Engellenen ya da yasaklanan sitelere girmeye çalıştığınızda, artık karşınızda bu ekranı göreceksiniz
Yasal sorunlar nedeniyle engellenen siteler için artık yeni bir durum kodu var. Yeni "451 Yasal Nedenlerden Dolayı Erişilemez" hatası, sitelerin hangi nedenle açılmadığını anlamanıza yardımcı olacak.
Yeni hata kodu, IETF'nin bir parçası olan Internet Engineering Steering Group tarafından kabul edildi. Hata kodunun amacı, geliştiricilerin ve internet servis sağlayıcılarının web sitelerine neden ulaşılamadığı konusuna açıklık getirebilmesi. Bugün yasal olarak engellenen sitelerde, başka hatalarda da karşınıza çıkabilen ve pek açıklayıcı olmayan "403 erişim yasak" hatası ekrana geliyor.
451 sayısı ise Ray Bradbury'nin kitabı Fahrenheit 451'den esinlenilmiş. Bu kitabın hikayesinde sansür oldukça yaygınken, kitapların satışı yasaklanıyor.
Yeni kodun kullanımı zorunlu değil, bu yüzden ondan faydalanmak geliştiriciye kalıyor. Yani hata kodu, tüm sansürlü içerikleri kapsamayabilir ve bu durumda kullanıcılarda kafa karışıklığına yol açabilir. Dahası hükümetlerin bu hata mesajını engelleyerek siteleri 403 hatası döndürmeye zorlama olasılığı da var. Yine de yeni hata mesajı, doğru atılmış bir ilk adım gibi görünüyor.
Bugün 30. yaşını kutlayan Windows için önemli bir gün! Peki, ilk Windows'u hatırlıyor musunuz?
PC'ler için devrim 30 sene önce bu hafta başladı. Windows'un MS-DOS'un ardından gelen ilk sürümü, 20 Kasım 1985'te yayınlanmıştı. Bugün kullandığımız Windows 10, Windows 1'e hiç benzemese de kaydırma çubuğu, açılır menüler, simgeler, iletişim kutuları ve Not Defteri gibi uygulamalar halen orijinal halini temel alıyor.
Windows 1.0 yalnızca grafiksel arayüzüyle değil, fareye verdiği önemle de öne çıkmıştı. MS-DOS'ta yalnızca komut yazabilirken Windows 1.0'da fareyi istediğiniz yere sürükleyip, ekrandaki öğelere tıklayabiliyordunuz. 1985'te bir çift diskete sığan Windows 1.0'ı çalıştırabilmek için 256KB belleğe ve bir grafik kartına ihtiyacınız vardı. Apple, bu sırada fare tabanlı arayüzlerde daha ilerideydi ancak yazılım ve donanımı bir araya getirmeye odaklanıyordu. Microsoft ise IBM PC'ler için düşük maliyetli PC DOS işletim sistemini çoktan ortaya çıkarmış, böylece kendisini bir yazılım firması olarak konumlandırmıştı.
Apple'ın Mac vs. PC kampanyalarına rağmen Windows, 30 sene boyunca PC'lere hükmetmeyi başardı. Bugünlerde akıllı telefon ve tabletlerin yükselmesiyle Microsoft, en zor mücadelelerinden birini veriyor.
Google bekleneni yaptı, Windows XP ve Windows Vista'ya en sert tekmesini vurdu!
Google, güvenlik seviyesi giderek gerileyen Windows XP için Chrome web tarayıcısını güncellemeyi önümüzdeki sene durduracak.
Firma, yaptığı duyuruyla XP ve Vista kullanıcılarının Nisan 2016'dan sonra Chrome'u kullanmaya devam edebileceklerini, ancak tarayıcı için Google'dan güncelleme almayacaklarını söyledi. Duyuruya göre aynı durum, OS 10.6, 10.7 ve 10.8 için de geçerli olacak.
Google, güncellemeleri durduracak olmasının nedeninin bu beş işletim sisteminin artık resmi destek almaması olduğunu söyledi. Chrome Mühendislik Direktörü Mark Pawliger, bu tür eski platformların kritik güvenlik güncelleştirmelerini almadığını, bu yüzden zararlılara ve virüslere maruz kalma olasılığının daha yüksek olduğunu söyledi.
Google, eski işletim sistemlerini desteklemeyi durduracağını bu senenin başlarında açıklamıştı. Resmi desteği geçen sene sona eren Windows XP, on seneden eski bir işletim sistemi olsa da halen evlerde ve farklı boyutlardaki firmalarda kullanılıyor.
Nisan 2016 itibariyle PowerBook ve Power Mac gibi eski bilgisayarında Chrome'u güvenli olarak kullanmak isteyenlerin donanımını yükseltmekten başka çaresi kalmayacak gibi görünüyor.
Son sürümü 2001'de yayınlanan bir dönemin efsane işletim sistemi, geri dönmeye hazırlanıyor!
ABD merkezli bir firma, OS/2'nin yeni, doğal bir sürümünü yayınlamak üzere işletim sistemini geliştiren IBM ile anlaştı.
OS/2'nin yeni "Blue Lion" yapısı, Arca Noae'nin açıklamasına göre PC'lerde herhangi bir emulator'e ihtiyaç duymadan çalışabilecek. 28 yaşındaki işletim sistemini halen kullananlar, onu ancak sanal ortamda modern donanımlar üzerinde çalıştırabiliyorlar. Yapılan açıklamaya göre işletim sistemini sanal makinelerden kurtaracak olan yeni sürümü, önümüzdeki senenin üçüncü çeyreğinde yayınlanacak.
Arca Noae, yaptığı açıklamada odak noktasının tam bir OS/2'yi sadece sanal makinelerde değil, boş bir bilgisayarda çalıştırmak olduğunu, bu amaç için popüler, endüstri-standardı donanımlarla birçok test yapmayı planladıklarını söyledi.
IBM PC'ler üzerinde çalışan, Windows'un devamı olarak IBM ve Microsoft tarafından geliştirilen OS/2, büyük bir kullanım oranına ulaşmayı başaramamış, 1990'larda geliştirilmesi durdurulmuştu. İşletim sisteminin en son yapısı, 2001'de yayınlanmış ve resmi desteği 2006'da sona ermişti. İşletim sistemi buna rağmen ATM'ler ve bilet satış cihazları gibi bazı entegre sistemlerde kullanılıyor ve bazı üçüncü partiler tarafından halen destekleniyor.
