yalnız hissediyorum, yapayalnız. eller yok vücudumda ve alışık değilim böyle dalmak uykulara.
küçük vücuduma büyük eller. küçük vücuduma büyük eller. küçük vücuduma büyük eller.
kapat gözlerini.

Product Placement
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
official daine visual archive
YOU ARE THE REASON

Jar Jar Binks Fan Club
d e v o n
occasionally subtle
Sade Olutola

pixel skylines
🩵 avery cochrane 🩵

❣ Chile in a Photography ❣
almost home
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
tumblr dot com
hello vonnie

No title available

blake kathryn

Game Changer & Make Some Noise

ellievsbear
The Stonewall Inn

seen from India

seen from United Kingdom
seen from Indonesia
seen from United States
seen from United States

seen from Singapore
seen from Portugal

seen from Brazil
seen from United States
seen from Bangladesh

seen from Bangladesh

seen from Poland
seen from Bangladesh
seen from United States
seen from United States
seen from India
seen from Türkiye

seen from Germany
seen from Algeria
seen from United Kingdom
@d342c
yalnız hissediyorum, yapayalnız. eller yok vücudumda ve alışık değilim böyle dalmak uykulara.
küçük vücuduma büyük eller. küçük vücuduma büyük eller. küçük vücuduma büyük eller.
kapat gözlerini.
beni sevsin isterdim. onun sevgisine layık biri olmak isterdim. onun “mükemmelliğine” layık biri olmak isterdim. beni sevdiğini öğrendim, fakat ondan öğrenmedim. çünkü ben onun sevgisine layık olabilecek biri değildim. başkalarına bahsettiği bir dertten ibarettim.
beni seviyorduysan, beni çek çıkar isterdim.
sadece konuşmak istediklerimi konuşalım
kafan açılmasın.
hastayım on sekize bastığımdan beri.
günler saniyeler hızında
gözlerinin içine bakma
telefon her çaldığında çarpan kalbim, artık görüntülü arama
sence çok mu değiştim
saman altından çok su yürüttüm
arttı hikayelerim, yaşadığım beş ömürlük
beş yaşımda evden ayrıldın,
on beşimde biliyordum
on yedimde evden atıldım
beni sevdiğini hep biliyordum
kızgınlığım size dahi değildi bir yerden sonra
her olay bir öncekini tetikler
sadece konuşmak istediklerini konuşalım.
-yarın manita geliyor
-hangisi?
yeniden yazmaya başladıysam ya hissetmeye başlamışımdır ya da anlamlandırmaya.
bir şey yapmazsan bir şey olmayacak. üzdün beni haftalarca fakat asla itiraf etmem. sana diyecek bir çift sözüm yok. hiçbir şey demeden giderim ben. bana dokunuşun siliniyor hafızamdan günbegün. diğer silinen her şey kadar.
o ufacık yaşımda birkaç çeşit sigara ve bir ucuz şişe vodkayla yaşadığım özgürlük hissiyatını unutamıyorum. ve keçiden daha yüksekmiş dağın başında. galatadan koşuyoruz karaköy vapuruna. kızgın değil dargınım sana. on iki yaşında ve ayılmak zorunda. kendi korkaklığın yüzünden beni yalnızlığımla bıraktın. kendi bencilliğin yüzünden. ne günlerdi onlar ama.
semtte sekiz çizerdim sabahın erken saatlerinde. kâküller gözümün önüne düşmezdi o günlerde. şarkılar mırıldanırdım. eski arkadaşlar aklıma düşmezdi. iki yakayı birleştiren köprüde hızlı hızlı nefesler alırdık döndüğümüz sigaradan. en sağ şeritten gider, deniz havasını içimize içimize çekerdik. nerede ne olur, nerede ne yenir ve nerede ne içilir iyi bilirdik. vakit vardı. kaçacağımız yolları bilirdik. hangi oda kaç paraya tutulur, yalın ayak nereye yürünür ve bu saatte o istediklerin hangi köşede bulunur iyi bilirdik.
