| Bilemezsin.. |
Cemâlini gördüğüm gün; öyle sermestim ki… Yamacında olduğum gün; öyle derdestim ki… Kerem Kalkan | 24.06.013

#dc#dc comics#batman#bruce wayne#batfam#dick grayson#batfamily#tim drake#dc fanart

seen from Sweden

seen from United Kingdom
seen from United States
seen from Saudi Arabia
seen from China

seen from United States
seen from Singapore

seen from United States
seen from United States

seen from Türkiye
seen from Singapore
seen from Brazil
seen from United States

seen from Germany
seen from United States

seen from United States

seen from Brazil

seen from United States
seen from United States

seen from United States
| Bilemezsin.. |
Cemâlini gördüğüm gün; öyle sermestim ki… Yamacında olduğum gün; öyle derdestim ki… Kerem Kalkan | 24.06.013
Çürüten Ülkenin Hakikati
Kendi eksenini zayi etmiş, bütünüyle çürümeye teslim, hayatın un ufak edilmesinde halen yol kat eden bir muktedire ait kılınmış bir sahnedeyiz. Önü ardı başı ve sonu hep aynı hep aynı tezgah. Her şeyi biteviye bir karanlık. Her günü biteviye bir deney tahayyülü. Beden ve akla, fikre ve eylemselliğe yönelik saldırganlığın biteviye kılındığı biyopolitik / tehdit döngüsünden mülhem bir cerahat sarmalının ta kendi bugünün yenisi / yeni diye anılanın, hala yenilendiği rivayet olunan ezel / ebet ülkesi! Çürüten, hasar veren, bunlarla aslında hiç yetinmeyip yaraları çoğaltan bir an olsun geri durmayan bir menzil hakikatimiz olarak sabitleniyor.
Yolunu, yönünü, dünü ve şimdiden de yarınını zayi etmeye devam diyen bir yerin halinin perişanlığı hakikattir artık. Biyopolitik bir deney sahasının imge değil, hayal değil hemen her anlamda her gün apayrı bir biçimde hakkaniyetin ta kendisi kılındığı yer meselesidir. Çürüme artık dikiş tutmayan bir iktidar mefhumunun herkese pay ettiğidir. Bütünüyle bir uzamın onca modernizm, ilerleme, gelişim gösterdiği fasaryası dillendirilirken olmakta olanın üçüncü dünya ülkeleri klasmanına düşmek olduğu gözlerden kaçırılır. Ne de olsa bir avuç insanın nemalandığı bir muktedir dayanışması, onlara yanlayınca kendi hallerini düze çıkartan / böyle gelmiş böyle giderci / her devrin insanlarının, zaten o gelmiş başa, şu varmış başta bundan dahi bihaber salt ve sadece sömürüp, tüketim ve sonuna kadar ol ranttan payını kapmak dışında amacı olmayan boş boğazların / obezlikten / sentetikleşmiş akıllarından, piyasalarından ibaret bir ülkede sıradan insanın yaşadıklarının ne önemi var, bırakılmıştır ki, değil mi?
Asırlık bir demokrasi deneyimi / hürriyet tahayyülü zikredilen bir coğrafyada bugün tüm o kan emici takımı ile muktedirin dün o, bu, şu hoca efendileri bugün şu, bu, o hocaların takımların taklavatların, cerahatli cemaatlerin, sosyete denilen gazeteyim diye çıkagelen o paçavraların ikinci sayfalarında arzı endam eyleyen et yığınları, botokslar, paralar paralar hep paralar canım / gülüm / ciğerimlerin arasında kurdukları bağlantılar / duvarlar vesaire ile örtbas olunan hayatlara dair bir meram eylenebilir mi? Bütünüyle çürüme dört bir yan, her bir yönde var edilirken, bunlar gibi nice umacı