Hangi çağın insanıyız?
Sık sık sosyal medyada (çağın imkanı olarak mevcut olan sosyal medyada) “ben bu çağın insanı değilim” gibi serzenişler okuyorum. Gelecek çağlar henüz yaşanmadığına göre bu insanlar sürekli geçmişe özlem duyuyor. Sürekli geçmişin şimdiden daha iyi, dünün bugünden daha iyi, 90ların 2000lerden daha iyi, 70lerin 90lardan daha iyi olduğuna dair bi algı var. Belki de geçmişe özlem duyulurken bu yıllar, kendi zamanının şartlarına göre düşünülmüyor bile. Sadece geçmiş özleniyor ve ne olursa olsun bu günden daha iyi olduğu düşünülüyor. Ben buna pek katılmıyorum. Her çağın, her devrin, her on yılın kendine göre zorlukları ve imkanları var. Bizler bunu kullanmakta bazen ölçüyü kaçırıyoruz. Mesela teknoloji bu çağın inanılmaz bi imkanı, aynı zamanda inanılmaz bi imtihanı. Dünyanın bir ucunda çekilen bir video, çok kısa bir zamanda tüm dünyaya yayılıp herkesin haberdar olması sağlanıyor. Bununla nice kötülükler duyulup engellenme imkanı varken, nice ihtiyaç sahiplerinden haberdar olunup ihtiyaçları giderilme imkanı varken, eskiden ulaşmak için uzun yolculuklar yapılan bilgiye şimdi oturduğun yerden ulaşma imkanı varken; yanlış kullanıldığında yalanla hileyle insanların zihnini köleleştiren, zamanını yiyip bitiren bir canavara dönüşebiliyor. Ve’l hâsılı kelâm; her devrin zorluğu, kolaylığı, fitnesi, rahmeti vardır. Biz hangisiyle ilgileniyoruz, mühim olan budur.









