Namık Kemal’in, Vatan Yahut Silistre kitabında ‘korkuyorum, kendi hayalimden, kendi fikrimden, kendi kendimden korkuyorum’ dediği sözlerle başlamak istiyorum yazmaya…
Öncelikle ben Küçük Turuncu Balık. Yani biraz büyüdüm ama küçük kalmak daha güzel bence. Herneyse.
Henüz çok da büyük olmamama rağmen çok şey başardığımı düşünüyorum. Bu başarılar akademik başarı değil, açıkçası bu konuda fazlasıyla kötüyüm :D
Konuyu saptırmayalım.
Bu başarılar beni iyi hissettiren şeyler. Yaniii kendimi iyi hissettirmek bana göre bir başarı. Ve şu an bu başarayı elde edemiyorum. E zaten buraya bunları yazmamın amacı bu. Birde kendimi iyi hissettiğim zamanlarda sizi de iyi hissettirmeye çalışmak. Sanırım bu en büyük hayallerimden birisiydi. Birilerine iyi gelmek.
Açıkçası bu zamana kadar herkese karşı böyle böyle düşünsemde hayatın acımasızlığı o anda kendi hayatıma giriverdi. Yani belki yaşadıklarım veya hissettiklerim bazı insanlara karşı ‘abartılmayacak’ veya ‘üzücü olmayan’ şeyler olsa da herkesin herkese karşı saygılı olması gerektiğini düşünüyorum. Belkide zamanla ‘ya ben buna mı üzüldüm gerçekten’ diyeceğim ya da ‘cidden bunu mu abartmışım?’ diye söyleneceğim. Belkide bunlardan utanacağım. Ama şu an bunlar beni üzüp canımı yakıyorsa buna bir şey diyemem. Kimse bana saygı duymuyorsa, ben kendime yeterim. Ben kendime saygı duyarım. Ve bu düşünceler benimle kalır.
Hani Beyza Alkoçun, Kar Küresi kitabında Eylül’ün ‘Ben burdayım ve bunlar yaşanıyor’ dediği yerler var ya? Sürekli o cümleyi aklıma getiriyorum. Ben burdayım ve bunlar yaşanıyor. Dün yaşanmadı yada yarın yaşanmayacak. Şu an yaşıyorum. İlerisi ne beni yargılayan insanları ilgilendirir ne de ilerideki düşüncelerimi. Duygular zamanla değişir (bu konuya fazla girmek istemiyorum) ancak duygularımızın çoğalıp azalacağını bilemeyiz. Bu nedenle zamanla hiç umurunda olmayacak şeyi şu anda düşünüp kafa yoracak değilsin ya?
Duygular değiştikçe insanlar da değişir. Bu bilinmeyen bir kesinliktir. Güzel günler bizi bekliyor. Anı yaşa yeter….
İg;Sanatoy185










