başkasının eğlencesine meze yaptığı her şey neden bizim için bir işkence aleti bunu sorgulamak lazım.
styofa doing anything
Jules of Nature
Sweet Seals For You, Always
we're not kids anymore.

JBB: An Artblog!
he wasn't even looking at me and he found me
🪼
Misplaced Lens Cap
taylor price
almost home
Game of Thrones Daily

pixel skylines
NASA

JVL
dirt enthusiast

❣ Chile in a Photography ❣
trying on a metaphor
h
todays bird

blake kathryn

seen from Brunei

seen from Malaysia

seen from Canada
seen from United States
seen from India

seen from United Kingdom

seen from United Kingdom
seen from United States

seen from United States
seen from Indonesia

seen from Netherlands

seen from United States
seen from Singapore

seen from United Kingdom
seen from Hong Kong SAR China

seen from United States

seen from Malaysia

seen from United States

seen from Germany
seen from United States
@d342c
başkasının eğlencesine meze yaptığı her şey neden bizim için bir işkence aleti bunu sorgulamak lazım.
işler boka sardığı anda çantalarıma yönelirim. toplamaktan nefret ederim ama hep giderim. yüklerimi bırakıp gitmeyi dahi öğrenemedim. her zaman bir daha hiç geri gelmeyebilirim. aradım adamı sokaklarda aylarca ve çıktı önüme en abes anda. yeni şarkılar söyledim kapanmayan çirkinliklerime ve yeni yollardan nefret ettim. bildiğim yollarda tam gaz gider, bana küsene ben de küserdim. güneş hep gözüme giriyor yattığım yerden veya karanlık içerisi zifiri perdelerden. hatırlamak istemiyorum bahsedeceğim gecelerden, eskiden kimler kimler vardı sanardım aileden.
daha ufak bir balondu o günlerde.
eskiden bir hayat vardı bildiğim ve karşı koyabileceğim. eskiden bir yalan vardı göz göre göre yaşayabildiğim. bir gerçeğim vardı ayaklarım çıplak peşinden koşabileceğim ve bir ezgi vardı kulaklarımda her daim mırıldanabildiğim.
bir ev olmuştu ilk kez ‘benim’ diyebileceğim.
ben bir problemdim ve her problem gibi çözülmeliydim. ben bir derttim ve her dert gibi içime büyümeliydim.
seni ben yarattım diye kaç adam var ciğerlerime doldura doldura haykırabileceğim ve beni sessiz bırakan
beni sessizliğe gömmüş kaç adam var.
kafam atıkken kendimi hep aynı sokaklarda buluyorum.
ben bu bağımlılığı gözlerimin tam arkasında hissediyorum. yemin ederim bu semtin tüm deliklerini ben biliyorum. hep daha fazlasını arıyorum. kafamı duvarlara vurmak, arabamı duvarlara çarpmak ve bir duvar olup yıkılmak istiyorum. buna rağmen göstermiyorum düşüşlerimi. düşüşlerimi kendime saklıyorum. kendimi aynı hikayeyi yüzüncüye tekrarlarken buluyorum.
ayaklarım gaza uzanıyor, ellerim sigaraya uzanıyor, zihnimi uyuşturmanın yolları biliyorsun ki artık bir işe yaramıyor.
bir an geliyor. durup sonraki hamleme karar veriyorum.
oramda bir beyaz varmış. arabası hemen gelmiş.
bunu bana kim öğretmiş. illa biri mi öğretmeliymiş.
kulağım çınladı bu tokadınla, yarına uzun zaman sonra buluşma
diş izlerini görme sırtımda
şimdi zonkluyor beynimin bir tarafı yeni yaşıma birkaç gün kala
yalnız kalmak istiyorum dedim artık daha çok soru sorma.
şimdi büyük bir kız olup