Arca Noae, yeni OS/2 sürümünün bu kitleyi genişleteceğine ve sanallaştırma yazılımına olan ihtiyacı ortadan kaldıracağına inanıyor.
Sayısız e-postaya cevap vermek zor mu geliyor? Öyleyse bırakın, Google bunu sizin yerinize yapsın!
Google, elektronik postaların yapay zeka ile yanıtlanmasını amaçlayan yeni bir araçla "otomatik yanıt" kavramını faklı bir boyuta taşıyor.
Teknoloji, Google'ın e-posta yönetim ve organizasyonu için kullanılan Inbox iOS / Android uygulamasına gelen güncelleştirmenin bir parçası olarak lanse ediliyor. Açıklanan özellik, insanlar tarafından gerçekleştirilen bazı görevlerin makine öğrenmesi ile nasıl devralınabileceğini göstermek adına Google'ın çabalarının son örneğini sergilemiş olacak.
Akıllı cevap, e-postada yer alan sözcüklerin ne anlama geldiğini çözerek detaylı bir yanıt üretmiyor ancak üç farklı cevap seçeneği sunarak insanların e-postaları pratik olarak cevaplayabilmelerini sağlıyor. Geliştirmelerle birlikte, bu özelliğin çok daha fazla cevap kalıbına ve çok daha detaylı cevaplara kavuşacağı belirtiliyor.
Google, özellikle küçük dokunmatik ekran klavyeleri ile donatılmış telefonlarda "Akıllı Cevap" (Smart Reply) özelliğinin oldukça popüler olmasını bekliyor. Yeni özellik 2 milyondan fazla kurumsal kullanıcının yanı sıra Inbox uygulamasının ücretsiz sürümünü kullanan herkes için geçerli.
GNU projesi, 1984 yılında, tamamen ücretsiz bir işletim sistemi olan Unix OS'u tasarlamak için başlatılmıştı. Proje devam ederken, 90'lı yılların başında bir çok araç tamamlanmıştı ancak henüz ortada bir işletim sistemi çekirdeği bulunmamaktaydı. Tam da bu sırada Linux ortaya çıktı ve GNU ile birleştirilerek bugün bildiğimiz Linux'u, diğer adıyla GNU/Linux'u ortaya çıkardı.
GNU, Linux ile yeni bir hayata başlamasına rağmen, projenin geliştirilmesi HURD adı verilen çekirdekle devam etti. HURD ise, Mac OS'da da kullanılan Mach mikro çekirdeğini temel alıyor.
GNU/HURD, donanım sürücüleri için gerekli hizmetleri, dosya sistemlerini ve kimlik doğrulama gibi bir işletim sisteminin ihtiyaç duyduğu tüm özelliklerine sahip.
GNU/HURD
9. JNode
Web tabanlı oyun ve uygulamaların çoğunun, Flash ve HTML5 tabanlı geliştirildiği günümüzde, Java'nın masaüstündeki altın çağı sona ermiş görünüyor. Fakat Java'nın masaüstü bilgisayarlarda yapabileceklerinin henüz görülmediğini ispatlamaya kararlı olan bir proje var.
JNode işletim sisteminin oldukça küçük çekirdeği dışındaki büyük çoğunluğu Java diliyle yazılmış. JNode'un hedefiyse, henüz yolunun başında olmasına rağmen her türlü Java uygulamasını çalıştırabilmek.
0.2.8 sürümünde olan ve oldukça basit bir arayüze sahip JNode'un, 0.3 sürümündeki hedefleri ise, daha düşük bellek tüketimi, kablosuz ağ desteği ve daha iyi donanım hızlandırma desteği olarak belirtilmiş.
JNode
8. FreeVMS
70'ler ve 80'lerde, Unix işletim sistemlerinin ana rakibi, stabilitesi ile ün yapan ve buzdolabı gibi demir kutularda çalışan VMS işletim sistemiydi. VAX adı verilen bu bilgisayarlar, zamanına göre gelişmiş güvenlik ve dosya sistemlerine sahipti.
VMS işletim sisteminin bazı geliştiricileri, Windows NT'nin geliştirilmesine öncülük etseler de, OpenVMS hayatta kalmayı başardı ve günümüzde Itanium sistemlerde çalışmaya devam ediyor.
Günümüzde VMS çekirdeği üzerine geliştirilen işletim sistemlerinden en öne çıkanı ise FreeVMS.
FreeVMS
7. DexOS
Masaüstü işletim sistemler denince, alışılmış pencere yapısında bir işletim sistemi bekleyebilirsiniz ancak DexOS bunun yerine bir konsol arayüzü kullanmayı tercih etmiş.
Oldukça küçük yapıya sahip olan DexOS, alışılagelmiş işletim sistemlerinden çok, bir oyunun ana menüsüne benzeyen konsol yapısına sahip. Gayet etkileyici olan bu yaklaşım, günümüzde alıştığımız iOS ve Android işletim sistemlerinin öncüsü olmuş gibi görünüyor.
DexOS aynı zamanda, ticari desteğe sahip olmayan bir avuç programcının hobi olarak yürüttüğü çalışmalarla neler başarılabileceğini gösteriyor.
DexOS
6. Inferno
Inferno, yaklaşık 10 yıldır var olan bir proje ve bazı alanlarda hala diğer işletim sistemlerinden önde görünüyor. Inferno, dağıtık işletim sistemi olarak tasarlanmış. Yani inferno kullanan bilgisayarlar sistem kaynaklarını birbiri arasında paylaşabiliyor.
Styx adı verilen bir protokol kullanan Inferno, donanımları ve ağ kaynaklarını kusursuz bir şekilde paylaşabiliyor. Örneğin A bilgisayarı, B bilgisayarının diskinde depolanan dosyalara, yerel diskteymiş gibi erişebiliyor.
Inferno'daki programlar ise, Limbo adı verilen bir dilde yazılmış.
Inferno
5. KolibriOS
İşletim sistemleri genellikle çevirme dilinde (assembly language) yazılır. Çevirme dillerinde program yazmak zor bir iştir ancak ortaya çıkan sonuçlar, tipik derleyicilerle yazılan programlarla karşılaştırılamayacak kadar başarılıdır.
