"Cazcılar uzun ömürlü olur" önermesinin en büyük istisnalarından birisi Charlie Parker'dır. 35 yıllık hayatı boyunca pek çok albüme ve konsere imza atan; ölümünden sonra çıkan derlemelerle 100'ün üzerinde albümde kendine yer bulan bu müzik dehası, 'bebop'un kurucuları arasında anılır.
Tavuk etine olan düşkünlüğünden dolayı kendisine verilen Yardbird (ya da kısaca Bird) lakabını sadece künyesine değil, "Yardbird Suite", "Bird Gets the Worm" ve "Ornithology" gibi parçalarına da taşımıştır. Parker'ın sadece bu özelliği bile, sanatçının yediğini içtiğini içselleştirip (bir nevi onlara bağlanıp), sonra da bunları kendi tarzıyla sunma yetisini ortaya koyar. Nitekim eroin iptilasını alkolle boğmuş; alkolizmini de -iddiaya göre- İslam'la dize getirmiştir. Ancak hiçbir zaman "kuş kadar özgür" olmayı bırakmamıştır.
Parker'ın bu arayışının izlerini, caza doğaçlamayı bu derece yoğun bir şekilde sokan ilk sanatçılardan olmasında görebiliriz. Miles Davis caz tarihini özetlerken sadece şunu demiştir: "Louis Armstrong, Charlie Parker." Bu söz şöyle okunabilir: Armstrong virtüözlüğü ile kişisel performansa ve cazın kitleselleşmesine büyük bir katkı sağladı. Parker ise sanatçının müziği kendi deneyimine dönüştürmesi durumunda müzikal sınırların kaybolacağını gösterdi.
1945 yılına tarihlenen bu parçanın ekteki ses izi, 1947 yılında Charlie Parker (alto saksafon) ile Dizzy Gillespie Quintet (Dizzy Gillespie -trompet, John Lewis -piyano, Al McKibbon -bas ve Joe Harris -davul) tarafından Carnegie Hall konserinde icra edildi.
İki büyük ustanın, Gillespie ve Parker'ın, pekmez ve tahin kıvamındaki uyumlarını dinlerken, ömrü kısa, sanatı uzun bu sanatçının tüm sanat dallarına uyarlanabilecek şu sözünü akılda tutmak faydalı olabilir:
"Saksafon çalma, bırak o seni çalsın!"














