“İnsanın kendini teslim ettiği her acı sükunete dönüşür...”

seen from Canada
seen from China
seen from United States

seen from United States

seen from Türkiye
seen from Netherlands
seen from China

seen from Canada
seen from United States
seen from Spain
seen from Japan
seen from China

seen from Türkiye
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Germany
seen from United Kingdom

seen from Türkiye

seen from Indonesia
“İnsanın kendini teslim ettiği her acı sükunete dönüşür...”
“Yalnızlıktan Üşüyen Adam ve Ord. Prof. Dr. Adil ARİF”
İnsan hayatındaki her büyük olay karşısında bakirdir. Acımla nasıl başa çıkacağımı bilmemekten korkuyorum.
Marguerite Yourcenar - Ateşler
Aşk bir cezadır. Yalnız kalmayı beceremediğimiz için cezalandırılıyoruz.
Marguerite Yourcenar, Ateşler
Korkacak bir şey kalmadı. Dibe vurdum. Senin kalbinden daha aşağıya düşemem.
Marguerite Yourcenar, Ateşler
İnsan, hayatındaki her büyük olay karşısında bakirdir. Acımla nasıl başa çıkacağımı bilmemekten korkuyorum.
Marguerite Yourcenar, Ateşler
Yalnızlık... Onların inandığı gibi inanmıyorum, onların yaşadığı gibi yaşamıyorum, onların sevdiği gibi sevmiyorum... Onların öldüğü gibi öleceğim.
Marguerite Yourcenar, Ateşler
Birdenbire, külçe gibi, ölülerin gittiği hiçliğe düşebilirsin: Ellerini bana bıraksan avunurdum. Yalnızca ellerin varlığını sürdürürdü, senden kopmuş ellerin, kendi mezarlarının tozuna ve kirecine dönüşmüş mermerden tanrıların elleri gibi anlaşılmaz ellerin. Yaptığın işlerden, okşadıkları sefil bedenlerden daha uzun ömürlü olurlardı. Şeylerle senin aranda artık aracılık yapamazlardı: Kendileri şeylere dönüşmüş olurlardı. Artık orada olup da onları suç ortağı yapamayacağına göre, masumiyetlerini yeniden kazanırlardı, sahipsiz tazılar gibi hüzünlü, hiçbir tanrının artık emir vermediği başmelekler gibi şaşkın, işe yaramaz ellerin karanlığın dizleri üstünde dururdu. En ufak bir keyif vermekten ya da almaktan âciz, açık ellerin, kırık bir bebek gibi beni yere düşürürdü. Artık benimkilerden koparıp alamayacağın bu kayıtsız elleri bileklerinden öpüyorum; mavi damarı, bir çeşmenin fıskiyesi gibi bir zamanlar kalbinin toprağından durmaksızın fışkıran kan sütununu okşuyorum. Hafif memnuniyet hıçkırıklarıyla, bir çocuk gibi başımı kaderim olan şeyin yıldızlarıyla, çapraz çizgileriyle, uçurumlarıyla dolu bu avuçların arasına koyuyorum.
Marguerite Yourcenar