İnanmadığım sevgililer gününün ardından sizlere gerçek bir yaşam öyküsüyle bu günün kişilere özel olduğunu belirterek , yazıma başlamak istiyorum…
Bu tarihten yaklaşık 44 yıl evvel ben beş aylıkken annem, ilk tırnaklarımı kesip geleneğimiz gereği , babamın cebine elimi sokturtmuş . Ben de babamın maaşından bir miktar çekmişim . Uyanık Sema cilveli bir sesle -gelinim sana söylüyorum misali - ‘Aaaa kızım annesine dikiş makinesi parası çekmiş’ demesiyle bizim ailenin demirbaşının ve semanın maceraları başladı.
Sema’sı söyledi ya! Babamda anneme kara sevdayla bağlanıp evlenmişti ya! Sema'sı o kadar değerliydi ki, isteğini muhakkak yapmalıydı. Ergin asker di. Kore’den gelirken o zamanlar da Türkiye’de olmayan fotoğraf makinesi flaşı getirmişti. Aklına birden bire onu satmak geldi . Tabii hemen alıcı buldu .Gitti ve o zamanların en gözde modeli olan kasalı dikiş makinasını karısına aldı.
Kapı çalındı Sema kapıyı açtı. Kırmızı kurdelalı hediyesi ile karşılaştı. Bir çığlık ve mutluluk sarılması . İşteeeee bizim Sema Konfeksiyon o gün adını aldı.
Babamın asker olduğunu belirtmiştim ya bu yüzden bizim üç yılda bir tayinimiz çıkıyor. Ama en gözde olan dikiş makinamız itina ile sarılıyor ve yola çıkılıyordu. Babamın aldığı para ancak geçimimizi ve okul masraflarımızı karşılayabiliyordu. O zamanlarda hazır giyime can dayanmazdı. Nerde şimdiki gibi mağazalar. Anneciğimde bu yüzden eskiyi bozuyor yeni yapıyordu. Hem modayı takip ediyor hem de gereksiz masraflardan kaçıyordu ailemizi.. Çevremizdeki insanlar her zaman bize‘ tek maaşa nasıl böyle giyinilir diyen gözlerle bakarlardı .23 nisanlar annemle bizim için kıyafet balosu gibi geçerdi ,babam içinde masrafsız ve neşeli . Kardeşim için diktiği takım elbiseyi hiç unutamam ,büyük adam küçülmüş gibiydi.
Macera zincirinde sıra her genç kızın rüyasına gelmişti ; Yani nişanlandım ,ikimizin de üniversite bitmişti .Hayata yeni başlıyorduk oda benim gibi memur çocuğuydu. Alacağımız ,yapacağımız her şey kısıtlıydı .Babam emekli olmuştu,kardeşim üniversitede okuyordu. İş düştü Semaya ve makinasına , masa örtüleri, perdeler, yatak örtüleri, minderler, divan örtüleri daha neler neler evi diktiler bir çırpıda. Sadece evimi benim gelinliği mide .Hayalimdeki gibi uçuşan bembeyaz rüyamı .O zaman şöyle bir düşündüm Nereden bilebilirdim babamın cebinden çektiğim paranın benim hayalimi gerçekleştireceğini.
Şu anda kızım üniversitede .. Sema konfeksiyon ve dikiş makinası onu da moda ‘yı takiple büyüttü ..Hatta o kadar yakın büyüttükü kızım şu an "Moda tasarımı"nda okuyor.Yaniii o makineyi şu an kızım kullanıyor tasarımlarını sunabilmek için..Kızım nerden bilebilirdiki ,annesinin tırnakları kesilince anneannesinin dedesinin cebine sokturduğu küçücük eliyle çektiği parayla gelişerek büyüyen olaylarla şu anki mesleğine yöneleceğini.…
Ergin tüm yaşantısı boyunca yaptığı en doğru işin akıllı ve fedakar bir kadınla evlenmek olduğunu biliyor. Sevdiği kadın için değer verdiği şeyi satarak onu mutlu etmiş.O günlerde İnsanlar sevdikleri için ortak yaşamlarından bir şeyler paylaşırlardı. Yani sadece sevgilerine tek güne sığdırmazlardı. Bu öykü aslında bize sevgili olan kişilerin bir günde değil ,bir yaşamda birbirlerini mutlu etmeleriyle sevgili olunabileceğini ispatlıyor.Zira sevgi;karşılıksız vermektir. Yaşamın her karesinde bunu başarabiliyorsan kişiler birbirinin sevgilisidirler bence. Bu yüzden babam ve annem bence yaşamlarının her karesinde birbirlerinin sevgilisi olmuşlar. Zaman ve gün belirtmeksizin birbirlerini kırmamışlar,gizli gizli yaşamlarına fedakarlıklarıyla destek olmuşlar.
Ben bu yazımda onlar gibi olan sevgililerin yaşamdaki her günlerini kutluyorum.
Bizim mirasımız belli annemiz ,babamız ve dikiş makinamız :)