ManuetOS'un bir kolu olan KolibriOS da tamamen çevirme dilinde yazılmış bir işletim sistemidir. Bu özelliğini boyutu ve hızıyla da gözler önüne seren KolibriOS, sadece 4,9 MB olan boyutuna, web tarayıcı, e-posta istemcisi, oyunlar, masaüstü araçları ve çeşitli demoları sığdırmayı başarmıştır. Sahip olduğu tüm bu özellikleri, birkaç saniyede açılan bir işletim sisteminde sunan KolibriOS, içerdiği programları da adeta ışık hızında çalıştırmakta.
KolibriOS
4. OpenBSD
OpenBSD için anahtar sözcük güvenlik. Diğer işletim sistemlerinin aksine, OpenBSD için güvenlik, performans ve şıklıktan önce geliyor.
OpenBSD ekibi, herhangi bir kodu, tamamen güvenli ve açıksız olduğundan emin olmadan işletim sistemlerine eklemiyor.
OpenBSD
3. AROS
Siz de tüm zamanların en çok sevilen bilgisayarlarından olan Amiga severlerdenseniz, AROS sizin de gönlünüzü fethedebilir.
Açılımı Amiga Research Operating System olan AROS, son derece hızlı bir işletim sistemi. Adından da anlaşılabileceği üzere Amiga tasarımını örnek alan AROS, işleyişi bakımından da AmigaOS 3.1 uyumlu olarak hazırlanmış.
Hızlı ve hafif bir işletim sistemi olan AROS, düşük seviyeli netbooklar ve tabletler için iyi bir alternatif işletim sistemi olabilir.
AROS
2. ReactOS
Linux işletim sistemi kullanmışsanız, Windows programlarını çalıştırmanızı sağlayan, WINE adlı uygulama uyumluluğu katmanını duymuşsunuzdur. Bu yöntemin en önemli eksisi, Windows DLL dosyalarının ve sürücülerinin kullanılamıyor olmasıdır.
Bu uyumluluk karmaşasını düzeltmeyi hedefleyen proje ise ReactOS. Var olan bir işletim sisteminin üzerinde çalışmak yerine, başlı başına bir işletim sistemi projesi olan ReactOS, diske kurularak veya CD üzerinden boot edilebiliyor.
WINE'a ait DLL dosyalarını da kullanan ReactOS, kendine ait yükleyicilere, çekirdeğe ve Windows sürücüleri ile uyumluluk sağlayacağı varsayılan alt seviyeli araçlara sahip.
Açık kaynaklı bir işletim sistemi olmayı hedefleyen ReactOS, Windows uyumluluğu sayesinde işletim sistemi pazarını sarsma potansiyeline sahip.
Henüz 90'ların sonunda geliştirilmeye başlanan ReactOS, 0.3.12 sürümünde ve halen üzerinde çalışılması gerekiyor. Uygulama uyumluluğu günden güne gelişen ReactOS'un hangi Windows uygulamalarını stabil olarak çalıştırabildiğini görmek için bu sayfayı ziyaret etmeniz yeterli.
ReactOS
1. Haiku
BeOS işletim sistemini, açık kaynaklı olarak yeniden tasarlayan Haiku, BeOS'un tasarımına sadık kalarak geliştiriliyor. 90'lı yılların sonunda PC dünyasıyla yakından ilgilenenler, PowerPC tabanlı sistemler için geliştirilip, x86 mimarisine aktarılan BeOS'u hatırlayacaklardır.
Windows 9x ve Mac OS 8 zamanlarında BeOS, performansıyla göz dolduran bir işletim sistemiydi. Buna rağmen ticari olarak başarı yakalayamayan BeOS, Windows egemenliğindeki PC pazarında tutunmakta çok zorlandı.
Bunun yanında, BeOS'un yapımcı şirketi Be Inc tarafından, PC üreticilerinin BeOS işletim sistemli bilgisayarlar üretmesini engellediği gerekçesiyle Microsoft'a dava açtı. Microsoft hiçbir zaman suçunu kabul etmese de mahkeme, Microsoft'u 23 milyon dolar tazminat ödemeye mahkûm etti. Ancak BeOS için artık çok geçti ve BeOS piyasada tutunmayı başaramadı.
BeOS işletim sistemini yeniden hayata döndürmeyi amaçlayan Haiku, 2001 yılında OpenBeOS adıyla hayatına başladı. Eski BeOS programlarını çalıştırabilen işletim sistemi, yeni donanım desteği ve temiz, modern bir mimari üzerine kuruldu.
Haiku, bu sayede hızlı, basit ve keyifli bir bilgisayar deneyimi sunuyor. Modern bir kullanıcı arayüzüne sahip olan Haiku, tarihin izlerini de barındırıyor.
Haiku
Bu teknolojileri Apple'ın icat ettiğini sanıyorsanız, siz de yanılıyorsunuz!
Apple, peşinde büyük bir hayran kitlesi olan bir firma. Steve Jobs ise kendi gerçeklerini belirleyen (RDF - reality distortion field), ikna kabiliyetiyle ünlü bir yönetici idi. Ancak yanlış bilgiler, dedikodular ve propagandalar gerçek ile kurguyu ayırt etmeyi zorlaştırdı. Gerçek şu ki Apple, sandığınız kadar çok şeyi icat etmedi.
Örneğin Apple fanboy'larının sıkça takip ettiği Daring Fireball yazarı John Gruber, bir podcast yayınında Apple'ın yeni USB-C standardını icat ettiğini söylemiş, ancak bunun için elle tutulur bir kanıt göstermemişti. Efsanenin gerçek olmadığı, internette yayılıp tartışma konusu olmadan önce, kısa sürede ortaya çıkmıştı.
Ancak birkaç sene sonra USB-C'nin Apple tarafından yapılan önemli bir icat olduğunu tekrar duyarsanız şaşırmayın. Apple'ın yenilik üreten, mucitlerle dolu bir firma olduğuna ve yaptığı önemli icatlardan dolayı tebrik edilmesi gerektiğine kesinlikle inanıyoruz. Ancak bu icatlar genellikle karıştırılıyor... Steve Jobs bile firmanın çaldığını bir konuşmasında itiraf etmişti.
İşte Apple'ın icat ettiği sanılan şeylerden bazıları.