yalnız mı uyumalı buralarda
burada olmama gerek yokmuş.
orada da olmasam olurmuş
perşembeleri yeni cuma ve bir sebep daha
camdan bakıp bir yerlere dalmak için
bu kaçıncı kafamda
camdaki vızıltıları eşliğinde cama çarpan sineğe baktım
aynı yerden dışarı çıkmaya çalışıyordu.
defalarca
“ben de mi böyleyim acaba” dedim.
birkaç gün kala.
sana küstüm zannediyorum. “sana yüzde beş kızdım.” diyorum. en korktuğum şey buyken. sen eline yüzüne bulaştırırken. bahsetmek istemiyorum.
seni istiyorum zannediyorum. vücudum tersini söylüyor. şimdi bu bulanıklıktan önünü göremiyorsun, sana iki çift laf söylüyorum. kardeşinin hayatında ol, bu karanlıktan çık.
buraya gelince benimle oturmak istediğinden bahsediyorsun. “ben de seni seviyorum.” diyorum.
- “evet, biliyorum. en son sefer söylemiştin.”
seni elbette ki seviyorum bir çocukluk arkadaşımı sever gibi. seni elbette ki önemsiyorum. karıştırıyorsun ve küstahça davranıyorsun. şehre her geldiğinde bana yazıyorsun fakat gece yanımda bile uyumuyorsun. bu sevgiye ihtiyacın yok zannediyorsun. yanılıyorsun.
kaçıp gitmek istiyorsun. gelip bana dokunmak istiyorsun. görmek istemediğim şeyler gösteriyorsun bana ve alçakça davranıyorsun. biz birbirine değer veren iki kişi değilmişiz gibi davranıyorsun. yokmuşum, gibi davranıyorsun. “evlenmek mi istiyorsun?” diyorsun bana. “sen tek başına daha iyisin.” diyorsun. benim tek başıma nasıl olduğumu hiç bilmezken.
sabah yataktan kalkmadan bulduğun hapları yuvarlıyor, ne bulursan çiziyor ve duşa atlıyorsun. böyle başladığın günleri savunuyorsun. olduğun kişiyi unuttun fakat ben hatırlıyorum.
boşuna demiyorum. seni sen bile unuttun fakat ben hatırlıyorum. küstahça davranıyorsun. ahmakça. sana ölüp bitiyorum zannediyorsun.
sana ölüp bitiyorum zannediyordum. beni iten bu kollar beni çekip çıkarır zannediyordum. sevgin beni kurtarır zannediyordum. sevgi bizi kurtarır zannediyordum.
kendine umarım çok iyi bakarsın çünkü daha fazla yapabileceğimi zannetmiyorum.
sabah altılara kadar dışarıda. biliyorum bende bir şeytan tüyü var. fakat yaşayamıyorum böyle. iyi değilim hiçbir şeyde ve inan istemiyorum gelişmek. sarıp yaktım gençlik ateşimi ve gazı kökledim son model arabamda. hiçbir şey benim olmadı şimdiye dek ve bunun utancı içindeyim. sevmiyorum durduğum yeri fakat hareket edemiyorum.
seni affetsin diye ayağına gittiğin adam seni affetmedi. ama şimdi aynı masada oturuyorsunuz.
o ve yeni sevgilisi. o adam benim ilkimdi. sonra da bir daha yoluna girmedi.
o adam seni sevmedi, sen de onu. sür onu kulübe gecenin bir vakti, öp iki yanağından. ikişer defa.
biliyorum önceliklerimi. sakla gözyaşlarını ve giy anneannenin vatkalı ceketini. tomarla saç yapıştır duşakabinin duvarına. benim olmayanı kıskanmam. benim olanı kıskanamam.
hiç benim olmadı
ve utancımdan bile şüpheliyim bazı sabahlar
ve yaşam hatırlatıyor bir ömür ne kadar kısa
belli aralıklarla.
deniyorum fakat bu boku içemiyorum
gözümü açıyorum, sabah altı
gözümü açıyorum, sabah altı
bütün bu yaşananlar
koca bir rüyaydı
uyuyorsun hep
yüzyıllardır uyuyorsun
kendini hep uyutuyorsun