şimdi ters ters gidiyor ayaklarım, sivri topuklarım ve unutmaya çalıştığım sabahlarım. yolumu değiştiriyorum defalarca önümü kesen arabalardan, hadi siktir git, diyorum. uğraştırma beni gece gece. hepimiz yaptık bize yakışmayanları defalarca çünkü kendinle tanışmak böyle dikenli yollardan geçmek zorunda. veya ben öyle düşünüyorum. çünkü benim düşündüğüm her şey gerçek olmak zorunda. keçilerden daha yüksekmiş dağın başında. robotlaştığım günler ve bir rüzgar bile hissedemiyorum suratımda.
sevdiğin herkes hayatta ise dünyanın en şanslı insanısın. bunu bir süre önce fark ettin ve sevindim adına. tanıştın ölümle yalnız bir başına. uzun perdelerin altında ve bekledin yoğun bakım odalarında. güzelim elinden hiçbir şey gelmiyorsa gelmiyordur. ağlıyorsun hastane koridorlarında. hala vakit var. tutun tüm sevdiklerine ve gider özlemini yarın hiç yokmuşçasına.
kötü haberler hızlı dağılır buralarda. martılar toplaşır ve daireler çizerler havada. dualarım yarıda kalıyor birkaç seferdir, uykularım bölünüyor ve burnumun tam üstünde uyuyakalıyorum. köpekler anneme havlıyor, ben bir arkadaşımı özlüyor ve kaçıyorum uykulara dört nala acılardan. dualar yarım kalıyor, ben bir şey hissedemiyor ve uyanıyorum ilk defa derin uykularımdan.
bu bilinmezlik hoşuma gidiyordu ama bana acı veriyordu.
bir hastalığa yenilmiştim. bir adama yenilmiştim. kamburuma yenilmiştim. beynime yenilmiştim. babama yenilmiştim. mevsimlere yenilmiş, uzun perdelere yenilmiş ve sonra dört duvarlara yenilmiştim. pisliklere yenilmiş, maddelere yenilmiş ve şehirlere yenilmiştim. korkularıma yenilmiştim. inadıma yenilmiştim. öfkeme yenilmiştim. nefretime yenilmiş, heyecanlara yenilmiş ve mekanlara yenilmiştim. gündüzlere yenilmiş, gecelere yenilmiş ve adamlara yenilmiştim. kendime söz geçirmemiş ve en çok kazanmaya yenilmiştim. kazmaya yenilmiş, karanlığıma yenilmiş ve beklentilerime yenilmiştim.
hep kendimi çırılçıplak çizmiş çünkü kendime yenilmiştim.
saat kaç olursa ve ne olursa ve ne zaman olursa ara beni, mutlaka toplarım seni sokaktan ve yatırmam seni oralarda demiştim.
ne olursa ve ne zaman olursa.
aradığım kahraman hep ben oldum başkalarının hayatında.
seni seviyorum, bu yüzden artık konuşmayalım. sana bunu defalarca söylüyorum. seni seviyorum. seni seviyorum. senin için durmaya ve seninle durmaya bile razıydım, kendime dokunmaya.
herkesi sevebiliyorum, kanmıyorum oyunlara, yalnızca hep yanımda. iyiyken hep yanımda kötüyken hep yanımda. iyiyken hep yanımda. kötüyken hep yanımda. sende bunu bulamamıştım. beni yataktan kaldırmamıştın. ve ben kendine yalan söylemiş, seni yüz yıllarca beklemiştim. istemiştim adamlar senin gibi gözüksün. senin gibi gözüksün, senin gibi öpüşsün. senin gibi sevsin ve senin gibi konuşsun.
seni seviyorum, bu yüzden artık konuşmayalım.
başa sarıyor zannediyor. başa sarmak mümkün değil. hep yanıyor, hep bekliyor, hep yanıyor, hep bekliyor. kendime o sevgiyi veremiyordum. kendimi niçin kaldıramıyor ve bazı kelimeler ağzımdan bile dökülmüyor. ona her şeyi anlatamıyorum sevsin beni diye. kendi içimde, sevmediğim adamlar tarafından sevilmeyi diliyorum.
ve küsüyorum beni sevmediklerinde. küsüyorum beni sevmemelerine. küsüyorum. kolay adamlarla geziyor, zorlardan kaçıyor. kolaya kolay, zora zor diye kızıyorum. ben yalnızca sevilmek istiyorum ve onlar bunu bilmiyor. benim canımı yakıyor. bense kaybolup gidiyorum.
