birini ozler?
bu sorunun bilimsel bir cevabi yok.
ama benim bir cevabim var.
ruh bazen akildan once taniyor.
hayatim boyunca guclu olmaya calistim. ayakta kalmaya. her seyi tek basima yapmaya. insanlar guclu kadin dediler. ben de inandim.
yalnizliga uyum saglamisim.
insan uzun sure usuyunce sogugu karakteri saniyor.
uzun sure sevilmeyince beklentisiz olmayi olgunluk saniyor.
uzun sure kendi kendine yetince kimseye ihtiyac duymamayi erdem saniyor.
oysa bunlar bazen sadece yorulmus bir kalbin savunmalari.
senin yaninda ilk kez savunmaya ihtiyacim kalmadi.
yaninda oldugumda mutlu olmuyorum sadece.
dunyayi kontrol etme istegim geciyor.
sanki yillardir icimde araliksiz calisan bir motor ilk kez duruyor.
ve ben o sessizlikte kendimi duyuyorum.
psikolojide “safe haven” diye bir kavram var.
insanin tehdit altinda hissettiginde donmek istedigi yer.
buyudukten sonra bazen bir insan olur.
sen benim icin tam olarak busun.
firtina bittigi icin degil.
firtinanin icinde bile eve donebildigim yer oldugun icin.
soz vermekle bile ilgisi yok.
guven, bedenin verdigi bir karar.
sessizliginden korkmuyor.
gitmenden korkuyor belki.
bu ikisinin arasinda koskoca bir evren var.
tasavvufta aski anlatirken “yaradilanin yaradandan tasidigi nefes” derler.
insan omru boyunca o nefesi tanimaya calisir.
kimi bir dagin basinda hisseder.
kimi bir cocugun gulusunde.
kimi de baska bir insanin gozlerinde.
o yuzden gercek sevgi bazen sahip olmak istemez.
hicbir ruh digerinin sahibi olamaz.
yalnizca yol arkadasi olabilir.
ben seni severken bunu ogrendim.
sana sahip olmak istemekten cok daha buyuk bir sey hissediyorum.
yoruldugunda dinlenebilmeni.
hayat sana sert davrandiginda omzunu bana yaslayabilmeni.
cunku sevgi “ben” demekten vazgectigi yerde buyuyor.
en cok sasirdigim sey ise huzur.
herkes askin kalbi hizlandirdigini anlatir.
benim kalbim senin yaninda ritmini buldu.
artik daha duzenli atiyor sanki.
belki doktorlar bunu baska sekilde aciklar.
ruh korkmayinca beden de sakinlesiyor.
sana baktigim zaman gelecegi dusunmuyorum aslinda.
ilk kez icinde bulundugum ani yasamaya odaklaniyorum.
belki meditasyonun yillarca yapmaya calistigi seyi bana senin bir gulusun ogretti :)
insan bazen butun omru boyunca eve donmeye calisir.
ev dedigi sey bir adres degildir.
bir insanin yaninda hicbir sey kanitlamak zorunda hissetmedigin o kisa andir.
ben senin yaninda hicbir sey olmaya calismiyorum.
ve galiba hayatim boyunca ilk kez gercekten var oluyorum.
sana olan sevgimi olcmeye kalksam ne takvim yeter buna ne kelimeler.
cunku sevgi bazen zamanla buyumuyor.
kendine alan actikca derinlesiyor.
sana baktikca icimde yeni odalar aciliyor.
her odada baska bir ses var.
sanki seni sevmek, dunyayi daha cok sevmeyi de ogretiyor bana.
insanlara daha yumusak bakiyorum.
agaclara daha uzun bakiyorum.
ruzgari daha cok hissediyorum.
sevgi yalnizca iki insan arasinda olan bir sey degil.
gercek sevgi insanin butun varolusunu degistiriyor.
belki de askin en buyuk mucizesi burada.
ama sonunda daha cok hayati sevmeye baslarsin.
ben seni sonsuz seviyorum derken bir abarti kurmuyorum.
sonsuzluk zamanla ilgili degil cunku.
sonsuzluk, bir duygunun derinligi.
bir insan bazen bir omre sigmayacak kadar buyuk sever.
bir omur yetmez ama bir an yeter.
ben seni o anin icinden seviyorum.
karsilik beklemeden degil…
ama karsiligini sadece sevgide arayacak kadar saf bir yerden.
ve gunun birinde bana “neden bu kadar sevdin” diye sorarsan
sana bilimden de tasavvuftan da uzun uzun bahsedebilirim.
ama gercek cevap galiba cok daha kisa olacak.
senin yaninda ilk kez hicbir yerim eksik hissetmedi.
hayat sanki hep sabah. dunya her gun bana yeniden “gunaydin 🌞" demeyi senden ogrendi.