Nasıl Öldün?
Karşına çıkan belayla yüzleştin mi,
Azimli ve neşeli bir kalple?
Yoksa gün ışığından saklandın mı,
Korkak ve ürkek bir ruhla?
Ah, bela bir ton ya da sadece bir ons olabilir,
Ya da bela, senin ona verdiğin anlamdır.
Önemli olan yaralanıp yaralanmadığın değil,
Onu nasıl karşıladığındır.
Yere serildin mi? Peki, bu da ne ki?
Kalk ve yüzüne bir gülümseme kondur.
Düşmek ayıp değildir elbet,
Ama öylece yatmak—işte asıl utanç budur.
Ne kadar sert düşersen, o kadar yükseğe sıçrarsın,
Morarmış gözünle gurur duy!
Önemli olan yenilip yenilmediğin değil,
Nasıl savaşıp neden savaştığındır.
Ve eğer ölüm seni yakaladıysa, ne olmuş?
Elinden gelenin en iyisini yaptıysan;
İnsanlık sahnesinde rolünü oynadıysan,
Eleştirmen bile bunu takdir edecektir.
Ölüm bazen sürünerek gelir, bazen de bir sıçrayışla,
Ve ister yavaş ister çevik olsun,
Önemli olan öldüğün değil,
Nasıl öldüğündür.
Edmund Vance Cooke