takımının, dünü devleti ile şimdisinin bir ve beraberliğinde muktedirin yerli / mili, ultra hizipçi beton millet fasaryasının göstere geldiği şey bir çürüme değil midir? Maniple edile edile aslında dolar kazanmasak sorunun olmadığı, elli liralık benzin alırsak, on liralık telefona yüz on lira vermekle, bir ev almaya çalışmak için deli gibi borçlandırılmaktan kaçınmazsak her şeyin yolunda gittiği rivayet olunur. Bu kadar kolay mıdır, bunca yoldan çıkmış süreğen bir çürümeyle her günün sınav kılındığı bir sahnede her şey böyle rahatça egale edilebilir midir?
Deneyimlenen, güncellenen, bir biçimde hayatlarımıza düşürülen gölgelerin ardılı sıra yeniden ve her gün yeniden kurulduğu bir uzamın karanlığını fark etmek bunca zor mu hala uzak mıdır? Yönetim katının cerahati, covid-19 pandemisindeki vurdumduymazlık ile adam sende ölen ölür kalan sağlar bu ülkeye yeter yeter yeter hallerinin ortasında aslı tükenmeyen yaralar ne olacaktır ki! Muasır medeniyeti altın varaklı musluk, on kameralı cep telefonu, bin beygirlik motor gücüne haiz araçlar, bin odalı saraylarda sürülen hayat ya da adına her ne derseniz o zannedenlerin ekonomik dar boğazdan, sağlık hakkının bile isteye telef edildiği şu güncelliğe, hakkın da hukukun da enikonu zayi olunduğu bir uzam var etme istencinin sonuçları nereye çıkartır bir karanlıktan gayri sorguluyor musunuz, hiç merak etmiyor musunuz!
Baş Amirin, Faşist zümrenin mimli şahsiyeti ve doksanların karanlığından çırak olanlarla kurduğu yeni ülke gamının her nasıl bir azaptan mürekkep olduğu artık günbegün afakidir günbegün yaşatılanlarla sabit kılınandır. Cerahat güncellenirken, var edilmiş olan yıkımın peyderpey halinde sıradanın yaralarının kanatılmasına devam olunur. Böyle bir halden bu kadar afaki bir dönüştürme hali içinde tahakküm etme süreğen bir mesel kılınır. Aşağıdan yukarıya, soldan sağa, önden arkaya her hangi açıdan bakarsanız bakın durmak yok yola devam mefhumunun on dokuz yıllık serüvende bu toprakları çıkarttığı yer dipsiz bir kuyu halinin ta kendisidir. Bu fasit döngünün dahilinde yaşamların berhava olunması, acıların bir satırla geçiştirilmesi, bir şeyleri iyileştirmek bir yana kangren kılmak devletin hastalık derecesinde üstüne titrediğidir. Bunca naçar halle, bu kadar nobranlıkla bir ülke kalır mı?
Evrensel Gazetesi’nden aktaralım: “Sözcü yazarı Saygı Öztürk, kamuoyunda Cübbeli Ahmet olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü ile yaptığı görüşmeyi anlattı. Cübbeli Ahmet'in, "2 bin selefi dernek silahlanıyor" ifadesinin arkasında durduğunu ve savcıların kendisini çağırması halinde il il belirterek 150 isim vermeye hazır olduğunu söylediğini aktardı.
Saygı Öztürk, Merdan Yanardağ’ın hazırlayıp sunduğu 5. Boyut’a konuk oldu. Öztürk burada, Cübbeli Ahmet’in, "2 bin selefi dernek silahlanıyor" açıklamasını değerlendirdi.
