– Hasan… Seni bekliyordum. + Beni mi bekliyordun? – İntikalime tanık olman için. + Neden ben? Ben ölümden çok korkarım… – Muhakkak. Eğer bebeğe zifiri karanlıkta anne karnında şöyle denseydi: Dışarıda ışığın dünyası var, yüksek dağları, muntazam denizleri, engebeli düzlükleri, çiçek açan muhteşem bahçeleri, nehirleri, yıldızlarla dolu seması ve parlayan güneşiyle…Ve sen tüm bu ihtişama rağmen, burada karanlıklar arasındasın… Doğmamış bebek, bu ihtişam hakkında hiç bir şey bilmez ve hiçbirine inanmazdı. Tıpkı bizim ölümle karşılaşmamız gibi. Bunun içindir ki, korkuyoruz. + Fakat ölümün içinde nur olamaz. Çünkü o her şeyin sonudur. – Bidâyeti olmayan şeyin,nihâyeti nasıl olur?












