Bazı sevdalar sadece bir arma için değil, o armanın içinde sakladığımız hatıralar içindir. Kalbimizin en kalabalık, en kimsesiz ama en huzurlu yeri...
@elisaa-suu
seen from Netherlands
seen from Türkiye
seen from United Kingdom
seen from China

seen from Spain
seen from Netherlands
seen from Malaysia
seen from Spain

seen from Türkiye
seen from Malaysia

seen from United States

seen from United States

seen from Argentina

seen from China
seen from Malaysia

seen from Malaysia
seen from United States
seen from China

seen from United States
seen from China
Bazı sevdalar sadece bir arma için değil, o armanın içinde sakladığımız hatıralar içindir. Kalbimizin en kalabalık, en kimsesiz ama en huzurlu yeri...
@elisaa-suu
yüzeysel ilişkiler yaşayıp duygularımı tüketmemi,gard alarak kimseyle derin bir bağ kuramamayı,sadece para ve saygı uğruna ruhumu unutarak çalışmam gerektiğini dayatıyor olabilirler. ama "thats not the shape of my heart."
Dedemin evini yıktılar. Kendisi öleli uzun zaman oldu ama o ev bana dedem hep oradaymış hissi veriyordu. Geçen sürede evin de yavaş yavaş ölümünü izledim. Önce perdeler öldü, sonra çerçeveler, peşi sıra duvarlar... Şiddetli bir yağış sonrası çatı da ölünce evi yıkıp cenazesini kaldırmaya karar vermişler. Ama ardında tek bir taş bile bırakmadan ... Sanki o ev orada hiç olmamış, içinde hiç kimse yaşamamış gibi dümdüz etmişler. Görünce içimde bir şeyler sarsıldı. Hiç olmazsa bir parçası, küçük de olsa bir parçası bırakılamaz mıydı? Boşluk bazen çok kırıcı olabiliyor Osman.
Biz anne ve babamızın yazdığı bir hikayeye eşlik ediyorduk yalnızca. Bir gün kendi hikayemizi yazmayı öğrenebilmek için. Bu onların hikayesiydi. Bizim değil.
-''Öyle günlerim oluyor ki, etrafımdan küçük bir hareket, en hafif bir ses bile istemiyorum. Fakat sonra birdenbire etrafımda bana yakın birilerini arıyorum. Bütün bu beynimde geçenleri teker teker, uzun uzun anlatacak birini. O zaman nasıl hazin bir hal aldığımı tasvir edemezsiniz.''
Noksanlık şu demektir: birbirine ait olanın henüz bir arada olmayışı..
Ben hiç sevmedim büyümeyi. Neden çocuk kalamıyoruz ki?
Neden o masum yıllarda ki gibi olamıyoruz?
Ne gereği vardı ki büyümenin, Masumiyetliğimizi kaybettikten sonra ne önemi vardı ki?
Hâla hayâl mi yoksa gerçek mi şu yaşadıklarım anlayamıyorum. Üzerimden umudun kuşları geçiyor yine. Ben ise başımı kaldırıp bakamıyorum. Halbuki eskiden o kuşlar gibi kendimi o göklere ait hissederdim. Şimdi yerim ve yurdum var mı o göklerde?
Aidiyetliğim hâla o göklerde çığlık çığlığa özgürlüğünü haykırıyor mu? Bilemiyorum... Tek bildiğim aidiyetsizliğimin zihnime bir kara bulut gibi çöktüğü...
Özgürce uçan hür kuşlarımın ise yollarını kaybetti ve tek tek gökyüzümden düştüler. Aidiyetsizliğim zihnimden kalbime doğru bir hançer gibi saplandı nefes dahi alamadım...
02:15
Şunun şurasında ne kaldı sabaha... Biraz sarıldım mı sana en güzel sabahlar artık benimdir.
-- Fatih Alıç - Devrik Cümleler (Aidiyet)