Efsane 1. Bilgisayar faresini ve grafiksel arayüzü Apple icat etmiştir
Bilgisayarlar bir süre önce klavye ve komutlardan ibaretlerdi. Apple ise çoğunlukla bilgisayar faresini ve onu kullanan işletim sistemini icat etmesiyle anılır. Özellikle grafiksel arayüzün (GUI) Apple tarafından yaratıldığına inanılıyor.
Ancak bu doğru değil. GUI ve fare, Palo Alto Research Center'da (PARC) Xerox tarafından icat edilmişti. Jobs, PARC'ı ziyaret ettiğinde Xerox Alto'nun grafiksel arayüzünden ve faresinden çok etkilenmiş, bunlara Apple'ın da ihtiyacı olduğuna karar vermişti.
Bununla birlikte Jobs, grafiksel arayüzün Xerox değil kendisi tarafından icat edildiğine inanmış ve bunun için Microsoft CEO'su Bill Gates'i fikrini çalmakla suçlamıştı. Halbuki Gates de bu fikri Xerox'tan almış ve bunu itiraf etmişti.
Apple'ın Xerox'un fikrini nasıl çaldığını bilmek istiyorsanız, Her şey bir Remix'tir'in 3. bölümünü izleyebilirsiniz (Türkçe altyazılı).
Apple, iPhone ile telefon sektörünü baştan aşağı değiştirdi. Ancak ilk dokunmatik ekranlı telefon Apple'ın değildi. Apple buna yaklaşmadı bile.
iPhone'un tanıtılmasından yıllar önce Palm'ın çoğu Windows Mobile ile çalışan Pocket PC'leri piyasanın önde gelen telefonlarıydı. Palm T5, iPhone'dan yıllar önce çıkan dokunmatik telefonlar için iyi bir örnek.
Efsane 3. "Retina Ekran" Apple'ın buluşudur
Retina ekran, yıllardır bilinen yüksek çözünürlüklü ekranlardan farklı bir şey sunmuyor. "Retina", yüksek çözünürlüklü ekranlara tüketicinin ilgisini çekebilmek için üretilmiş bir reklam sözcüğünden fazlası değil. "Retina ekran" tanımı, cihaz boyutuna göre değiştiğinden belirli bir çözünürlüğü tanımlamıyor. Bununla birlikte "Full HD" dendiğinde 1920x1080 piksel çözünürlükten bahsedildiğini anlayabilirsiniz.
Daha da önemlisi, Retina ekranlar iPhone'da ve MacBook'larda kullanılmadan önce, daha yüksek çözünürlüklü telefon ve laptop'ların piyasada olmasıydı. Retina ekranlar, yüksek çözünürlük konusunda ilerlemeyi sağlamış olabilir ancak bu ekranlar, Apple'ın icadı değildi.
Videolu aramanın mucidi, Apple değil mi?
Efsane 4. Apple, videolu aramanın da mucididir
Yine karşımızda harika bir reklam sözcüğü var. "FaceTime" bir tür videolu sohbeti tarif ediyor, ancak videolu görüşmeler çok, çok daha önce vardı. FaceTime ortaya çıktığında Skype çoktan işleri büyütmüştü.
100% sure FaceTime is the best invention that apple has ever made
FaceTime, benzer uygulamalara göre daha az işlev sunuyordu. Ondan faydalanabilmek için hem sizin, hem de karşınızdaki kişinin bir iPhone'a sahip olması gerekiyordu. Tek çekiciliği ise, kullanımının kolay olmasıydı. Bugünkü videolu sohbet çözümleri, FaceTime'ı geçmeye devam ediyor.
FaceTime'ı kullanıyor ve onu seviyor olabilirsiniz, ancak onu kullanırken Apple'ın bir icadı olmadığını unutmayın.
Efsane 5. MP3 player'lar ve dijital müzik mağazası, Apple'ın fikridir
Apple'ı ciddi bir teknoloji firması haline getirmede iPod'un ve iTunes dijital müzik mağazasının önemi büyüktü. Ancak ikisini de ilk çıkaran, Apple değildi.
2001'de çıkan iPod'dan önce gelen birkaç MP3 player vardı. Bunlar arasında en ünlüleri Creative Nomad ve Diamond Rio PMP3000 idi. iPod, üzerindeki çarkı sayesinde kullanım kolaylığına sahipti - bu çarkın icadı için Apple'ın hakkını vermek gerekiyor. Ancak bugüne kadar Apple'ın MP3 çalıcılarının mucidi olduğunu sandıysanız, yanıldığınızı söyleyelim.
Apple's iPod was their best invention in my opinion. They reinvented the music business.
Dahası Apple, iPod'u icat etmediğini kendisi itiraf etmişti.
Dijital müzik mağazası konusuna geldiğimizde ise, bu tür bir mağazanın 1998'de Ritmoteca tarafından kurulduğunu ve firmanın Sony, Warner ve Universal gibi önde gelen kayıt firmalarıyla çalıştığını söyleyelim. Yani MP3 satma fikri de Apple'a ait değildi.
Müzik akış hizmetleri de Apple'ın icadı değil. Bir süredir hizmet veren Spotify, bugün iTunes satışlarının ve ücretli müzik indirmelerinin düşmesinin nedenleri arasında.
Windows'u her açtığınızda parola yazmak istemiyorsanız, bu ipucu sizin için...
Bilgisayarınızı her açtığınızda parolanızı girerek oturum açmak sizi yoruyorsa, oturum açma ekranını ortadan kaldırabilirsiniz.
Bunun için öncelikle Windows+R tuşlarına basarak Çalıştır penceresini açın. Şimdi netplwiz yazın ve Tamam'a tıklayın. Böylece Kullanıcı Hesapları penceresini açmış olacaksınız. Şimdi "Kullanıcılar bu bilgisayarı kullanmak için kullanıcı adı ve parola girmelidir" seçeneğini bulun ve yanındaki kutunun işaretini kaldırın.
Bir defa için kullanıcı adı ve parolanızı girmeniz gerekecek. Bunu yaptıktan sonra oturum açma ekranını bir daha görmeyeceksiniz. Tabi, istediğiniz zaman ekranı tekrar etkin hale getirebilirsiniz.
