beş dakika, yirmi yedi saniye. zaman durmuyor, sadece ben düşüyorum. ve düşerken fark ediyorum, insanın kendine çarpması da bir tür intihar.
Claire Keane

Love Begins
h
wallacepolsom
No title available
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ

roma★
ojovivo
trying on a metaphor
Monterey Bay Aquarium
Mike Driver
Acquired Stardust
d e v o n

No title available
I'd rather be in outer space 🛸
Keni
YOU ARE THE REASON
Game of Thrones Daily
art blog(derogatory)

祝日 / Permanent Vacation

seen from Japan
seen from Malaysia

seen from Türkiye
seen from Malaysia

seen from Malaysia
seen from United States
seen from Peru

seen from Italy

seen from Malaysia
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from Italy

seen from United Kingdom
seen from Germany

seen from Germany
seen from Switzerland
seen from Netherlands

seen from Malaysia
seen from Switzerland
@lethargis
beş dakika, yirmi yedi saniye. zaman durmuyor, sadece ben düşüyorum. ve düşerken fark ediyorum, insanın kendine çarpması da bir tür intihar.
bazı insanlar seni sevmez. sadece sende ölmek istemedikleri yerleri yaşatırlar. yanına gelirler, biraz dinlenirler, biraz kendilerini senden toplarlar. sonra iyileştiklerini sanıp giderler. geride yine sen kalırsın. eksik. sessiz. kendi içine devrilmiş bir bina gibi.
fil kadar acın var, kuş kadar canınla.
düşüncelerimi yutmayı öğrendim. çünkü bazı kelimeler dışarı çıkarsa dünyayı zehirler.
bazı insanlar hayata ait olur. bazılarıysa sadece içinden geçer. ben ikinciyim sanırım. sanki dünya çoktan kurulmuş bir sofraydı da, ben davet edilmeyi hep birkaç dakika kaçırdım. sandalyeler doluydu, sesler birbirine karışıyordu ve ben kapının eşiğinde, fark edilmeyen bir gölge gibi bekliyordum. insan bazen kendini kaybetmiyor aslında. sadece uzun süre anlaşılmayınca kendi sesine yabancılaşıyor. ben de bir süredir içimde yankılanan bir odada yaşıyorum. her düşünce geri dönüyor bana. kimseye çarpmadan. kimse tarafından tutulmadan. ve en kötüsü, insan zamanla acısına alışıyor. önce yaralanıyorsun, sonra kanamayı karakterin sanıyorsun. eskiden eksik olduğumu düşünürdüm. şimdi görüyorum ki mesele eksiklik değil. ben bu dünyaya fazla içerden bakmışım. o yüzden hiçbir yere tam karışamıyorum. ama hâlâ burada oluşumun bir anlamı olmalı. çünkü bazı geceler, tam her şeyin içimden söküldüğünü sandığım anda bile çok küçük bir şey kalıyor geride. kırılmamış değil. yorgun. ama inatçı. belki umut değildir bu. belki sadece yok olmaya direnmenin son hali.
yine de yetiyor. şimdilik.
bir ev düşün; yıllardır terk edilmiş, perdeleri güneşte sararmış, mutfağında çatal bıçaklar hâlâ masada ama kimse geri dönmemiş. işte ben o evim. içimdeki herkes çoktan gitmiş.
oysa ben uzun zamandır hiçbir yarına ait hissetmiyorum kendimi.
düşüncelerim karanlıkta büyüyen kökler gibi birbirine dolanıyor, hangisinin başlangıç olduğunu seçemiyorum artık.
cesedini ciğerlerimin en dibine gömdüm.
dilimin verdiği sözden kafamın haberi yok.
insan özünden düşermiş bazen. yani, derinden derinden.
seni son kez kucağımda tutmak en zor vedamdı.
içimi esir alan bir ur.
Aldığım her nefesi bir mutsuzluk böldü. Bütün nefeslerim yarım kaldı. Konuşmalarım başlamadan bitti.
dilimin ucunda çürüyen kelimeler var şimdi, her biri söylenmemiş bir çığlığın kabuğu.
bir zamanlar içimde bir ev vardı, şimdi duvarlar bile beni tanımıyor.