HAYAT AMACINIZ BU 7 SORUYA VERECEĞİNİZ CEVAPLARDA SAKLI!
“Hayat amacım nedir?” sorusunu ne kadar çok duyar olduk. Bu soru aslında şöyle sorulmalıdır: “Zamanımı; özen gösterdiğim ve hoşuma giden hangi şeyleri yaparak geçirebilirim?” Evet, soruyu bu şekilde sormak çok daha iyi bir tercihtir. “Hayat Amacı” diye dilimize dolanmış ifadenin ağırlığını taşımaz ve cevabını vermek çok daha kolaydır! Bu sorunun cevabını sadece siz bilirsiniz, unutmayın! Bununla beraber, bazı insanlar sizin için nelerin önemli olduğunu keşfetmenize yardımcı olabilirler.
Çoğumuzun, hayatımızda ne yapmak istediğimize dair aslında çok fazla net fikri yoktur. Açıkçası bunlarla ilgili anlatılan çok fazla mistik, kozmik, spiritüel hikayeler de duyuyoruz. Örneğin kimileri çıkıp yüksek hayat amaçlarından bahsediyor.. Ya da kristaller, şans getiren numaralar gibi yöntemler kullanarak size bazı bilgiler veriyorlar. Gerçek şu ki belirsiz bir süre için dünyadayız. Bu süreyi bir şeylerle meşgul olarak geçiriyoruz. Bu yaptıklarımızın bazıları önemlidir, bazıları değildir. Önemli olanlar bize mutluluk, anlam ve doyum verenlerdir. Önemsiz olanlar ise sadece zamanımızı öldürürler.
Sizin için önemli olan şeyleri yani hayat amacınızı bulmak için 7 tane sorumuz var. Aslında bunlar komik sorular ama zaten hayat amacınızı da bulmak komik ve eğlenceli bir iş haline gelmeli! Öyleyse, devam edin..
1. AMACINIZ İÇİN ÇİĞ TAVUK YEMEYE RAZI MISINIZ?
Gülmeyin! Bu çok önemli bir soru. Şimdi size okullarda hiç öğretilmeyen önemli bir bilgi veriyorum:
Bir süre sonra her şey sıkıcı olur. Yani, yaptığınız şeyler çiğ tavuk yemeye benzer.
Kulağınıza kötü geliyor olabilir, ama inanın bu çok özgürleştirici bir bilgi!
Her şey fedakarlık gerektirir ve bedeli vardır. Her şey sürekli heyecanlı ve haz verici değildir. Şimdi asıl soru geliyor: ne tip bir mücadele ya da fedakarlık içine girmeye razısınız? Önem verdiğimiz bir şeyle alakadar olma becerilerimizi belirleyen şey, hangi zorlu koşulları göğüslemeye ne kadar hazır olduğumuzdur.
Çok iyi bir antrenör olmak istiyorsunuz, ama yenilgiye tahammülünüz yoksa; o zaman geçmiş olsun. Profesyonel bir sanatçı olmak istiyorsunuz ama eserinizin beğenilmemesi ve reddedilmesi fikri sizi delirtiyor, o zaman bu isteğinizi yeniden düşünün. Ünlü bir avukat olmak istiyorsanız ama haftada 80 saat çalışamam diyorsanız o zaman yanlış yoldasınız, hemen geri dönün.
Hangi hoş olmayan deneyimlerin üzerinden gelebileceğinizi düşünüyorsunuz? Bir aile kurma hayalini 10 seneliğine erteleyebilir misiniz? Sahnede insanların size gülüyor olması fikri kulağınıza nasıl geliyor?
Kısaca, çiğ tavuk yiyebilir misiniz? Neticede hepimize bir gün servis edilecek… Naçizane tavsiyem, zeytinli olsun ki içinden zeytini ayırıp yiyebilin!
2. 8 YAŞINDAYKEN YAPMAYI ÇOK SEVDİĞİNİZ ŞEY NEYDİ?
Çocukken, odamda tek başıma oturur, süper kahramanlar, uzaylılar, büyük savaşçılar, ailem ve arkadaşlarım hakkında hikayeler yazardım. Amacım kimseyi etkilemek ya da kimseye yazılarımı okumak değildi. Sadece zevk için yazardım.
Sonra nedense yazmayı kestim. Nedenini hatırlamıyorum. Küçükken yapmayı sevdiğimiz şeyleri sonradan kesme eğilimimiz yüksektir. Büyüyünce, sadece ödülünü yani karşılığını aldığımız şeyleri yapmaya çalışırız.
20’li yaşlarımın ortalarındayken, yazmaktan ne kadar hoşlandığımı hatırladım. Kendi işime başladığım zaman, ergenliğimin sonlarında yaptığım web sitesi tasarımlarından ne kadar keyif aldığımı hatırladım.
Komik olan şu ki, 8 yaşındaki ben, 20 yaşındaki halime “Neden artık yazmıyorsun?” diye sorduğunda aldığı cevap şu oluyordu: Çünkü iyi yazamıyorum. Çünkü bu şekilde para kazanamam. Çünkü kimse okumaz”.