Bu ipucu Windows 7'den Windows 10'a tüm Windows'larda çalışıyor, ancak bilgisayarınıza izinsiz erişimi mümkün kılacağından güvenlik riski getirebilir. Böyle bir riski alıyorsanız, Windows'u daha hızlı açmanın keyfini sürebilirsiniz.
Mavi ekran kabusu, Windows 10'un en son Insider yapısını kullananlar için geri döndü!
Windows 10 Insider Preview kullanıcılarının yüklediği bir güncelleme (KB3105208), yüzlerce kullanıcının mavi ekran hatasıyla karşılaşmasına yol açtı.
Mavi ekrana hangi sorunun yol açtığı tam anlamıyla bilinmiyor, ancak Microsoft Community forumlarında yapılan araştırma, sorunun Secure Boot/UEFI'nin etkin olduğu cihazlarda, Windows 10 Insider Preview yapı 10565'te oluşuyor. Birçok kullanıcı aynı sorunu yaşadığını söylerken, hatanın yepyeni, üçüncü parti uygulamaların yüklü olmadığı cihazlarda da ortaya çıktığı anlaşılıyor. Etkilenen cihazlar arasında Surface 2, Surface Pro 3, Surface 3, Dell Venue 8 Pro ve HP'nin bilgisayarlarının olduğu söyleniyor.
Microsoft'tan destek mühendisi Jesinta Rozario, forumdaki bir gönderisinde Secure Boot'u BIOS'tan devre dışı bırakmayı öneriyor. Bu yöntem, çoğu kullanıcının sorununu çözdüğünden, Microsoft'un bir sonraki güncellemesine kadar geçici bir çözüm olarak kabul edilebilir.
Öte yandan bahsi geçen yapı, gece saatlerinde tamamen geri çekilmiş durumda.
Apple, iOS 9.1 güncellemesini iPhone ve iPad kullanıcıları için indirmeye sundu. Güncelleme iPhone 4S ve daha üstü model iPhone'lar, iPad mini ve daha üstü model iPad'ler için kullanılabiliyor.
Yaklaşık 250 MB boyutundaki iOS 9.1 güncellemesinin sunduğu yenilik ve iyileştirmeler, Apple tarafından şu şekilde listeleniyor:
- Live Photo şimdi iPhone'unuzu kaldırdığınızı veya indirdiğinizi akıllıca sezer, böylece Live Photo bu hareketleri otomatik olarak kaydetmez
- Unicode 7.0 ve 8.0 emojilerini tam olarak destekleyen 150'den fazla yeni emoji karakteri
- CarPlay, Müzik, Fotoğraflar, Safari ve Arama dahil olmak üzere geliştirilmiş doğruluk
- Çoklu Görev kullanıcı ara yüzündeyken geliştirilmiş performans
- Takvim uygulamasının Ay görüntüsünde yanıt vermemesine neden olan bir sorunu düzeltir
- Bazı kullanıcıların Game Center'ı başlatmasını engelleyen bir sorunu düzeltirBazı uygulamaların içeriğini büyüten bir sorunu çözer
- POP Postası hesapları için yanlış bir okunmamış posta sayısına neden olan bir sorunu çözer
- Kullanıcıların yeni posta veya mesajlardan son kullanılan kişileri silmelerini engelleyen bir sorunu düzeltir
- Bazı mesajların Mail arama sonuçlarında görünmemesine neden olan bir sorunu düzeltir
- Sesli Mesaj gövdesinde gri bir çubuk bırakan bir sorunu çözer
- Bazı operatörlerde etkinleştirme hatalarına neden olan bir sorunu düzeltir
- Bazı uygulamaların App Store'dan güncellenmesini engelleyen bir sorunu düzeltir
Güncellemeye ulaşmak ve cihazınıza kurmak için, Ayarlar - Genel - Yazılım Güncelleme yolunu takip etmeniz ve kurulumu başlatmanız yeterli...
PC'nizde birden fazla işletim sistemi çalıştırmak için hangi yolu tercih etmelisiniz?
Günümüzde hangi işletim sisteminin "en iyisi" olduğundan çok, sizin için hangisinin en uygun olduğu önem taşıyor. Masaüstü işletim sistemleri, halen birbirinden farklı ve eşsiz yeteneklere sahipler. Bu yüzden bazı durumlarda birden fazla işletim sistemi kullanmanız gerekebiliyor.
Örneğin programcıysanız Linux'ta kod yazıyor ve derlediğiniz yapıları Windows'ta test etmek istiyor olabilirsiniz. Grafik tasarımcısı iseniz Windows'u Photoshop için kullanıyor, genel kullanım için Linux'u tercih ediyor olabilirsiniz. Peki ama sadece bir bilgisayarınız varsa?
Sıkı durun, çünkü bu sorun değil. Dual boot (çift önyükleme) veya sanal makineler yoluyla bir PC'de iki veya daha fazla işletim sistemi çalıştırabilirsiniz.
Dual boot'un artıları ve eksileri
Çift önyükleme olarak da bilinen dual booting yöntemi, bilgisayarınız başlarken kullanmak istediğiniz işletim sistemini seçmenize izin verir. Çoğu Linux dağıtımı kurulum sırasında otomatik olarak dual boot kurulumu yapabildiğinden bu yol, son zamanlarda sıkça tercih ediliyor. Ancak dual boot'un bazı dezavantajları da vardır.
En önemli avantajınız, açtığınız işletim sisteminin sisteminizdeki tüm kaynakları kullanabilecek olmasıdır. Birden fazla işletim sistemi kurmuş olsanız da, bu yöntemde bir kerede en fazla bir işletim sistemini çalıştırabilirsiniz. Dolayısıyla işlemcinizin bir kısmını bir işletim sistemine, kalan kısmını bir başka işletim sistemine ayırma gibi bir zorunluluğunuz yoktur. Oyunlar gibi kaynakları yoğun olarak kullanan etkinlikler için bu durum önemlidir.
Dual boot sistemlerde diskinizin belirli bölümlerini farklı işletim sistemlerine ayırırsınız. Örneğin 500GB'lık bir diskiniz varsa, Windows'a 200GB'lık, Linux'a ise 300GB'lık bir bölüm ayırabilirsiniz. Bu bölümlere "partition" adı da verilir ve farklı işletim sistemleri verilerini farklı yollarla sakladıklarından kullanılmaları gereklidir.