gururum sahip olduğum tek şey ve onu hissediyorum. kimseden bir şey isteyemem veyahut paragraflar dizemem ve hep yok oluyorum.
seni seviyorum, bu yüzden artık konuşmayalım. senin yerini zaten dolduruyor, benim canımı yakanlar. ben de masum değilim. sevgim çok gerçek, ben de masum değilim. ben de masum değilim. güneşi tepemde hissediyorum.
bırak onlar kullansın bedenimi, ben de masum değilim.
gidişlerle değil, yollarla problemim varmış. sonuçlarla değil, ihtimallerle problemim varmış.
bu seninle alakalı çok önemli bir tespit bence, dedi. tekrar tekrar bunu söyledi. sen olmak nasıl bir şey? komik, dedim. tuhaf. bu şekilde artık yaşayamadığımı söylemedim. beynimle boşlukları doldurdum. bir gece daha bir yerlerde beyaz pantolonumla uyudum. durmayı öğrenmeliyim ama haftasonu hep köşenin ardında. hayat bundan ibaret değil ve bunu diğerleri farkında. bu gece görüşelim çünkü konuşmamız gerekenler var. ona dönüştüm çünkü sokakta gözleri beni arar. geceler ardına onunla ilgili rüyalar görmüştüm. hep rüyalar görmüştüm. (benden biri olacak ve buna herkes çok şaşıracak.)
pantolonumu attım ayağımdan. özledim demek çok zor belli. bu sefer kimseyi istemedim ve inan bugünlerde kimseyi istemedim. o mesajı beklemedim. gelince de istemedim. hızlanıp aşağı yuvarlanabilirim ama inan hiç istemedim.
o eli yüzlerce kez öptüm. şimdi elli bin liralık çantam ev anahtarlarıyla dolu, farklı farklı semtlerde. hepsi benim ve hiçbiri değil. her yerde ve hiçbir yerdeyim. başımı sokabilirim her bir deliğe ve mutlaka geceyi geçiririm. gelirim yok, masrafım çok fakat mutlaka bulurum ay sonunu getirmenin bir yolunu. dostum yok, tanıdığım çok ve mutlaka bulurum bu şehirde yeniden doğmanın bir yolunu. yeniden deliksiz uykular çekmenin bir yolunu. çekirdeğim önceliğim ve kafamı sürte sürte doğru yolu bulurum. kırmızı bayrak sallanıyor tepede rüzgarın eşliğinde ve karaya dönüyorsun. gerçeklikten kaçtın senelerce ve şimdi kendine dönmek istiyorsun. yapılabilecek bir sürü şey var ve olmak istiyorsun. olmak.
şimdi kimse veya hiçbir şey değil, yalnızca olmak istediğin kişi olmak istiyorsun. şimdi kimse veya hiçbir şey değil, yalnızca olmak zorunda olduğun kişi olmalısın. şimdi hiçbir yer ev değil fakat evde çıplak ayak geziyorsun. anahtarlar kapıları açıyor fakat sen hep annenin evine dönüyorsun. şimdi her şeyi ve herkesi siktir ettin. sadece kendin olmanın yollarını arıyorsun.
istemediğim kimse yok vücudumda ve bir gece daha barışığım bununla. ana dilimi konuşamıyorum ama o kolye hep boynumda. kötü düşlerimden bahsettim arkadaşıma, çünkü doğduğum günden beri bu zincirler hep boynumda.
beni istemeyen adamı ben ne yapayım. koşmadım kimsenin peşinden ve çalmadım hiçbir kapıyı. üşüdüm sabaha kadar ve kendime sarıldım. nasılsın, neredesin, yanına geleyim demeyen adamı ben ne yapayım. oyunları bıraktım. beni dinlemeyen, bana güvenmeyen, benimle konuşmayan adamı ben ne yapayım. hiç oynamadım yerimden.
benim için çabalamayan adamı ben ne yapayım.
sana hiçbir zaman büyüyünce anlarsın demezdim çünkü büyüyüp anlaman gerekirdi. bir fırsat kaçtığında mutlaka bir sonraki de mi olur. bilmiyorum güzelim bana sorarsan bir şeyin olacağı varsa illa ki olur.
