Çok fazla güvenme, çok fazla sevme, çok fazla umutlanma.
Çünkü bu fazlalıklar seni çok incitecek.

No title available
Not today Justin
styofa doing anything
No title available
Alisa U Zemlji Chuda
I'd rather be in outer space 🛸
Sade Olutola
wallacepolsom
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

tannertan36
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ

Janaina Medeiros
DEAR READER

titsay
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
Sweet Seals For You, Always
Mike Driver
Monterey Bay Aquarium
seen from United States
seen from United States

seen from Türkiye

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from T1

seen from Hong Kong SAR China

seen from United States
seen from United States

seen from United States
seen from Mexico
seen from Germany
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Netherlands

seen from United Kingdom

seen from United States

seen from T1
@ilimhayat
Çok fazla güvenme, çok fazla sevme, çok fazla umutlanma.
Çünkü bu fazlalıklar seni çok incitecek.
Seni kim incitti ?
- kendi beklentilerim.
"Allah’ım! Dinimi güzelce yaşat ki o benim güvencemdir. Dünyamı düzelt ki o benim geçim kaynağımdır. Ahiretimi hazırla ki o benim son durağımdır. Hayatımda her türlü hayrı ziyadesiyle ihsan eyle. Ölümümü de her türlü şerlerden muhafaza eyle."
(Müslim, "Zikir", 71)
"Allah’ım! Biz, bu yolculuğumuzda Senden iyilik ve takva, bir de hoşnut olacağın ameller işlemeyi nasip etmeni dileriz. Allah’ım! Yolculuğumuzu kolay kıl ve uzağını yakın et!.."
(Müslim, "Hac", 425; Ebu Dâvûd, "Cihad", 79; Tirmizî, "Deâvât", 47)
رَبِّ اغْفِرْ لِي خَطِيئَتِي وَجَهْلِي وَإِسْرَافِي فِي أَمْرِي كُلِّه۪ وَمَا أنْتَ أَعْلَمُ
بِهِ مِنيِّ اَللّٰهُمَّ اغْفِرْ لِي خَطَايَايَ وَعَمْدِي وَجَهْلِي وَهَزْلِي وَكُلُّ ذَلِكَ
عِنْدِي . اَللّٰهُمَّ اغْفِرْ لِي ماَ قَدَّمْتُ وَمَا أَخَّرْتُ وَمَا أَسْرَرْتُ وَمَا أَعْلَنْتُ
أَنْتَ الْمَقَدِّمُ وَأَنْتَ الْمُؤَخِّرُ وَأَنْتَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ Anlamı: "Rabbim! Bütün işlerimdeki ölçüsüzlüğümü, cahilliğimi ve hatamı bağışla. Sen bunları benden daha iyi biliyorsun.
Allah’ım! Hatalarımı, bilerek, cahillikle ve dalgınlıkla yaptığım kusurlarımı bağışla. Bunların hepsi bende mevcuttur.
Allah’ım! Yaparak ve geciktirerek işlediğim, açıktan ve gizli olarak işlediğim kusurlarımı bağışla. Sen, öne alan ve önce olansın. Sen, geriye bırakan ve sonsuz olansın. Senin her şeye gücün yeter. "
(Buhari, De’avat, 60; Muslim, Dua, 70; bk. Hakim, De’avat, No:
1883, I, 511; İbn Hıbban, Ed’ıye, No: 954, 957; İbn Ebi Şeybe, Dua, 42, No: 29383)