Dual boot'ta bir işletim sistemden diğerine geçmek için sisteminizi baştan başlatmanız gerekecektir. Ne kadar sıklıkta yaptığınıza göre değişse de bu durum, can sıkıcı olabilir.
Dual boot yöntemini izleyeceksiniz, önce Windows'u yüklemenizi, sonra Linux'u yüklemenizi öneriyoruz.
Sanal makine yöntemini kullanmanın dual boot'tan daha iyi veya kötü olduğunu söyleyemeyiz, çünkü ikisi oldukça farklı şeyler. Sanal makine, şu anki işletim sisteminiz üzerinde bir "misafir işletim sistemi" (Linux gibi) çalıştırmanıza izin verir. Bu misafir işletim sistemini, masaüstünüzdeki herhangi bir program gibi çalıştırabilirsiniz.
Kulağa müthiş geliyor diyorsanız, evet haklısınız. İşletim sistemleri arasında geçiş için yeniden başlatmanıza gerek olmadığı gibi, bu şekilde birden fazla işletim sistemini yan yana çalıştırmanız da mümkün. Dual boot'ta bunu aklınızdan geçiremezsiniz.
Sanal makineler, kendi ortamlarında çalıştıklarından aynı zamanda güvenlidir de. Misafir işletim sisteminin içinde ne olursa olsun, asıl işletim sisteminiz güvende kalacaktır (kilitlense ve virüs bulaşsa bile). Sanal makinenizi bir başka PC'de çalıştırmanız da mümkündür.
Ancak tüm bu rahatlık, bazı dezavantajlarla geliyor. Sanal makinelerde bilgisayarınızın RAM, CPU, GPU gibi kaynakları, çalışan sanal makineler arasında paylaştırılır. Eski bilgisayarlar, sanal makineleri çalıştıracak kadar güçlü olmayabilir.
Eğer video işleme, oyun gibi kaynağa muhtaç işler yapacaksanız sanal makine yerine dual boot yöntemini tercih etmenizde fayda var. Aksi halde sanal makineler, işinizi son derece kolaylaştırabilir.
Mac kullanıcıları, bekledikleri güncellemeyi bugün alıyorlar! Peki onu nasıl yükleyebilirsiniz?
Apple'ın yeni Mac işletim sistemini bekleyenlerdenseniz, yalnızca birkaç saat daha beklemeniz yeterli olacak. OS X 10.11 El Capitan'ın Türkiye saatiyle bu akşam 20:00'da yayınlanması bekleniyor.
El Capitan'i yüklemek istiyorsanız, öncelikle Mac'inizin onu desteklediğinden emin olmalısınız. Bilgisayarınız önceki sürüm olan OS X 10.10 Yosemite'i çalıştırıyorsa endişe etmenize gerek yok.
Apple'a göre El Capitan destekli Mac'ler, şöyle sıralanıyor:
iMac (2007 ortası veya sonrası)
MacBook (13 inç alüminyum, 2008 sonu), (13 inç, 2009 başı veya sonrası)
MacBook Pro (13 inç, 2009 ortası veya sonrası)
MacBook Pro (15 inç veya 17 inç, 2007 ortası/sonu veya sonrası)
MacBook Air (2008 sonu veya sonrası)
Mac mini (2009 başı veya sonrası)
Mac Pro (2008 başı veya sonrası)
Bu gereksinimlerin yanında yükseltme işlemi için Snow Leopard veya sonrasını çalıştırıyor olmanız gerekiyor. OS X to Snow Leopard'ın eski bir sürümüne sahipseniz, El Capitan'i indirmekte kullanacağınız Mac App Store'a sahip olmayabilirsiniz.
Store'a sahipseniz ona açın ve Updates sekmesini seçin. Burada tamamen ücretsiz bir güncelleme olan El Capitan'i bulacaksınız. Hepsi bu kadar basit. İndirmeyi başlattıktan sonra sürecin düzgün bir biçimde ilerlemesi gerekiyor. Yine de kuruluma başlamadan önce Mac'inizi yedeklemenizde büyük fayda var.
Windows hakkında bildikleriniz amatör düzeyde değilse, kayıt defteri, DLL dosyaları, Kullanıcı Hesabı Denetimi (UAC) gibi karanlık, gizemli görünen araçlarla mutlaka karşılaşmışsınızdır. Bu makalemizde Windows'un kafaları en çok karıştıran özelliklerinden bazılarını ele alacak, onlarla nasıl çalışabileceğinizi anlatacağız.
Yazımızda kayıt defteri, DLL dosyaları, Kullanıcı Hesabı Denetimi, sürücüler ve Grup İlkesi Düzenleyici olmak üzere 5 Windows aracını ele alacağız.
Kayıt defteri
Kayıt defteri, bir başka deyişle "registry" Windows'un en kafa karıştıran bölümlerinden bir tanesidir. Ancak ne yaptığınızı bildiğiniz sürece kayıt defteri, çok güçlü bir araca dönüşebilir. Kayıt defteri, esasen sisteminizle ilgili ayarların ve tercihlerin saklandığı, hiyerarşik bir veritabanıdır. Sisteminizde yüklü sürücüler ve hizmetlerin tercihlerinden, program ve sistem ayarlarına sayısız ayar, kayıt defterinde saklanır.
Eski günlerde programlar, ayarlarını bir INI dosyasında saklamaktaydı. Bugün halen bu yöntemi kullanan uygulamalar var, ancak çoğu daha hızlı ve birleşik yol olan kayıt defterini tercih ediyor.
Kayıt defterinizi düzenleme işini kendiniz de yapabilirsiniz. Ancak yapacağınız ayarın nerede olduğunu genellikle bilmeniz gerekecektir (anahtar isimleri genellikle çok açıklayıcı olmadığından). Başlamak için Başlat menüsünü açın ve regedit yazıp Enter'a basın. Açılan pencerede sol taraftaki ağacı kullanarak gezinebilir, sağ tarafta istediğiniz anahtara çift tıklayarak düzenleyebilirsiniz.
Bazen kayıt defterindeki düzenlemeleri otomatik olarak yaparak işinizi kolaylaştıran .reg dosyalarına rastlayabilirsiniz. Bu dosyaların doğru yerlerde değişiklik yapacağından emin olmak için, not defteriyle açıp inceleyebilirsiniz. Her şey doğru görünüyorsa dosyaya çift tıklayarak değişikliklerin otomatik olarak yapılmasını sağlayabilirsiniz.