bar gibi kokuyor saçlarım ve uykumu tamamlayamadan uyanıyorum. ne geri yatabilir ne de ayağa kalkabilirim. birilerinden biri olmak istiyorum ve hep bunun için can atıyorum. bir şeylerin parçası olmak istiyorum ve bir şeylerin peşinde. yüzüme buz gibi bir su çarpmalıyım. kıvrıtmıyorum pek bedenimi dans ederken ve boğazım ağrıyor içtiğim geceden. yeni tanıştık ama hepsini tanıyordum. bu yüzleri sahiden de biliyordum. başlıyorum günlere, bir şey olsun, bir şey olsun, diye. kaldırımda içiyorum ve bir şeylere gülüyorum. kıyafetlerimi üstümden atıyor ve yatağa giriyorum.
her zaman başka biri olduğunu biliyorum. bu yüzden tanıdığın kimseye benzemiyorum. anlamadığını biliyorum. telefonun çaldığında kafamı çeviriyorum, bazen şehirden bile kaçsam o görmekten korktuğum tek kişiyi önümde görüyorum. bu hayatı yemin ediyorum sizin gibi yaşamıyor ve algılamıyorum ama anlatamıyorum. çok düşünceli değilim sakinleyemiyorum. her zaman mutsuz değilim sadece gülmüyorum. rüyalarımı unutuyorum. gördüğüm yüzleri unutmuyorum. bu yüzden hiçbir şeyin gerçekliğine tamamen inanmıyorum. bu lavuğu evime aldım kendimden utanıyorum. büyüyorum. bir daha bulacağımı zannettiğim aşkı aramıyorum. saçım beyazladı bu yaşımda. belki de hiç yaşamadım. şimdilerde aşk beni üç yüz altmış derece değiştirir. korkuyorum. isteklerime hakim değilim sadece yaşıyorum. bu da böyle bir yalnızlaşma benim gözümde. yuttuğum cümleleri duymuyorsunuz. çocukça bulduğum hayalperestliği şimdi olgunluk adını koyduğum sınırların ardına çıkıp öğrenmeye çalışıyorum. her şeyin bir sebebi var, biliyorum. diğer ihtimali düşünmemeye çalışıyorum. sadece öğrenene kadar çok geç olmasını istemiyorum. seçim yapmayı sevmiyorum. kendimi yiyip bitirdim. ama sorgulamalarım hiç. bitmiyor. o adama istediği ilgiyi vermemeliyim. çünkü bu adamlar benden besleniyor ve ben bunu hazmedemiyorum.
bana kim olduğumu hatırlattı ve bunun için minnettarım. koca koca işler yapmalıyım. kim olmadığımı hatırlamalıyım. şimdiye dek hep sessiz kaldım böyle adamların yanında. büyük hayalleri altında ezildim ve belli etmedim. alımlı göründüm yanında ve beni süzdüler, ben onun yanında. kendi çıkmazlarımı düşündüm ve saatlerce inmedim üstünden kaybolmak adına. ben bir sokak çocuğuyum, dedim sivri topuklarımla. dinletti her zamanki gibi başkalarına yazılmış şarkılarını. çok iyi, dedim. gerçekten de çok iyi. belki de ilk defa içmedik birlikte. inanmamıştı bıraktığıma. normal. ben hayatta bırakamam, dedi. birkaç psikoz sonrası yeniden konuşuruz, dedim. burası çok sesli, eve gidelim. çok sürmedi. sarıl boynuma, dedi. kesik kesik inledim kollarında. tanıştığımız günü hatırlıyor musun. bir gece kulübüne çağırmıştı beni. gitmiştim, çünkü önceleri bir fotoğrafını görmüştüm adamın ve onu o zamandır istiyordum. şimdi vücudunu ezbere biliyorum. nereden baksan bir dört senesi var. şimdi kimse kalmadı eskilerden. dilimin ucunda bir gerçek var beni üzen. öp boynumu, dedi defalarca. öp boynumu lütfen. yağmur sular seller gibi ve köprüyü geçerken gün aydınlanmak istedi. giderken seni seviyorum dedi ama hiç yüzüme söylemedi. o günler şimdi bir hatıra gibi. bir gün, dedi, gireceksin o benzinliğin yanındaki sokaktan içeri. hiç adını anmıyorum o şehrin, dedim. düşünmek bile istemiyorum. insan her şeye alışır, en kötüsüne bile. burada olmaya alışıyorum. kaşıdıkça kaşınıyorum ve kaçtıkça yakalanıyorum.
hiç geri dönmeyecek misin, dedi.
omuz silktim.
“bir sebebim yok.”