"İnsanın içindeki kavga, dışındakinden çok daha yoğun bugün. Ruh sükunetini yitiren insan büyük bir kavganın içindedir."
Nuri Pakdil
رَبِّ اغْفِرْ لِي خَطِيئَتِي وَجَهْلِي وَإِسْرَافِي فِي أَمْرِي كُلِّه۪ وَمَا أنْتَ أَعْلَمُ
بِهِ مِنيِّ اَللّٰهُمَّ اغْفِرْ لِي خَطَايَايَ وَعَمْدِي وَجَهْلِي وَهَزْلِي وَكُلُّ ذَلِكَ
عِنْدِي . اَللّٰهُمَّ اغْفِرْ لِي ماَ قَدَّمْتُ وَمَا أَخَّرْتُ وَمَا أَسْرَرْتُ وَمَا أَعْلَنْتُ
أَنْتَ الْمَقَدِّمُ وَأَنْتَ الْمُؤَخِّرُ وَأَنْتَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ Anlamı: "Rabbim! Bütün işlerimdeki ölçüsüzlüğümü, cahilliğimi ve hatamı bağışla. Sen bunları benden daha iyi biliyorsun.
Allah’ım! Hatalarımı, bilerek, cahillikle ve dalgınlıkla yaptığım kusurlarımı bağışla. Bunların hepsi bende mevcuttur.
Allah’ım! Yaparak ve geciktirerek işlediğim, açıktan ve gizli olarak işlediğim kusurlarımı bağışla. Sen, öne alan ve önce olansın. Sen, geriye bırakan ve sonsuz olansın. Senin her şeye gücün yeter. "
(Buhari, De’avat, 60; Muslim, Dua, 70; bk. Hakim, De’avat, No:
1883, I, 511; İbn Hıbban, Ed’ıye, No: 954, 957; İbn Ebi Şeybe, Dua, 42, No: 29383)
يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ بِرَحْمَتِكَ اَسْتَغِيثُ اَصْلِحْ لِي شَأْنِي كُلَّهُ وَ لَا تَكِلْنِي اِلٰى
نَفْسِي طَرْفَةَ عْنيٍَ Anlamı: "Ey yaşayan, diri, canlı, ölümsüz, ezelî, ebedî ve zatı ile kaim olan, her şeyin varlığı kendisine bağlı, uykusu ve uyuklamasi olmayan, varlıkları yöneten, koruyan ve ihtiyaçlarını üstlenen Allah’ım! Rahmetin sebebiyle senden yardım istiyorum.
İşlerimin hepsini ıslah eyle, göz açıp kapayıncaya kadar beni nefsime bırakma."
(Ebu Ya’la, Zikir ve Dua, No: 914)
"İnsanın içindeki kavga, dışındakinden çok daha yoğun bugün. Ruh sükunetini yitiren insan büyük bir kavganın içindedir."
Nuri Pakdil
وعن ابن عمر رَضِىَ اللّهُ عَنْهُما قال: ]قلَّمَا كانَ رَسُولُ اللّهِ يَقُومُ مِنْ مَجْلِسِه حَتَّى يَدْعُوَ بِهؤَُءِ الدَّعَواتِ ‘صْحَابِهِ: اللَّهُمَّ اقْسِمْ لَنَا مِنْ خَشْيَتِكَ مَا تَحُولُ بِهِ بَيْنَنَا وَبَيْنَمَعَاصِيكَ، وَمِنْ طَاعَتِكَ مَا تُبَلِّغُنَا بِهِ جَنَّتَكَ، وَمِنَ اليَقِينِ مَا تُهَوِّنُ بِهِ عَلَيْنَا مَصَائِبَ الدُّنْيَا. اللَّهُمَّ مَتِّعْنَا بِأسْمَاعِنَا وَأبْصَارِنَا وَقُوَّتِنَا مَا أحْيَيْتَنَا، وَاجْعَلْهُ الْوَارِثَ مِنَّا، وَاجْعَلْ ثَأرَنَا عَلى مَنْ ظَلَمَنَا، وَانْصُرْنَا عَلى مَنْ عَادَانَا، وََ تَجْعَلْ مُصِيبَتَنَا في دِيننَا، وََ تَجْعَلِ الدُّنْيَاكْثرَ هَمِّنَا، وََ مَبْلَغَ عِلْمِنَا، وََ تُسَلِّطْ عَلَيْنَا مَنْ َ يَرْحَمُنَا[. أخرجه الترمذى. Anlamı: İbnu Ömer hazretleri (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor:
"Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir cemaatte oturduğu zaman, ashâbı için şu duayı okumadan nadiren kalkardı:
"Allahım! Bize korkundan öyle bir pay ayır ki, bu, sana karşı işlenecek günahlarla bizim aramızda bir engel olsun. İtaatinden öyle bir nasib ver ki, o bizi cennete ulaştırsın. Yakîninden öyle bir hisse lutfet ki dünyevî musibetlere tahammül kolaylaşsın.Allahım! Sağ olduğumuz müddetçe kulaklarımızdan, gözlerimizden, kuvvetimizden istifade etmemizi nasib et. Aynı şeyi bizden sonra gelecek olan neslimize de nasib et. İntikamımızı, bize zulmedenlerden almışlardan kıl (mazlumlardan değil). Bize tecavüz edenlere karşı bizi muzaffer kıl. Bize, dinî musibet verme. Dünyayı, ne asıl gayemiz kıl, ne de ilmimizin son hedefi. Bize merhametli olmayanı bize musallat etme."
[Tirmizî. Daavât 73, (3497).]
وعن ابن عمر رَضِىَ اللّهُ عَنْهُما قال: ]قلَّمَا كانَ رَسُولُ اللّهِ يَقُومُ مِنْ مَجْلِسِه حَتَّى يَدْعُوَ بِهؤَُءِ الدَّعَواتِ ‘صْحَابِهِ: اللَّهُمَّ اقْسِمْ لَنَا مِنْ خَشْيَتِكَ مَا تَحُولُ بِهِ بَيْنَنَا وَبَيْنَمَعَاصِيكَ، وَمِنْ طَاعَتِكَ مَا تُبَلِّغُنَا بِهِ جَنَّتَكَ، وَمِنَ اليَقِينِ مَا تُهَوِّنُ بِهِ عَلَيْنَا مَصَائِبَ الدُّنْيَا. اللَّهُمَّ مَتِّعْنَا بِأسْمَاعِنَا وَأبْصَارِنَا وَقُوَّتِنَا مَا أحْيَيْتَنَا، وَاجْعَلْهُ الْوَارِثَ مِنَّا، وَاجْعَلْ ثَأرَنَا عَلى مَنْ ظَلَمَنَا، وَانْصُرْنَا عَلى مَنْ عَادَانَا، وََ تَجْعَلْ مُصِيبَتَنَا في دِيننَا، وََ تَجْعَلِ الدُّنْيَاكْثرَ هَمِّنَا، وََ مَبْلَغَ عِلْمِنَا، وََ تُسَلِّطْ عَلَيْنَا مَنْ َ يَرْحَمُنَا[. أخرجه الترمذى. Anlamı: İbnu Ömer hazretleri (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor:
"Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir cemaatte oturduğu zaman, ashâbı için şu duayı okumadan nadiren kalkardı:
"Allahım! Bize korkundan öyle bir pay ayır ki, bu, sana karşı işlenecek günahlarla bizim aramızda bir engel olsun. İtaatinden öyle bir nasib ver ki, o bizi cennete ulaştırsın. Yakîninden öyle bir hisse lutfet ki dünyevî musibetlere tahammül kolaylaşsın.Allahım! Sağ olduğumuz müddetçe kulaklarımızdan, gözlerimizden, kuvvetimizden istifade etmemizi nasib et. Aynı şeyi bizden sonra gelecek olan neslimize de nasib et. İntikamımızı, bize zulmedenlerden almışlardan kıl (mazlumlardan değil). Bize tecavüz edenlere karşı bizi muzaffer kıl. Bize, dinî musibet verme. Dünyayı, ne asıl gayemiz kıl, ne de ilmimizin son hedefi. Bize merhametli olmayanı bize musallat etme."
[Tirmizî. Daavât 73, (3497).]
