bağım
ne zaman kendimden kaçmaya kalksam bir bağımlılık ediniyorum. yani saatleri o bomboş alışkanlığın içinde geçirirsem yaşadığım her ne ise onun da üstünden zaman geçmiş oluyor ve ben de zamanla o şeyin üstesinden geliyorum, gibi. bu boş işler genelde sorumluluğumun arttığı zamanlarda ortaya çıkıyor, oyunlar, kaydırmalar, hiçbir şey kalmadığında da boş boş oturmalar... dertler geçiyor mu, iyi geliyor mu, iyileşiyor mu, nein davud.
peki beni çok sevdiğim yazmaktan alıkoyan asıl sebep nedir? sonucunun kötü olması mı? eleştirilmek mi? yoksa başarmak mı? dikkat çekmek mi? takdir görmek mi? alkışlar, tebrikler? takdir edilmek uğruna iç dünyamı ortaya sermek mi?
ortaya serilmek... belki en korktuğum şey bu. içim dopdolu da olabilir bomboş da olabilir, bunlarla yüzleşmekten korkmuyorum, çok kereler yüzleştim, çok kereler kendimi mahkum ettim, yıllarca mahpus kaldım içimde. bu değil. peki ya biri sanılmak, olmadığım biri, olma ihtimalim olan biri? sadece zanlarda yaşamak çok mu güvenli? başkasının zannında bambaşka biri olarak yeni bir kimlikle yaşamak? yeni kimliklerle.
işte bunlardan ya da daha fazlasından sebep kaçıyorum bağımlılıklara. ta ki aslımı, beni mutlu edeni bulup ona bağlanana kadar boş işlere devam.