uyanmaktan korkuyorsun
kabuğuma çekildim
sessizliğime çekildim
nefesimi kestim ve
sana kendine iyi bak, dedim
zaman bizi ayıracak
ayırdı ayıracak
yeni yorganlarla ilk gece
(sabah altı)
sen direksiyon başında
uyuyakalıyorsun
gece üç
sağanakta istanbulun öbür ucuna
tam gaz araba sürüyorum
acıdan beslenmiyorum
otobanda tam gaz
acıya açım
gece üç
sence bu saate kadar kimi bekledim
sevgilim seni yüzyıllarca bekledim
hayaliyle uykuya daldım dudakların
seni yüzyıllarca istedim
evlere, odalara, şehirlere sığdıramadım
aşkımı, bekledim
içim içimde hep bekledim
bir gün dönersin ve bambaşka olur diye
hep bekledim
sevgilim,
şimdi görüyorum, zaman
bizi nasıl ayıracak
başkalaştırdığı kadar
görüyorum, bize nasıl
unutturacak
yıllar, düğümlenen itiraflar biriktirdi boğazımda
şimdi ne sen, ne ben, ne biz
bizden geriye kalan
dudaklarımız birleştiğinde ortaya çıkan bir his
ne sen, ne ben, ne biz
kimseye yakıştırmadım sevgi sözcüklerini
rüyalara daldım
yaradan biliyor, ne kadar zor uyandım
sağ yanımda sensiz
biliyor ne kadar zor
başkasının yanında uyandığım her sabah
ihanet ettim kendime
edebildiğim kadar
yumdum gözlerimi, anlamsızlaştırdım vedaları
öptüğüm dudakları
geçtiğim yolları
uyuduğum koyunları
ve bambaşka yollar buldum zarar vermek için kendime
yaşıyorum bin şükür
kaybetmek bile öğrenilirmiş
bahsetmezken hislerimi
hissetmezken göğsümdeki delikleri
bırakmadılar yakamı
ve ben sana tutundum yalnızca
hiç benim olmayan, hiç unutmadığım
ve hiç tutmadığım
şimdi söyle, tüm bunların ne anlamı kaldı
başını koy sağ köşesine yatağın, anlatayım
ateşimi yakmak ne kadar zaman aldı
ben kurban da değilim, şeytan da. artık kimse çalamaz ateşimi, paylaşmıyorum onlarla. aldım dersimi defalarca. beni çok seviyor bütün bu adamlar fakat hak etmiyor hiçbiri. yazdım defalarca. biliyorum hak etmiyor. sevgi ne biliyorum, bana yetmiyor. ben de çok değiştim görüşmeyeli, olmadı bir günde ve bu hafta geçti koca bir sene gibi. imkansızlaştırdım tüm yollarımı fakat imkanlıymış. bana sen gibi hissettirmek imkansızmış. ben kurban da değilim, şeytan da. zaman aldı toplamam başıma aklımı, savurdum etrafa parçalarımı. o ülkedeyim, bu ülkedeyim. şimdi bana sorsan buraya sırtımı döner miyim. pılımı pırtımı toplar, toplayamadığımı sokağa atar gider miyim. zaafım sensin. sevilmeyi senden öğrendim. bir tek senden ve babamdan aynı cümlelerle bahsettim. sen de biliyorsun, sana bir daha kesin gelirim. muhtemelen sen beni kovana dek gelirim. yıllar oldu çıkaralı şapkamı önünde. arkadaşlarıma diyorum bu benim tavsiyem, dinlemeyin. çünkü ben bu çukura düştüm düşeli şeytan bile sever oldu beni. ben kaçarken kendimden, şeytanlar kovalardı beni. gözümü kör ederken led ışıklı odalarda, alkol kokar iken kıyafetlerim, söylemezdim bugün neredeyim. kiminleyim. ne kadar yakınım dönmeye ve silmeye bir hayatı büsbütün, silmek isterdim bu hayatı büsbütün. başlamak sıfırdan ve tanışmak seninle. o biliyor ne kadar yalnızdım bu şehirde ve yalnızlık neler yaptırır insana bu devirde.
beni iyiyken seviyorsunuz, ancak ikiniz
artık sayamıyorum bu hikayeyi, kaç sene geçiyor
