umut.
sonbaharda yere düşmeyip, tüm rüzgarlara karşı hala ağaca tutunan son yaprak gibiydi umut. tüm fırtınalara meydan okuyan. düştü.

@theartofmadeline
The Stonewall Inn

Game Changer & Make Some Noise
macklin celebrini has autism
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
noise dept.

❣ Chile in a Photography ❣

Kiana Khansmith

bliss lane
Phantogram Three

izzy's playlists!
Show & Tell
Sweet Seals For You, Always
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
almost home
Keni
The Bright Sessions
The Bowery Presents
art blog(derogatory)
I'd rather be in outer space 🛸

seen from United States

seen from Indonesia
seen from Colombia

seen from Malaysia
seen from United States
seen from Germany
seen from United States
seen from Australia

seen from United States
seen from France

seen from United Kingdom

seen from Croatia
seen from Argentina

seen from Spain
seen from Malaysia

seen from Türkiye
seen from Kazakhstan
seen from United Kingdom

seen from Netherlands
seen from Brazil
@garipyazar
umut.
sonbaharda yere düşmeyip, tüm rüzgarlara karşı hala ağaca tutunan son yaprak gibiydi umut. tüm fırtınalara meydan okuyan. düştü.
geceye not.
bir şeyler yazmak istiyorum ama... ya hissedersen? hoş öyle uzaksın ki artık, kapına mektup dahi bırakmıyor postacı. en azından son bir not bırakabilseydim sana, gitmeden. ne yazıyorum, neden yazıyorum böyle bilmiyorum ama... yazıyorum işte kadın. nasılsa çok uzun zamandır doğmuyor güneş ufuktan. hem ne demiş Nâzım? "Hoş geldin kadınım benim hoş geldin. ayağını bastın odama; kırk yıllık beton, çayır çimen şimdi. güldün, güller açıldı penceremin demirlerinde" hoş gelmiştin kadın, hoş gelmiştin. "öyle bir zamanda gel ki, vazgeçmek mümkün olmasın" da demiş başka bir şair. sahi, sanırım öyle bir zamanda geldin. hoş, ne fark eder artık? sen yoksun. şimdi masum tebessümlerinle uyurken sen, sana uzak olmak. nefes alışını dinleyememek. haydi, şimdi usulca kapatayım ben de gözlerimi. ama sanma ki uyuyorum! yalnızca, saçtığın tebessümleri anımsayacağım yine. dünyanın en güzel düşleri ve gülüşleri senin olsun kadın! ve aydın olsun günün, tebessümlerinin huzurunda. -
Kelebekler, Uçar
Seni dusunmemek, Hayatı fırlatıp atmak gibi tereddütsüz. Bir martinin denizden uzak olması tıpkı... Rengarenk bir Kelebeği, kaçırmak gibi avucundan; Uzaklara gidişini seyretmek...
Maviliklere uç ey Kelebek!
Maviliklere uç ey Kelebek,
Rengarenk kanatlarını savura savura!
Gülümseyerek ufuklara ve kahkaha atarak güneşe!
Yolcu
bir durak, bir yolcu...
bir bekleyen, bir beklenen...
gelecek mi beklenen;
yoksa gidecek mi bekleyen?
Ağlama!
Uçsuz bucaksız karanlıklara karşı, Aydınlık bir yol gibiydi, Gözlerinden süzülen damlalar... Ne o zaman kızabildim sana, Ne de sonra.... "Ağlama!" diyemedim... Dedim, demek istedim! Düğümlenmişti sözcükler boğazımda, Çıkmadı sesim, konuşamadım. Duyuramadım sana sesimi, "Ağlama!" diyemedim...
Bir de öneri: guns n' roses - don't cry
Gün Yorucuydu Bugün!