Ancak bunlar kabul edilir sebepler olamaz! Siz siz olun, küçükken yapmayı sevdiğiniz şeyleri hatırlayın ve onlarahayatınızda yeniden yer açın.
3. SİZE YEMEYİ VE İÇMEYİ UNUTTURAN ŞEY NEDİR?
Hepimizin saatlerce birşeye dalıp da yemek yemeği unuttuğu anlar vardır. Ve bu anlarda yapmakta olduğu şeyler..
Ben video oyunları oynarken böyleydim. Bu pek de iyi birşey değildi. Çünkü yıllar boyunca, ders çalışmak, düzenli duş almak ya da insanlarla yüzyüze konuşmak yerine video oyunları oynayarak saatler geçirdim.
Oyun oynamayı bıraktığımda, asıl tutkumun oyun oynamak değil, gelişmek, ilerlemek, bir konuda usta olmak olduğunu fark ettim. Oyunlar güzeldi ancak onlar olmadan da yaşayabilirdim. Asıl güzel olan diğerleri ile rekabet, en çok da kendimle rekabetti. Bu takıntılı durumu internet tasarım işi ve yazı alanına uyguladığımda çok iyi sonuçlar aldım.
Sizin için belki bu başka bir alandır. Belki organizatörlük, öğretmenlik ya da turist rehberliği..!
O yüzden, mutlaka, sadece yaptığınız aktivitelere değil, o aktivitelerin ardında size güdüleyen sebeplere bakın. Bu sebeplerinizi hayatınızda başka bir alana da uygulayabilirsiniz!
4. UTANDIĞINIZ İŞLERİ BULUN VE ÜZERİNE GİDİN.
Bir işte iyi olmadan ve önemli bir şeye imza atmadan evvel, o işte başarısız olmuş olmalısınız ve neyi yanlış yaptığınız hakkında en ufak fikriniz olmamalı. Burası net!
Ve, bir işte başarsız olmanız ve buna dair fikriniz olmaması için de kendinizi utandırmış olmalısınız! Çoğu insan kendisini utandırmaktan kaçınır çünkü bu berbat bir histir.
Sizi potansiyel olarak utandıracak herhangi birşeyi yapmaktan kaçtıkça sizin için önemli olan birşeyi asla yap(a)mıyor olacaksınız..
Evet, dönüp dolaşıp kırılganlığa ve savunmasızlığa geliyoruz.
Yapmak istediğiniz, önemli bulduğunuz, hoşunuza giden şeyler var ancak henüz yapmıyorsunuz! Sebepleriniz var, hiç şüphesiz.
Sebeplerinizi tekrar ediyorsunuz, sayıyorsunuz, durmadan.. ad infinitum.. Sonsuza kadar..
Peki, nedir bu sebepler?
İnanın bana, eğer bu sebepler diğer insanların düşünceleri ile alakalı ise, büyük zaman kaybediyorsunuz demektir.
Sebepleriniz: “Çocuklarımla zaman geçirmek şu an benim için daha önemli” ya da “Tüm gün Starcraft oynamak müzikle olan ilişkimi etkiler ve müzik benim için daha çok şey ifade ediyor” gibi şeylerse, o zaman sorun yok. Ancak sebepleriniz “Ebeveynlerim bundan nefret edecekler” ya da “Arkadaşlarım dalga geçer” ya da, “Başarısız olursam çok salak gözükürüm” gibi sebeplerse, aslında siz gerçekten önem verdiğiniz birşeyden kaçıyorsunuz ve bu kadar çok önem verdiğiniz için bu sizi korkutuyor! Sizi korkutan başkalarının ne düşüneceği değil aslında, siz en basit ifadesi ile önem verdiğiniz, umursadığınız için korkuyorsunuz!
Utanmaktan kaçarak yaşamak, kafanızı kuma sokmuş bir deve kuşu gibi yaşamak demektir!
Büyük şeyler, doğaları gereği, eşsiz ve olağan dışıdır. O yüzden, onları gerçekleştirmek için “güruh” mentaliteye karşı koymak gerekir. Ve bunu yapmak korkutucudur.
Utancınızı kucaklayın. Aptal hissetmek zor ve anlamlı işleri başarmanın parçasıdır. Hayati bir karar alırken ne kadar korkuyorsanız, onun üstesinden gelme ihtimaliniz de o kadar fazladır.
5. DÜNYAYI KURTARMAK İÇİN KENDİNİZE HAS YÖNTEMİNİZ NEDİR?
Güzel dünyamız sorunlarla dolu. Acı ama gerçek bu. Bundan her yerde bahsedildiğini duymuşsunuzdur ve yine hatırlatmakta fayda var: Sağlıklı ve mutlu hissetmek için kendi hazlarınız ve tatmininizden daha yüksek değerlere bağlı bir hayat sürmek önemlidir.
Şimdi, bir sorun seçin ve dünyayı kurtarın.
Seçeneğiniz çok: Eğitim sistemlerimiz, ekonomik gelişme, aile içi şiddet, akıl sağlığı, devlet meseleleri..