akşam, on biri-elli bir geçiyor
kötü anlarım, illa ki senden bir mesaj geliyor
çok olağan dışı benim için; sesli bir yakarış, ağzımdan dökülüyor
bileğime bir buz koyuyor, önüme bir içki daha söylüyor, onları dinlemiyor, sana yine cevap veriyorum
barmen, sen bu gece olmuşsun, diyor
onu tersliyor, diğerine yazmıyor, topuklularımla dört kilometre yürüyorum
çok geç kalmış, korkularımın üstüne gidiyor, yerlere düşüyorum
başıma güneş geçiyor, anneme uğramıyor ve bu laçkalaşmış aşka dahi hevesimi kaybediyorum
sıralar, böyle değil
seni sen bile unuttun ki ben hatırlıyorum
bizi biz bile unuttuk ki kışlar hatırlıyor
nerelerdesin, bayramda yanına geliyor
daha en çok kırk gün öncesinde, biliyorum, o dudaklar başkasını öpüyor
iyi bayramlar sevgilim, eski hevesim, oralara hiç uğramıyorum
demiştim, artık çok düştüm ki kalkmak istiyorum
sen seni bile unuttun ki ben hatırlıyorum
ben hep önümdekini yemişim ömür boyu. zannederdim insanın her şeyini bilen biri hep olmalı. kayıp bir hayat gibi gelirdi ötekisi. güvensiz bir hayat gibi gelirdi.
bu benim insanım, derdim. ayrılmazdım hiç ondan mecbur kalmadıkça ve ihtiyaç duymazdım başkalarına. ellerim her saniye suratımda ve gözlerimi kaçırıyorum şimdi hep yabancılardan. eskiden gözlerinin tam içine bakardım. başım öne eğik ve konuşamıyorum yaşarmadan gözlerim. o koltukta elli dakika boyunca bir santim sağa bile kaymadım. ceketimi bile çıkarmadım. rolden biriyim onun yanında, dedim. koltukta ufacık oluyorum. ellerini suratından çek. yanağını ısırmayı bırak. kendimle hesaplaşmaktan çok korkuyorum. kendimden bile kaçıyorum. hiçbir şeye değmiyorum. hikayeni biliyorum, dedi. bilmelisin, zaten zor bir gün geçiriyorum. çekildiği yere savrulan biriyim, ayaklarımı basmak istiyorum yere, fakat uzanmıyor ayaklarım. insanlar istiyorum hayatıma fakat çok yüksek duvarlarım. yardım almak istiyorum fakat yüzüm yok zannediyorum reddedilmeye. çünkü isteyebileceğim her şeyden kaçıyorum. ben akıllı bir kızım sorunlarımı zaten biliyorum. aklımı oku fakat yanlış olamaz yargıların. pırıl pırıl çocuklardık fakat reddettik tüm yardımları.
kendime inancım sıfır ve bilsen alırdım aklını. çok istersen olur bu yüzden kaçtım tepe tepe ayaklarımı. şefkat bekledim ve yüklerimi paylaşmak tüm insanlarla çünkü bana çok ağır geldi, ezildim altında yalnızlığımın. paylaşılmıyor hiçbir ağırlık gerçek anlamda ve beni her şeyimle sev istedim. bu şehir benim şehrim kim ne derse desin. yalanlar söyledim ustalıkla ve yutkunmadan. yenik düştüm egoma. ona bahsetmedim sorunlarımı yaşayana kadar. bahsetmek istedim adamlardan sabahlara kadar, kapatmak istedim açık yaralarımı, duvarlar dağlar olana kadar. çekip gitmek istedim, kesip atmak ve bu acının geçmesini bekledim. kaybettim kendimi ustalıkla ve aramanızı bekledim. dualarla yakaladım kendimi babaannemden öğrendiğim gibi. unuttu saklandığımı. gecelerce, senelerce sayıkladım adını, en yakın arkadaşım, bana dönmeni bekledim. kıskandım birilerinin yüksek enerjisini ve böyle olmak isterdim, dedim. kendinden bir insan yaratmak, dedi hayat. ne olmak isterdim. ufak tefek bir şeylerden bahsettim, bu eteği tüm kızgınlıklarıma kadar diktim. kendi kendimi tüketir, köşeme geçerdim.
