Romantik Italyanlar mı? Hımm...
Adı çıkmış bir kere, İtalya denilince akla romantizm geliyor. Evet, turist olarak ülkeyi gezdiğimde ya da İtalyan arkadaşlarımla sohbet ettiğimde ben de bu fikri destekliyordum. Ama sonra turist olmaktan çıkıp, İtalya’da yaşamaya başladığımda fark ettim ki, adamlar melankolinin ve nostaljinin dibine vuruyorlar!
Öncelikle, buraya ayak bastığınızda düşündüğünüz ilk şey “tarihi ve geleneklerini nasıl da güzel korumuşlar” oluyor. Eminim ki, herkeste bu his uyanacaktır. Fakat zamanla bu his kendini “Allah, Allah... Neden hala bunu kullanıyorlar ki?” sorusuna bırakıyor. Özellikle güneyinde yaşamaya başladıysanız, ne demek istediğimi anlayacaksınız.
Mesela, o eski, tarihi küçük evlere bir bakıyorsunuz ki hepsinin üstünde bir ton anten var! Evet evet, hala anten kullanıyorlar :D Ben zengin bir yerden gelmiyorum ama anten devrini sizce de aşmadık mı? Bir diğer örnek ise internet. Evinize internet bağlatmak istiyorsunuz, o da ne; ev telefonunuz yoksa interneti unutun, unutun! Ev telefonu? Hımmm... Biz onu seneler önce çöpe atmadık mı yahu?
En olmadı televizyonu açın ve programlara bir göz gezdirin. Mesela eşimin ailesi sürekli onların ulusal kanalı olan Rai 1’ı açıp, adının ne olduğunu anlamadığım ama konusunun kesinlikle nostaljik esintiler olduğunu kavradığım bir program izliyor. 40 sene öncesinin şarkı programlarını tekrar yayınlıyorlar. Eskiyi izlemeye bayılıyorlar, izlerken çok eğleniyorlar, siyah beyaz filmler her zaman reyting alıyor. Yani, yeni bir şey izlemek onlara keyif vermiyor!
Geçen gün eşime “siz nasıl nostaljik tiplersiniz böyle, eskiye bu kadar bağlı kalma, yeniliklere açık olmama, 40 yıl önce inşa edilenin üstüne en ufak bir ekleme yapmama... Mantığınızı çözmeye çalışıyorum, ama olmuyor.” dedim. Verdiği cevap “Bize boşuna romantik diyorlar. Biz romantik değil, melankolik ve nostaljik bir halkız. Çevremizdeki şeyler aynı kalsın istiyoruz. Böyle mutluyuz” dedi.
Sonra döndüm Türkiye’ye baktım. Dejenere olmuş bir toplumun içinde cebelleşip durduğumuzu fark ettim. Doğallık, küçük şeylerden mutlu olmak... Bunlara uzaktık, kendi kültürümüzü korumak falan hepsi boş işlerdi. Amerikan ekolünü benimsemiş, her yerde Starbucks açmayı, marka takılmayı, Türk kahvesi yerine büyük bardaklarda nescafeler içmeyi seviyorduk. Tv programlarımız mı? Şarlatanların reyting aldığı, Türk toplumunu bozmak, gençliğin ahlakını yerle bir etmek için saçma sapan programların her saat başı gösterildiği bir ülke... Genç kızların ve erkeklerin birbirleriyle konuşma tarzına bir kulak verin. Nasıl da basit, değil mi? Nereden mi duyuyorlar bu kelimeleri, nereden mi kapıyorlar bu tarzı? Tv’yi açın, cevap orada.
“Bizimkiler” dizisini şimdi yayınlasalar, hepimiz izlemez miyiz? İzlemeyiz belki de... Kavga, gürültü, küfür yok içinde çünkü. Bizim gençlerin ilgisi dışında. Ama biz öyle insanlardık, komşularımız vardı. Saygı vardı. Yardımlaşma vardı. Kimse kimsenin sevgilisini, işini elinden almaya çalışmıyordu. Ayıp vardı, ayıp! Böyle bir kavramı çok güzel unutturdular bize.
Gelin bir de İtalyan kanallarına bakın. Tamam nostaljik esintileri izlemeyin, benim de tarzım değil zaten :) Diğer kanallarda çok güzel bilgi yarışmaları, ya da size bir şeyler katan programlara göz gezdirin. Başka ülkenin formatını mı almak istiyorsun? Al işte MasterChef Italy!
Bakalım sevgili İtalyanlar ne zaman bozulacak, dejenere olmaya başlayacak. Bundan kaçış yok ama süreyi uzatmak da kısaltmak da ülkelerin elinde.











