Bir karanlık ve bir hayal üzereyken
peşimde alımsız duygular...
KIROKAZE

Kiana Khansmith

titsay

Jar Jar Binks Fan Club
The Stonewall Inn
Noah Kahan

izzy's playlists!
No title available

Andulka
Xuebing Du

oozey mess

Love Begins
No title available
sheepfilms
Show & Tell
🩵 avery cochrane 🩵

Origami Around
untitled
Misplaced Lens Cap
cherry valley forever
seen from Morocco

seen from Brazil
seen from India
seen from Argentina

seen from Tanzania
seen from Colombia
seen from Singapore
seen from Canada

seen from Türkiye
seen from Saudi Arabia
seen from Türkiye
seen from Malaysia
seen from Bangladesh
seen from United Arab Emirates

seen from Iraq
seen from Germany
seen from United States
seen from Chile

seen from Russia

seen from Canada
@ibrahimxalil-blog
Bir karanlık ve bir hayal üzereyken
peşimde alımsız duygular...
Merhabalar dostum Akakiyeviç,
palton,
gerçekten çok güzelmiş...
Looking To The Other Side, ve ağaçlar gün batımı çizer gökyüzüne... by Ben Hayyam on EyeEm
BenHayyam... by Ben Hayyam on EyeEm
Birde,Memed Uzun'dan "Sen"i okumak var... by Ben Hayyam on EyeEm
Parmaklıklardan ardından gün batımı... by Ben Hayyam on EyeEm
Aysel git başımdan
Sen kelebeğin kanat çırpışıyla mutlu
Ben yarılan nehirler karşısında firavun
İhanet perdesi...
Bir dolmuşun içinde tanışıyor kırmızılı kadının göğüsleri ve, kimliği belirsiz fosillerle bedenini saran psoeidon mızraklı, şeytan dövmeli çocuğun gözleri... bütün kokuları alt üst eden kadının sarhoşluk veren bir çift bakışı. işte bir oyun perdesi böyle açılıyor. ihanet terlerinin döküldüğü son replikler, son mimikler oynuyor dudaklarda, ve tozu kaçıyor gecenin gözüme. zenci avuçlarında aydınlanan güneşin eşitliği o avuç içlerinden teğet geçmesi... ihanetler selamlıyor son perdeyi...
...
Ve geçenlerde yine ihanete uğradım. sevdiğim ve en yakın dostum arasında, En en pis kokan yemeği yiyor kalbim. Ve onun acısıyla terliyor gözlerim sonra yardım ediyor elim, gözyaşlarıma toprağa gömülmesinler diye. yeşertmesinler o çorak topraklarda bir fidan ihanet daha. ovuşturuyorlar dost parmaklar ve arasında buharlaşıyor. ihanet kokan giz yaşları, başka ihanet kokan gözyaşlarıyla...
Thank's Gosh...
Teşekkürler bana sevgiyi öğreten kadın, düş akşam gözlerimi yummadan önce kitabın son sayfalarında rastgeldin bana. "Annemin beni dövmesi gibi gelirdin hüznün gözüme" derken şayir... ben sana sabah Tanrı'nın çocuğunun kitabında rastlıyorum. sonunda leşimi teslim ettiğim "sevgilerle" diye biten armağanından sonra, Resul abim geliyor vahiyleriyle, tüm yalanları açıklayacak mucizeleriyle. yaracak ayı, inandırttıkları yalan sevgiden yaptıkları helva tanrıları. en büyük kavimler göçünün nedeni olacak. kültürel tanrıların yerel duyguları ele geçirdiği, çorak topraklardaki hüznün tadına bakmak... ha ! "sevgilerle" diye bitmişti. sonrada yalancı vahiylerle gelen koku sardı dolmuşların içindeki fahişe bedenlerin içini. bir kibar bir gencin burnunu gıdıklıyor ardından günahların yanık et kokusu sarıyor cehennemi...
Sessiz ünlü...
bir şarkı var dilime dolanan beraber söyleyelim mi demek istedim sadece... beraber topumla gelecektim saçların yüzünü örterken, şiir yazmak isteyecektim sana. soğuk havalarda ceketimin yakalarını kaldırırken sonra bir göz alacaktı saçlarının yerini ben suskunluğuma gömülecektim sessiz harflerle...
Mürekkep hırsızı...
Ben, kutsal tapınaklarda sevişerek hediye ederken dudaklarımı senin için tanrıçalara, ihanetinin şeffaf çaputlarını asıyorsun dilek ağaçlarıma. Dudakları batıp kanatırken dudaklarımı, düşlerimi geceye yarıp hayallere yol yapıyorum. göz damlacıklarım kırmızı bilekleri el ilanı olarak basıyor ikinci hamurdan kuşe kağıtlara. Bileklerimden süzülüp işaret parmağımla duvarlara bulaştırırken geceden çaldığım mürekkebi, gramafonlar karanlığın çığlıklarını yayıyor taş kalplerden...
Yaa sevgili...
ey sevgili, yoktur aşk. Benim sende gördüğüm kemiklerimden sıyrılıp gözlerine kavuşmak Seher vakti rüyalarda.
ey sevgili, yoktur aşk. Benim sende duyduğum, son anlarında ölümüne çarpması kanatlarını kelebeklerin.
ey sevgili, yoktur aşk. benim sende tattığım, son demlerini yaşayan yaşlı gözlere uzatılan bir kadeh ab-ı hayattı.
ey sevgili, yoktur aşk. bir avuç cenneti sende kokladığım.
ey sevgili, yoktur aşk. sende hissettiğim, ellerinin sıcaklığıyla aşkı bir kaç dizeyle kurşuna dizmek.
Hayyam...
Goblin’li köyün saksafonlu şizofreni…
...
Son paketteki son sigarayla , son kibrit çöpünde alevleniyor. özgürlük savaşının ayakları titreten haykırışyla beyninden öldürdüğüm düşüncelerle Ve dirilttiğim hayallerle süslüyorum öldürdüğüm sigaraları. toplu mezardaki dostlarının yanına gömüp son sigaramın külüyle örtüyorum üzerlerini ...
...
Sana. Kuruttuğum pınarlarda öldürdüğüm özyaşlarımı helal ediyorum...
Gözyaşımla ıslatıp kurşun kalemimle yırttığım Siyah çarşaflı bir sayfayıda sana helal ediyorum...
...
Ellerim kirli tutabilecek misin ? utanmazsın heralde kirli bi eli tutmayı. seversin heralde gözlerim kör olsada. sararsın heralde bana bir sigara, gelirsin heralde benle çöle bedevilerin içindeki kaçak muhacirler oluruz senle. kaçak yaşarız senle sakalımın geceyi göbeğinden yırtan siyah telleri arasında, cahillerin görmediği yerlerde mor üzümlerin özü olur damlarız bir şarap kadehine.. ağaçları çırılçıplak soyan sonbaharın, yaprakları katletmesini izleriz kansız ve kefensiz. Biraz daha solup ölmek isteriz Ağaçla sevişip çimenin fahişesi olmadan önce . daha çok örteriz senle ağacın çıplak bedenini daha çok izlemek isteriz belki dalın sarkışında rüzgarın azizliğindeki çıplaklığı.