Size anlamlı gelen sorunu bulun ve çözmeye başlayın. Tabi ki bunu tek başınıza yapmayacaksınız. Ama bir katkıda bulunursanız, bir fark yaratırsınız. Ve fark yaratma hissi, kendi mutluluğunuzu ve tatmininizi arttırır.
6. BİRİSİ KAFANIZA SİLAH DAYADI: HER SABAH EVDEN AYRILMANIZ VE BİR YERE GİTMENİZ GEREKİYOR. NEREYE GİDERSİNİZ VE NE YAPARSINIZ?
Çoğumuzun tek düşmanı var: Rehavet!
Rutine dalıyoruz. Kendimizi uzaklaştırıyoruz. Koltuğumuz çok rahat.. Cipslerimiz peynirli ve lezzetli. Ancak yeni olan hiçbirşey karşımıza çıkmıyor. Bu büyük bir sorun.
İnsanların çoğunun anlaması gereken birşey var:
Tutku, aksiyonu başlatan duygu değildir, aksiyonun sonucunda oluşan duygudur.
Hayatta nelere tutkulu olduğunuzu keşfetmek ve nelerin sizin için önemli olduğunu idrak etmek, tamamen deneme-yanılma süreci ile işler. Hiçbirimiz, bir aktiviteyi gerçekleştirmenin nasıl birşey olduğunu onu yapmadan anlayamayız.
Öyleyse, kendinize sorun. Birisi kafanıza bir silah dayasa, ve her gün sizi, uyku zamanları dışında, evden çıkmaya zorlasa, neler yapardınız?
Kendinizi nasıl “doldururdunuz”? Ah tabi, bir cafe’de oturup Facebook’da takılmanız yasak.. Hem bunu zaten yapıyorsunuz. Lüzumsuz web sitelerine erişiminiz yok, video oyunları yok, TV yok. Her gün uyku vaktine kadar evin dışında olacaksınız – nereye gider, ne yapardınız?
Bir dans sınıfına mı yazılırdınız? Bir kitap klubüne mi katılırdınız? Üniversiteye geri dönüp yeni bir bölüm mü okurdunuz? Kırsal Afrika bölgelerinde binlerce çocuğu kurtarmak için yeni bir sulama yöntemi mi icat ederdiniz? Planör mü uçururdunuz?
Tüm bu zaman boyunca ne yapardınız?
Eğer içinizden birden fazla cevap geliyorsa, yazın. Ve hemen şimdi gidip en uygun olanını yapın. İçlerinde eğer sizi utandıranları varsa, onlar için benden size bonus puan..
7. ŞU ANDAN İTİBAREN, BİR YIL İÇİNDE ÖLECEK OLDUĞUNUZU BİLSENİZ, NE YAPARDINIZ VE NASIL HATIRLANMAK İSTERDİNİZ?
Çoğumuz ölüm üzerine düşünmeyi sevmeyiz. Ancak, ölümümüz üzerine düşünmenin pratikte pek çok iyi yanı vardır.
Ölüm üzerine düşünmek, hayatımızda neyin önemli olduğunu anlamamızı sağlar.
Kolejdeyken, insanlara sorardım: “Yaşayacak bir seneniz olsa, ne yapardınız?” Tahmin edebileceğiniz gibi, elle tutulur cevap verenler pek çıkmazdı. Genelde sıkıcı ve tuhaf cevaplar verirlerdi. İnsanlar üzerime içkilerini fırlatırlardı. Ancak yine de insanları bir kaç dakikalığına da olsa farklı düşünmeye, önceliklerini yeniden değerlendirmeye itmiş olabilirim..
Adamın mezar taşında şöyle yazacak:
“Greg burada yatıyor. Falanca dizisinin her bölümünü iki kez izlemiştir”
Siz gittikten sonra insanlar ne yazacak? Arkanızdan hangi hikayeler anlatılacak? Eğer sizin için söylenenlerin, rastgele bir grup insanı etkileyecek saçma şeyler olacağını düşünüyorsanız, yine yanlış yoldasınız. Eğer bir insan, hayatta hiçbir yönünün olmadığı hissine kapılıyorsa, kendi değerlerinin ve önem verdikleri şeylerin henüz farkında değil demektir.
Ve, eğer kendi değerlerinizin ne olduğunu henüz bilmiyorsanız, o zaman diğer insanların değerlerini üzerinize almış ve onların önceliklerine göre yaşıyorsunuz demektir. Bu, sağlıksız ilişkilere ve en nihayetinde sefilliğe giden tek yönlü bir yoldur.
“Hayat Amacınızı Keşfetmek” kendinizden ve etrafınızdakilerden de büyük olan 1-2 önemli şeyi bulmak demektir.
Onları bulmak için kanepenizden kalkmanız, harekete geçmeniz ve kendinizin ötesinde ve kendinizden de büyük düşünmeniz gerekir. Ve bu, en nihayetinde, oldukça paradoksal olarak, Kendinizin de olmadığı bir dünya hayal etmeniz anlamına gelir!
Yazı Kaynağı: markmanson.net












