Bırakacaktım bu kentin sokaklarını.
Caddelerde aylakça dolaştığım günler…Kızılay Durağı’nda üç kızın çocuksu gülüşüne kurban giden günlerim…
Çift çifttir herkes. Bir yalnız ben varımdır. Dayanılmaz yalnızlıkta kulağıma fısıldayan müzik ve tenimi titreten soğuk havadır arkadaşım. Beklerim, beklerim eli boş… Umut bu, bilinmez işte. Bir gülücük, bir işaret belki.. Oysa boşa. Pek iyi de bilirim ki; bugüne dek olmamış, olmayacak bundan sonra da. Yine de, uzun saçlı bir kız arayacaktır gözlerim sokaklarda. Gözlerim arayadursun. Az ilerde bir adam sigara yakacaktır.Çakmağın parıltısında kalacak gözlerim. Bir neşeli duman çıkacaktır adamın ağzından. Kıskanmalıyım. Kıskanmayı öğretmemişler bana. Hayat? Hayat onlarındır belki de.
Akşam olur, ışıklar yanar. Çiftler biraz daha sokulurlar birbirlerine. Geçerler, giderler hep. Ne bir bakış, ne bir merhaba… Bir ben kalırım plakçının önünde. Bir de yarım yarım ezgiler hoparlörde… Umutlar, düşler… Hangi düşler? Düş mü kaldı ki?..
Upuzun caddede bir yalnız benim sanki.
Kararımı verdim, gideceğim bu kentten. Bir gece, bir otobüs kalkacak, ben üzgün, ben umutlu olacağım içinde.
İyi ya… Bu şaşırıp kalmalarım niye? Niye gidiyorum, niye kalıyorum burada? İçimde bir eziklik… Kim caydırmaya çalışıyor beni? Bıktığım usandığım şu yüzler mi? Her gün yeniden gördüğüm şu yüzler… Allah bilir ya… Sevilecek nesi var şu kentin?
Kentin suçu ne? Gideceğim yer daha mı iyi olacak?
Ama düşler?.. Düşler benim değil miydi? Bu pes ediş niye? Yer mi kalmamış koca evrende beni mutlu kılacak? Bulana dek, topunuza inat çekip gideceğim işte.
Kimden kaçıp kime gidiyorum? Dedim ya bunu ben de bilmiyorum. Nedir beni sıkan? Ne arıyorum?
Nasıl mutlu olabilirim? İç sıkıntılarından kurtulsam, belki mutluyum diyebilirim. Ama nedir iç sıkıntısı yapan bende?
Yalnızlığı yenmeye gücüm var mı? Yok. Öyleyse?
Sevmeliyim. Mutluluğumun yolu yalnızlığımı sevmektir. Yalnız olmaktır yaşantım. Yalnızlık dostumdur benim. Ben yalnız, ben mutlu.