Almond Branches In Bloom, San Remy | Vincent Van Gogh
Today's Document
trying on a metaphor
Xuebing Du
tumblr dot com
Cosimo Galluzzi

tannertan36

shark vs the universe
No title available

No title available

Origami Around
Jules of Nature

#extradirty
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
No title available
i don't do bad sauce passes

Janaina Medeiros
d e v o n
NASA
styofa doing anything

PR's Tumblrdome
seen from Germany
seen from Portugal
seen from United States
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from Ireland
seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Germany
seen from Spain
seen from Germany
seen from United States
@cekcekurekleri
Almond Branches In Bloom, San Remy | Vincent Van Gogh
“these stars are for you, child.”
Yine saldırıyorlar her köşeden.! Yine kardeş olduğumuzu unutuyorlar.. Ne zaman düzelecek bu kara düzen? Benim sana bisürü sorum var Atam.. Sadece benim değil ülkemizin ihtiyacı var sana Mustafam Kemalim Atatürküm ♡
Kurtuluş savaşının son taarruzunu başlatmadan önce çadıra kitaplar götürmüş, üstelik duymuş ki Çalı Kuşu diye bir roman çıkmış onu da getirtiyor onu da okuyor. 30 Ağustostan bir hafta önce…
30 Ağustos'ta bu topraklar özgürleştiğinde!
Mustafa Kemal'in çadırında eşyaları toplanıyor. Çadıra giriyor Mustafa Kemal, kitapları var orada masanın üzerinde.Askere, “Aman çocuk kitaplar, kitapları unutma” diye tembihliyor. Asker; “Efendim sandık bekliyoruz, sandık gelsin kitaplarınızı ona koyacağız merak etmeyin” diye cevap veriyor. “Peki” diyor Atatürk, dışarı çıkıyor herkes zaferi kutluyor. 5 Dakika sonra dayanamayıp içeri geri dönüyor, aklı kitaplarda.“Kitaplarım diyor Mustafa Kemal, “kitaplar hala masanın üstünde duruyor?” Asker cevap veriyor; “Efendim sandık bekliyoruz, sandık gelsin sandığa koyacağız.”Bir de bakıyor Mustafa Kemal, dışarıda sandıklar, Atatürk sandıkları göstererek; “E burası sandık dolu?” diyor askere. Asker cevap veriyor; “Efendim onlar mermi sandığı, içlerinde mermi var.” Gidiyor Mustafa Kemal, alıyor mermi sandıklarından birini, boşaltıyor yere mermileri.
Boş sandığı askerin eline veriyor;
“Al diyor, kitapları buna koy asıl savaşımız şimdi başlıyor.”
Sunay Akın'ın da dediği gibi Atatürk büyük bir satranç oyuncusu onun derdi günü kurtarmak değil hamle yapmakla diye..
Mutluluktan birkaç saniye önce..
Tam şuanda bir şey eleştirmek isteseydin bu ne olurdu?
Kızlar olurdu. Batı hayranlığı, tip, kas, para ve menfaat üzerine yaptıkları hareketleri ve merakları olurdu. Vücudu güçlü diye vicdanı da güçlüdür zannedip birileriyle gezdikleri ve istediklerini alamayınca herkeste o kişideki duygulardan olduğunu düşünüp onun gibi görmeleri olurdu. Bu tür kızlar dilerseniz yanlış anlayın fakat tiksindirici. Bu bir gerçek. Maddiyatın, menfaatin bu kadar öne çıktığı bir dönemde şahsen şu dünyevi şeylerden sıyrılmış birini bulursam nikahı düşünmüyor değilim. Gerçekten parasız da oluyor bu dünya, Zara’dan Mango’dan H&M’den giyinmeyince Mac’ten makyaj yapmayınca da güzel olabilen kadınlar gördüm. Bunun yanında 17 18 yaşında porselen makyaj H&M’den veya diğer popüler mağazalardan giyinipte bir şeye benzemeyen kadınlar da. Üzülüyorum. Kendimi böyle bir durumda Cahit Sıtkı Tarancı’nın bir yazısıyla açıklayabiliyorum ; Hakikaten ben bu dünyanın adamı değilim… Herkesin paraya, maddiyata ehemmiyet verdiği, menfaatını gözettiği bir zamanda ben içimde nihayetsiz bir sevgi duyuyorum ve seviyorum; fedakârlıktan çekinmiyorum, beni aptallıkla itham edenler oluyor… Fakat ben asla aldırış etmiyorum. Bu dünyadan, bu dünya insanlarından bazan o kadar nefret ediyorum ki çıkıp gitmek için bir kapı arıyorum ve emin ol ki aradığım kapıyı bulduğum gün asla tereddüt etmeden o kapıyı açıp gideceğim, başka âlemlere, başka insanların yanına, herhalde bu dünyaya hiç benzemeyen bir dünyaya..
Anlatman gereken sayfalarca şey olur da ağzından tek kelime çıkmaz ya,
Ben hep sana yandım.
(via kirmayin)