beni bu karanlığın içine tükürüp ağzını silişini hiç unutmayacağım.
eksildiğim her şey yerini boş bıraktı. o işi dokuz gündür erteliyorum. ulaşılmak benim en büyük cehennemim elime son model bir kelepçe istemiyorum. sesim on beş gündür çıkmıyor ve eski çıktığı günleri hatırlayamıyorum. gitmeyecektim, fakat daha başka yapacak bir şeyim yoktu. hastaydım, bir ateşime bakan yoktu ve mimiklerimi oynatıp durdum çatmamak için kaşlarımı. alnıma anlat, bir işe yaradığı yoktu. yalnızca kaybolup gitmek. hassas bir terazi istemiyorum evime, işleyerek çizelgeme, almak istemiyorum artık adamları evime, yalnızca sevilmek. konuşmak istemiyorum acılarımı, yoldan geçenlere dalmak, beşinci kişi olduğum neşeli sohbette ve bu kalın sarı filtre sigaralarla övünmek istemiyorum artık. parlamak istiyorum bir yıldız gibi sönerken adeta ve tüm acılarımın içinden geçmek istiyorum. geçip gitmek
gece üç buçuk, yangın var sokağında
iki adet itfaiye aracı
tonla gürültü
uyuyor tüm cihangir
atletli dayı, tam iki kat yukarısında
eğmiş kafasını
camdan aşağıya bakıyor
kimse aldırış etmiyor, yangın var sokağında
ve yağmur yağıyor, dedi itfaiyeci
iki sokaktan birinde böyle oluyor
terapiyi reddediyorum. ataletsizsin, diyor. tüm sorumluluklarını reddediyorsun. saatlerce ağlıyorum. bu hayatı ben de kendim için yaşamak istiyorum. zaten onun karşısında hep ağlıyorum. içimdeki bu kızgınlığı dindiremiyorum. allah beni ne yapsın, hala eline bakıyorum. nefret ediyorum. değer bilmiyorsun, diyor. hayır ben değer biliyorum. ben değer bilen biriyim. en son benimle ne zaman konuştun, diyorum. hayatım boyunca gözüne girmeye çalıştım. hiç başaramadım, diyorum. altında eziliyorum. her şeye bir bahane buluyorum. fakat karşında duramayan o çocuk için kendime kızmıyorum. ben çocuktum ve korkuyordum. çocuktum ve ihtiyaçlarımı görmüyordun.
seni seviyorum koltukta uyuma.
sekizinci gün
durmalıydım biliyordum ama devam edebiliyordum. ulaşılmaz olmanın bütün bahanelerine aşığım ve oraya yalnızca inadımdan gidiyordum. çünkü hep bir aralık bırakıyordum. sarhoşluktan korkuyordum ve o adamla yerlere yığılmak istiyordum. istediğim avucumun tam ucunda ve onu bırakıyordum. isteğimi kovalamıyordum. vazgeçmeyi başarabiliyorum, diyordum kendime. kendi kendimi yerken kapalı kapılar ardında. onlara göstermiyordum ve bunu bir başarı sayıyordum. ben herkesten çok yaşıyordum. onlara göstermiyordum ve bunu bir başarı sanıyordum. benim için savaş ne olur, diyemiyor, ben kendim için dahi savaşamıyordum. vazgeçmeyi başarabiliyordum. hasta oluncaya kadar içerim çünkü bünyem beni durdurmak isteyen tek şey. sabahlar olana dek sokaklardayım çünkü gerçekten bitirmek bilmediğim tek şey. seni unutmayı reddettim çünkü seni sevmek hatırladığım tek şey. aklım sokakta, kalbim seninleydi ve sen gideceksen o da gitsin dedim sonsuza dek. bugüne dek kimseyi tutmadım ve döndüm herkese arkamı en az bir kez. hastayım ve durdum. arkadaşıma senin sigaranı aldırmıştım ve pişman oldum.