Kayıt defteriyle ilgili sorunlar
Kayıt defteri, INI dosyalarının karşısında hız gibi bazı avantajlara sahip olsa da, bazı sorunları da var. Tüm yumurtalarınızı aynı sepete koymak, her zaman bir risk doğuracaktır. Kayıt defteriniz herhangi bir şekilde hasar görürse, tek bir programda değil, tüm Windows'unuzda sorunlar çıkabilir. Bu durumda Windows kurulumunuzu onarmanız veya Windows'u baştan yüklemeniz gerekecektir. Kayıt defterini kurcalamakla ilgili ipuçlarının yanında her zaman bir uyarı görmenizin nedeni de budur. Değişiklik yapacağınız anahtarın veya tüm bilgisayarınızın yedeğini almak her zaman iyi bir fikir olacaktır. Kayıt defterinin diğer bir dezavantajı, uygulamaları düzgün biçimde kaldırmadığınızda (veya programların kaldırıcıları iyi yazılmamışsa) gereksiz verilerle dolabilmesidir.
Kayıt defterinizi yedeklemek için yeni bir sistem geri yükleme oluşturmanız yeterli olacaktır. Güvende kalmak için kayıt defterine ihtiyacınız olandan fazla değişiklik yapmayın. Kayıt defteri temizleme araçlarından faydalanmanın genellikle iyi bir fikir olmadığını, bu araçların faydadan çok zarar verebildiğini de belirtelim.
Sisteminizde genellikle .DLL dosyaları olarak bulunan dinamik bağlantı kitaplıkları, her programların kullanabileceği kod kitaplıklarıdır. İki amaçları vardır:
1. Birkaç program tarafından kullanılabildikleri için, geliştiricileri aynı koddan faydalanmaya yöneltir. Böylece RAM'inize daha az şey yüklenir ve PC'niz biraz daha hızlı çalışabilir. İletişim kutuları bunun iyi bir örneğidir: Comdlg32.DLL herhangi bir program tarafından kullanılabildiği için, programlar kendi iletişim kutularını gösterebilmek için ayrı programlar yüklemek zorunda kalmazlar; Windows'taki kodları kullanabilirler.
2. DLL'ler sayesinde programlar modüler olabilir. Modüler programlar, her şeyi bir anda RAM'e yüklemek ve yavaşlamak yerine, sadece belirli program kodlarını yükleyebilirler. Buna Rainmeter veya foobar2000 gibi yazılımlarda sıkça rastlayabilirsiniz. Bu programlar, ayrı DLL dosyalarını kullanarak sadece kullandığınız işlevleri yüklerler.
DLL'ler, programları güncellemeyi de daha kolay bir hale getirirler. Sadece belirli DLL dosyalarını değiştirerek programı güncellemek mümkün olabilir. Sonuç olarak sisteminiz biraz daha hızlı çalışır ve DLL'ler sayesinde eklenti tabanlı, kişiselleştirilebilen programlar oluşturulabilir.
DLL dosyalarında çıkabilecek sorunlar
Eskisi kadar sık görülmese de, bazen belirli bir DLL dosyasının eksik olduğuna dair bir mesaj alabilirsiniz. Yine de böyle bir şey başınıza geldiğinde ne yapacağınızı bilmenizde fayda var.
Bir programı çalıştırdığınızda "___.dll dosyası bulunamadı" şeklinde bir hata mesajı alıyorsanız, bu DLL dosyasını internetten bulup indirmek, çok iyi bir fikir olmayabilir. DLL-Files.com gibi bir web sitesinden DLL dosyasını indirmek yerine, ilgili programı baştan yüklemeyi veya varsa kurulum sırasında "Onar" seçeneğini kullanmayı deneyebilirsiniz. Programın kendisinde bir sorun olmadığı sürece bu işlemler, eksik dosyaları tamamlayacaktır (genellikle).
DLL dosyalarıyla ilgili hatalarla sıkça karşılaşıyorsanız, başka bir sorun yaşıyor olabilirsiniz. İyi bir antivirüs programı yüklediğinizden emin olun ve sisteminizi virüslere karşı tarayın.
Kullanıcı Hesabı Denetimi (User Account Control)
Windows Vista ve sonrasında bulunan bu güvenlik işlevi, programların sistem seviyesinde değişiklik yapmadan önce izninizi istemesini sağlıyor. Bu sayede zararlı programlar, haberiniz olmadan çalışıp sisteminizde değişiklik yapamıyor.
UAC, varsayılan olarak programlar değişiklik yaptığında sizi uyaracak, ancak Windows ayarlarında değişiklik yaptığınızda uyarmayacak şekilde ayarlanmıştır. Kullanıcı Hesabı Denetimi Ayarları'nı kullanarak (Başlat menüsünde aratabilirsiniz) UAC'nin ne kadar katı olacağını ayarlayabilirsiniz. Seviyeyi en aşağı çekmeniz halinde hiçbir değişiklik için uyarı görmeyeceksiniz. Ancak ne yaptığınızı bilmeniz dışında, UAC'yi kapatmanız önerilmiyor.
UAC'yle ilgili oluşabilecek sorunlar
UAC seviyesini değiştirmeniz, sisteminizi bozmayacaktır ancak güvenilmez bir program yüklemeniz buna yol açabilir. Önemle belirtmemiz gereken şey ise UAC'nin tek başına yeterli bir güvenlik aracı olmadığı - UAC'ye rağmen iyi bir antivirüse ihtiyacınız var. UAC, en katı ayarlarında bile virüslerle programları birbirinden ayıramaz, sadece belirli komutları çalıştırmayı kabul edip etmediğinizi sorar. Zararlılara karşı iyi bir korunma için antivirüs kullanmalısınız.
Sürücüler
Sürücülerin ne olduğunu belki çoğunuz biliyorsunuz, ancak sürücüler yine de çoğu tarafından "karanlık köşelerden" biri olarak görülüyor. Dahası sadece sürücülerin ne olduğunu bilmek değil, onları nasıl yöneteceğinizi de bilmeniz önemli.