Gün yorucu, gün sıkıcı; Gün gereksizdi yine. Özlem doluydu gün, Merak doluydu, Endişe doluydu.. Gün; Yorucuydu bugün yine!
Hayatını söküp alacaksın ellerinden!
yeni-bir şans yaratacaksın kendine.. ve hayatını söküp alacaksın ellerinden. özgürlüğünü ilan edeceksin ruhunun, ve olması gerektiği gibi yaşacaksın.
Parktaki Yabancı (Bölüm 2)
Neredeyse 10 dakika geçmişti ama hala sadece gözlerini ayırmadan gülümsüyorlardı birbirlerine. Onlar konuşamıyordu belki ama; gülümsemeleri konuşuyor gibiydi adeta..
Uzun, uçsuz bucaksız bir sohbete dalmış gibiydi o iki tatlı gülümseme. Gözler de çok koyu bir sohbetin içindeydi sanki... Gülümsemelerin sohbetine de katılıyorlardı arada.
O an yabancının aklına Orhan Veli geldi... "Anlatamıyorum !" demişti Orhan Veli.. İstemsizce dudaklarından döküldü o mısra; "Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;"...
Belki çok kısık bir sesle söylemişti bunu, kendisi bile net duyamamıştı ama genç kız duymuştu, o iki anlam yüklü kelimeyi..
Şaşkına döndü genç kız, kelimeleri duyduğunda.. Nereden biliyordu ki bu yabancı en sevdiği şiiri? Daha önce karşılaşmış mıydı? Ya da konuşmuşlar mıydı?
Hayır, kesinlikle daha önce karşılaşmamıştı. Karşılaşsaydı eğer bu gülümsemeyi, bu gözleri kesinlikle unutmazdı ! Onları birbirine bağlayan çok farklı bir şeydi.
Genç kız farkında olmadan noktalamıştı şiiri, o tatlı gülümsemesini hüzne boğan o son mısrayla; "Anlatamıyorum !"...
Esen kalın! -GaripYazar
Özlüyorum..
Günün her anı özlüyorum seni, her saniyesi. Ama en çokta geceleri.Kafamı yastığa koyduğumda, daha çok seninleyim çünkü gecenin karanlığında.. sessizlik, karanlık, sen ve ben.
Hayat bir ip aslında...
Binlerce bıçak saplanıyor her bir adımda. Yol uzun, zorlu ve dengesiz. Ne kadar cambaz olsanda hayatta; Sonunda o ip mutlaka kopar!
Nefret ediyorum kendimden!
Nefret ediyorum bu hayattan! Yaşamaktan, yaşamaya çalışmaktan. O lanet maskeyi, her sabah yüzüme takmaktan. Gülümserken bile, içime ağlamaktan. Her saniye içime sıkıntı çökmesinden, Sabaha kadar uyuyamamaktan, Kimseye belli etmemeye çalışmaktan, Hiçbir şeye odaklanamamaktan, Hayal bile, kuramamaktan... Nefret ediyorum! Bıktım artık sensizlikten. Seninle konuşamamaktan, Seninle gülememekten, Seni gülümsetememekten bıktım! Neden gidiyorsun bilmiyorum ama, Ben yine de seninleyim. Ben yine de;
Nefret ediyorum kendimden!
Parktaki Yabancı (Bölüm 1)
Basitçe ama içten bir "Merhaba." dedi yabancı, uzun bir sohbete başlamak ister gibi..
Biraz utangaç olduğu davranışlarından belliydi. Parktan geçen herhangi birine gösterip sorsanız, çok heyecanlı görünüyor derdi..
Aslında öyleydi de, kıpır kıpırdı içi.. Neden olduğunu bilmiyordu ama bir gariplik vardı bugün, hissediyordu..
Karşı bankta oturan genç kızaydı bu merhaba.. Okuduğu kitaptan kafasını yavaşça kaldırıyordu fakat gözleri hala kitaptaydı genç kızın..
Belli ki cümlenin bitmesini bekliyordu, ya paragrafın.. Nihayetinde gözlerinide çevirdi yabancıya doğru ve sıcak bir gülümseme ile o tek kelimeyi söyledi.