:ـ عن أمّ سَلَمَة رَضِىَ اللّهُ عَنْها قالت: ]كَانَ رسولُ اللّهِ إذَا خرَجَ مِنْ بَيْتِهِ قالَبِسْمِ اللّهِ توَكَّلْتُ عَلى اللّهِ. اللَّهُمَّ إنَّا نَعُوذُ بِكَ مِنْ أنْ نَذِلَّ، أوْ نَضِلَّ، أوْ نُظْلَمَ، أوْنَجْهَلَ، أوْ يُجْهَلَ عَلَيْنَا[. أخرجه أصحاب السنن، وهذا لفظ الترمذى وهو آخر حديثمن المجتبى للنسائى . Anlamı: Ümmü Seleme (radıyallâhu anhâ) anlatıyor:
"Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) evinden çıktığı zaman şu duayı okurdu:
"Allah'ın adıyla Allah'a tevekkül ettim. Allahım! zillete düşmekten, dalâlete düşmekten, zulme uğramaktan, cahillikten, hakkımızda cehâlete düşülmüş olmasından sana sığınırız".
[Tirmizî, Daavât 35, (3423); Ebû Dâvud, Edeb 112, (5094); Nesâî İstiâze 30, (8,268); İbnu Mâce, Dua 18, (3884).]
وعن عليّ رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]كَانَ رسولُ اللّهِ يَقُولُ عِنْدَ مَضْجَعِهِ: اللَّهُمَّ إنِّى أعُوذُ بِوَجْهِكَ الْكَرِيمِ، وَبِكَلِمَاتِكَ التَّامَّاتِ مِنْ شَرِّ كُلِّ دَابَّةٍ أنْتَ آخذٌ بِنَاصِيِتِهَا. اللَّهُمَّ أنْتَ تَكْشِفُ المَغْرَمَ وَالمَأثَمَ. اللَّهُمَّ َ يُهْزَمُ جُنْدُكَ، وَ يُخْلَفُ وَعْدُكَ وََ يَنْفَعُ ذَا الجَدِّ مِنْكَ الجَدُّ. سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وبِحَمْدِكَ[. أخرجهما أبو داود.)وَالمَأثَمُ( مَا يأثم به ا"نسان وهو ا"ثم نفسه، )وَالمغْرَمُ(: التزام انسان مَاليس عليه من تكفل إنسان بدين فيؤديه عنه. Anlamı: Hz. Ali (radıyallâhu anh) anlatıyor:
"Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) yatacağı sırada şu duayı okurdu:
"Allahım, kerim olan Zât'ın adına, eksiği olmayan kelimelerin adına, alınlarından tutmuş olduğun hayvanların şerrinden sana sığınırım. Allahım sen borcu giderir günahı kaldırırsın. Allahım senin ordun mağlub edilemez, va'dine muhalefet edilemez. Servet sahibine serveti fayda etmez, servet sendendir. Allahım seni hamdinle tesbih ederim".
[Ebû Dâvud, Ebed 107, (5052).]
وعن عائشة رَضِىَ اللّهُ عَنْها قالت: ]كَانَ رسولُ اللّهِ إذَا اسْتَيْقَظَ مِنَ اللَّيْلِ قالَإلهَ إَّ أنْتَ سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أسْتَغْفِرُكَ لِذَنْبِى وَأسْألُكَ رَحْمَتَكَ. اللَّهُمَّ زِدْنِى عِلْماً، وََ تُزِغْ قَلْبِى بَعْدَ إذْ هَدَيْتَنِى وَهَبْ لِى مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً إنَّكَ أنْتَ الْوَهَّابُ[ . Anlamı: Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) anlatıyor:
"Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) geceleyin uyanınca şu duayı okurdu:
"Allahım! Seni hamdinle tenzih ederim, Senden başka ilah yoktur. Günahım için affını dilerim, rahmetini taleb ederim. Allahım ilmimi artır, bana hidayet verdikten sonra kalbimi saptırma. Katından bana rahmet lutfet. Sen lutfedenlerin en cömerdisin".
[Ebû Dâvud, Edeb 108, (5061).]