Sürücü, donanımınızın Windows'la iletişim kurmasını sağlayan bir yazılımdır. Ağ kartından ekran kartınıza bilgisayarınızdaki neredeyse tüm donanımların bir Windows sürücüsü bulunur. Sürücülerin çoğu, Windows'la birlikte gelirken bazılarını donanımın üreticisinin web sitesinden indirmeniz gerekebilir. Bazen Windows, sürücünün temel bir sürümünü sunar ve donanımınızı çalıştırabilir. Ancak bu durumda resmi sürücüleri indirerek daha fazla işleve kavuşabilirsiniz.
Sürücülerinizi nasıl yönetmelisiniz?
PC'nize yeni bir donanım eklediğinizde, üreticisinin web sitesini açın ve en son sürücüleri indirin (CD'deki sürücüler eskimiş olabileceğinden yüklemeyin). Bu sayede hem eski sürücülerden, hem de Microsoft'un tam işlevsellik sunmayan ve sıkça güncellenmeyen sürücülerinden uzak kalmış olacaksınız. Ancak bazı donanımlar için, örneğin yazıcılarda Microsoft'un sürücüleri daha iyi olabilir (gereksiz yazılım yüklemediği için).
Sürücü güncelleme işlemini rastgele olarak yapmanızı tavsiye etmiyoruz. Ekran kartı sürücüleri, bu kuralın dışındadır ancak donanımınız düzgün bir biçimde çalışıyorsa ve yeni sürücüler, önemli bir yenilik veya onarım getirmiyorsa, sürücünüzü güncellemek zorunda değilsiniz. Bununla birlikte grafik kartları yeni sürücülerle performans artışı sağlayabildiğinden, en son grafik kartı sürücülerini kullanmak daha yerinde olacaktır.
Belirli bir sürücünün sürümünü kontrol etmek için Aygıt Yöneticisi'ni açın ve sözkonusu donanıma sağ tıklayarak Özellikler'e, ardından Sürücü sekmesine tıklayın. Burada sürücü sürümünü görebilir ve üreticinin web sitesindeki sürümle karşılaştırarak, yeni bir sürücünün çıkıp çıkmadığını anlayabilirsiniz. Sürücüleri Aygıt Yöneticisi'nden güncellemek yerine, üreticinin web sitesindeki kurulum dosyasını indirip, çalıştırarak güncellemenizi tavsiye ediyoruz.
Grup İlkesi Düzenleyicisi
Grup İlkesi Düzenleyicisi'nin adını pek duymamış olabilirsiniz, ancak ondan zaman zaman faydalanmanız gerekebiliyor. Sadece Windows Professional ve üzerindeki sürümlerinde bulunan bu araçla ilginç şeyler yapmanız mümkün. Aracın amacı, temel olarak kullanıcıların neleri yapıp, neleri yapamayacağını kontrol etmek. Başkalarının kullandığı bir PC'niz varsa ve kullanıcıların kayıt defterini değiştirmesini, güvenlik ayarlarıyla oynamasını veya yazılım yüklemesini engellemek istiyorsanız, Grup İlkesi Düzenleyicisi'ni kullanabilirsiniz.
Grup İlkesi Düzenleyicisi'ni çalıştırmak için Başlat menüsünü açın ve Grup İlkesi yazın. Çıkan sonuca tıkladığınızda karşınıza hiyerarşik bir ayar listesi gelecek. Grup İlkesi Düzenleyicisi, kayıt defteri kadar olmasa da size karmaşık gelebilir. Bu yüzden başlamadan önce ne yapacağınızı, hangi ilkeye hangi değeri vereceğinizi bilmenizde fayda var.
Avrupa'nın önemli ülkesinden, Windows 10 için oldukça ciddi bir suçlama geldi! Microsoft'un 29 Temmuz'da piyasaya sürdüğü Windows 10 işletim sisteminin izinsiz olarak kişisel bilgileri topladığı iddia ediliyordu. Rusya merkezli bir hukuk bürosu Windows 10'un yasa dışı şekilde kullanıcı verilerini topladığı gerekçesiylesuç duyurusunda bulundu. Rus haber ajansı RIA Novosti'ye konuşan bir avukat şikayetin konum verileri, takvim bilgileri, şifreler, tarayıcı geçmişi, ses kayıtları ve e-postaların Microsoft tarafından depolanmasını kapsadığını söyledi. Bunun da Rusya'nın gizlilik yasalarını ihlal edebileceği belirtildi. Geçtiğimiz hafta milletvekiliVadim Solovyov, başsavcılığa resmi bir dilekçe göndererek Windows 10'un etkin bir şekildecasusluk için kullanıldığını iddia etmişti. Konuyla ilgili açıklama yapan bir Microsoft sözcüsü ise bu iddiaları tamamen yalanladı. İsmi açıklanmayan Microsoft yetkilisi, yeni işletim sisteminin kullanıcılara kişisel verilerini koruyabilmeleri için değiştirilebilecek ayarlar sunduğunu söyledi. Geçtiğimiz Şubat ayında Rusya'nın Haberleşme Bakanlığı yerel geliştiricilere yardımcı olmak için devlet kurumlarında yabancı yazılım kullanımının yasaklanmasını önermişti. Öneri henüz değerlendirme aşamasında. Kaynak: chip.com.tr
KDE Plasma’nın yeni modüler masaüstü deneyimini tamamlamak üzere yeni bileşenler, pek çok yeni özellik ve bir dizi onarımla gelen 5.4 Beta sürümü duyuruldu. Gelişmiş yüksek DPI desteği ve birçok güzel yeni Breeze simgesi içeren sürüm, Audio Volume Plasma Widget, monitör kalibrasyon aracı, kullanıcı yönetimi gibi yeni bileşenler içeriyor. 1400 yeni simgeyle gelen sürüm, Breeze temalar da sunuyor. KDE Plasma 5.4 Beta hakkında ayrıntılı bilgi edinmek için sürüm duyurusunu inceleyebilirsiniz.
KDE Plasma 5.4 Beta edinmek için aşağıdaki linklerden yararlanabilirsiniz.
Back To The Future'ın hayal ürünü uçan kaykaylar gerçek oldu. Lexus'un profesyonel olarak kullanım videosunun 5 Ağustos'ta çıkacağını duyurmasının ardından bizlerde bugünü iple çekmiştik. Sözünde duran şirket bugün yayınladığı video ile bir kez daha Hoverboar'a hayran kalmamızı sağladı.