"Merhaba."
Yabancı şimdi daha garip hissediyordu.. Kızın cevap vermesi belki en fazla 15 saniye sürmüştü ama yabancı için o 15 saniye, 1 saatten biraz fazla gibiydi..
Sonunda duyabilmişti genç kızın sesini.. Genç kız beklentili bir edayla bakıyordu yabancının gözlerine, tatlı gülümsemesini yüzünden düşürmeyerek..
Farketmişti kızın beklentisini yabancı ama ne söyleyeceğini bilmiyordu ki. Sadece bir "Merhaba." diyebilmek için bile aklıyla, kalbi arasında yarım saatlik büyük bir mücadele vermişti.
Ama kalbi kazanmıştı.. Sonunda aniden, istemsizce ağzından dökülüvermişti o "Merhaba."
Peki, iyi ama şimdi ne söyleyecekti? Ne söyleyeceğini bilmiyordu.. Bir şeyler söylemek istiyordu, istiyordu ama sanki dudakları birbirine yapışmış, dilini de yutmuştu.
Ne kadar zorladıysada kendini başka bir şey söyleyebilmek için, olmuyordu.. ve aklıda artık kalbini destekliyordu.. küçük bir ipucu vermişti, "Gülümse !"
Çaresizce, ama içten gelen, tatlı bir gülümseme belirdi yabancının dudaklarında, gözlerinin içi parlıyordu..
Genç kızda yavaş yavaş farkına varıyordu birşeylerin.. O, birşeyler söylemek istedi, fakat bir türlü mantıklı bir cümle kuramıyordu kafasının içinde..
Bir şeyler söylese saçmalayacağının farkındaydı.. Birden ne olmuştu ona? Sanki birisi ona sihirli bir değnekle dokunmuş ve tüm düşünce yeteneğini almıştı..
Sadece gülümsemesini bırakmıştı ona, o tatlı gülümsemesini.. Ne yapacağını bilmiyordu.. Sadece gülümsüyordu, belki amaçsızca; belki de çok büyük bir amaç uğruna..
O andan itibaren hiç konuşmadan sadece birbirlerinin gözlerinin içine bakarak gülümsüyorlardı birbirlerine.. ve o anda yabancının hiç tahmin etmeyeceği birşey oldu..
Birden kalbi ani bir karar vermişti ve beynininde desteğini alarak ayağa kalkmayı başarmıştı.. Bundan sonrası çok daha karışıktı artık yabancı için..
Neler olacağını bilmiyordu, kestiremiyordu da.. ve ayağının birisi hafifçe ileriye doğru yeltendi.. Ardından diğeri.. Yaklaşık 5-6 adım sonra genç kızın yanındaydı... Saymayı bile unutmuştu sanki..
En zor kısım belki de şimdi başlıyordu.. Ani bir karar veren kalbi bir an yanılmış olabileceğini düşündü, fakat beyni "Otur !" emrini göndermişti bile..
İstemsizce, ama bir o kadarda istekle oturdu yabancı, genç kızın yanına.. Yabancının banktan kalkıp kızın yanına oturması bir ömür geçmesi gibiydi ikisi içinde, çok uzun bir zaman dilimi; farklı boyutlarda...
Bu zaman dilimi arasında gözleri birbirlerinden hiç ayrılmamıştı, gülümsemeleri de tabi.. Aksine ortak duyguları paylaşmaya başladıklarını da hissetmeye başlamışlardı artık..
Ama henüz ikisininde konuşmaya cesareti yoktu.. Sadece bakışıyorlardı birbirlerine; tatlı gülümsemeleriyle birlikte . . .
Ve 1. bölümün sonuna geldik arkadaşlar.. Okuduğunuz için çok teşekkürler.. Umarım hoşunuza gitmiştir.. 2. bölüm en kısa sürede gelecek fakat bu zaman diliminde lütfen görüşlerinizi benden esirgemeyin.. İmla hatalarım olduysa affola ... Saygı ve sevgilerimle;
GaripYazar..