Sürekli dokunduğun bir yarayı iyileştiremezsin.
Misplaced Lens Cap
art blog(derogatory)
Acquired Stardust
DEAR READER
One Nice Bug Per Day
dirt enthusiast
YOU ARE THE REASON
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
i don't do bad sauce passes

izzy's playlists!
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year
Sade Olutola
Peter Solarz

tannertan36

oozey mess

PR's Tumblrdome
h

blake kathryn
noise dept.
No title available
seen from United States
seen from United States
seen from Brazil
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from France
seen from United Kingdom

seen from Germany

seen from Türkiye

seen from Belgium

seen from Belarus

seen from United States

seen from Maldives
seen from United Kingdom
seen from Germany

seen from United States
seen from Germany

seen from United States
seen from Belarus
@kendimlesworld
Sürekli dokunduğun bir yarayı iyileştiremezsin.
Ben bazı insanları, yaptıkları için değil yine yapacakları için hayatımdan çıkardım.
Ve şimdi baba, bize yaşattığın onca şeyden sonra şimdi sana olanlar… şu yaşına kadar sana bir kez olsun sarılmayan ve sarılmak dahi istemeyen bu kızın içini sarılmak isteği ile dolduruyorsun. Kafamın içindesin hep gece gündüz. Ya bugün son günse, son şanssa ve bu şansı kaçırırsam pişman olur muyum? Emin değilim. Sana şu yaşıma kadar bir kez de olsa sarılmak istiyorum. Pişman olmamak için, seni mutlu görmek için. Eğer bu son gidişin olacaksa mutlu bir şekilde gitmen için. İçinde bugüne kadar sana karşı hep acısı ve nefreti olan bu kızın, son gidişinde mutlu gitmen için sana sarılmak istiyor baba. Pişman olduğunu söylüyorsun geçmiş için. Gerçekten pişman mısın yoksa gitmekten korktuğun için mi bu pişmanlığın?
İbrahim,
Gönlümü put sanıp da kıran kim.
Canımı en çok yakan da buydu. Hiçbir zaman benim için çaba gösteren biri olmadı, benim onu sevdiğim gibi seven biri, benim onu kırmaktan korktuğum gibi beni kırmaktan korkan biri, beni anlamaya çalışan biri, yanlışlarında özür dileyen biri hiç olmadı hayatımda. Hep çaba gösteren bendim, hep sevgi gösteren bendim, hep kırmaktan korkan bendim, hep anlayan bendim, hep özür dileyen bendim…
Bir kez bile nasıl hissettiğimi soran olmasını bırak sorulmadan bile hislerimi açıkça dile getirdiğimde bile umursanmayan oldum. Bu da diğer en can yakıcı şeylerden biri işte.
Bir şeyin güzelliği, onu seyredenin ruhunda gizlidir.
Kimle olursan ol ama yeter ki seni anlayan insanla ol.
“Belki senin rızkın kalbinin yumuşaklığıdır.”
Büyüdükçe susmayı öğreniyorsun.
Gelecekte geçmişime baktığımda, geçmişimin omzum da bir yük olmasını istemiyorum.
Nasıl anlatsam bilemiyorum ama sanki içimde nedenini bilmediğim büyük bir kırgınlık ve kızgınlık taşıyorum, kendime ve dünyadaki herkese ve her şeye karşı. Sanki bir çok şeye geç kalıyormuş gibi değil geç kalmışım gibi. Sanki ne yaparsam yapayım artık hiçbir şey düzelmeyecekmiş gibi. Sanki yolun sonuna gelmiş gibiyim. Sanki artık pes etmiş gibiyim.
Beni nasıl seversen öyle görürsün, bana nasıl bakarsan öyle görürsün, beni sen nasıl istersen öyle görürsün. Ama beni ne zaman olduğum gibi kabul edersen işte o zaman gerçek beni tanımış olursun.
Bedenime ağır gelen bu gönülden, dünyaya ayak uyduramayan kalbimden, velhâsıl; en çok da kendimden yoruldum.
Her şey düzeltmeye değer değil.
Beni anladığını söylüyorsun bu bir yalan. Eğer gerçekten beni anlasaydın benim yanımda olurdun. Derdimi anlatamasam bile sessizliğime eşlik ederdin. Yüzümü güldürmek için çabalardın. Peki sen napıyorsun? Bir kez sordun mu beni? Bir kez benim yüzüm gülsün diye çaba gösterdin mi? Bir kez olsun kendinden feragat edip benim ne hissettiğimi anlamaya bile çalıştın mı?