Sabah sabah ya...
Akşamdan sabaha çalışan bir taş kadar sağlam cesareti vardı…Uykusunda hayalini canlandırması ona ne kadar ayakta tutuyorsa bir o kadar da taklit edilemeyen bu yönü onu yavaşlatıyor zira bu kadar derinlerden çekip alan bir çığlık ,nara yada ninni onu uyandırıyordu sabah eksilmelerinin son dalgasından…Deli gibi çıkmalı zamana karşı veya dur demeli: yüreğin çatlamasın suya şaşar gibi….Yola çıkmadan düşüncelerini telaşla unutmamıştı ama ,yanlış sarılmıştı sanki ince fikirler kan dolan gözlerine…Gece imtihandan kararmadan düğümlemiş gözlere bir vahim hal katmak insafsızlıktı..O vahim haline bile vurgun yiyen kadının yüzünde kalmıştı o gözler ve gidememişti daha fazla …Yolun ortasında durduğunun farkında bile değildi…Durulmaya yüz tutmuş çektiği gönül acısına ,damla damla akan bu kadın yakamozlar taşırdı yorgun hislerine…İşte acı ,işte aşk