Öztürk, “Bugün konuyu tekrar sorduğumuzda bana şunu söyledi; ‘Evet, ben 2 bin civarında dedim ama aslında ben isim isim çıkarttım, şu şu illerimizde başta olmak üzere. Savcılar beni çağırsalar ne biliyorsunuz, hangi silahlanma konusunda sen böyle şeyler söylüyorsun, hangi dernekler, hangi yapılar dese ben en azından 150’sinin ismini vermeye hazırım’ dedi. Yani savcıların kendisini çağırmasını beklediğini ifade etti. Bana göre bilgisine mutlaka başvurulmalıdır” ifadelerini kullandı.”
Vehhabilik’ten Müslüman Kardeşlere, Irak Şam İslam Devleti denilen yapılanmaya kadar iç içe geçmiş bir makamın Türkiye uzantılarının var ettiği şablon ortadayken bir de silahlı külahlı yapıların varlığının ortaya serilmesi nasıl bir düzlemde olduğumuzu bir kez daha anlatmaktadır. Bunca cerahatin, ılımlı öfkeli çocuklar diye geçiştirilenlerin aslında her ne, her nasıl birer uyuyan hücreye dönüştüklerinin belagati karşımızdadır. Düzenin imamının, düzen dışındaki uyumsuzların var edeceği karaşınlıktan haberdar etmesinin boşuna değil tam da bile isteye kurulmuş olan sıradana karşıt tezgahlara devam olunabilmesi için bir adet neden teşkil etmesine çaba sarf edilir. Bunca kolayca zeminin laiklik kavramının altı oyulurken, cerahatli cemaatlerle iş birliklerinin yolu açılırken, öte yandan da bu kim oldukları meçhul kılınan / söylenen yapıların varlıklarının nereye taşıyacağı bu sahayı muhakkaktır. Bu kadar belirgin yapılandırılan ötekileştirilenlere göz dağının aralıksız kılındığı bir yerde hayat her ne hale konulacaktır! Hiçbir biçimde yalanlanmayan ya da yanıt verilmeyen o selefi örgütlenmelerin başımıza öreceği çoraplar / var edeceği yıkım haline karşı bir ülkenin ön alma planı var mıdır? Hayat daha ne kadar ucuz kılınacaktır ve bu karanlık daha nereye kadar!
Cemil Uğur’un Mezopotamya Ajansı’ndaki haberidir: “Van'ın Çatak ilçesinde operasyona çıkan askerler tarafından 11 Eylül’de gözaltına alındıktan 2 gün sonra Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin yoğun bakım ünitesinde tedavi altında olduğu ortaya çıkan 8 çocuk babası Osman Şiban (50) yoğun bakım servisinden çıkarıldı. Aynı baskında gözaltına alınan 7 çocuk babası Servet Turgut (55) ise, halen yoğun bakımda tutuluyor.
Ağır işkence gördükleri ve “helikopterden atıldıkları” iddiasıyla gündeme gelen yurttaşların aileleri, olaya ilişkin Van Barosu İnsan Hakları İhlalleri Komisyonu'na başvuruda bulundu. Ailelerin avukatları da sorumlu askerler hakkında "Kasten yaralama”, “Kasten öldürmeye teşebbüs”, “Görevi kötüye kullanma” ve ”İşkence" suçlamasıyla Van Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulundu. Avukatların verdikleri dilekçede önemli iddialara yer verildi.
Kırsal mahalleye helikopterle gelen askerlerin yurttaşları meydanda topladığı ve kimlik kontrolü yaptıkları belirtilen dilekçede, o sırada 2 yurttaşın askerler tarafından darp edildiği ifade edildi. Askeri yetkilinin sürekli, “Acımız var, öfkemizi sizden çıkarmayıp da kimden çıkaracağız, köyünüzü yakacağız” şeklinde ifadelerde bulunduğu kaydedilen dilekçede, yurttaşların diz üstü çöktürülerek kimlik kontrolü yapıldığı ifade edildi. Aynı gün içerisinde 15 askerin tekrar mahalleye geldiği ve yanlarında başka bir mahallede gözaltına aldıkları Servet Turgut’un da bulunduğu belirtilen dilekçede, askerlerin burada da Osman Şiban’ı gözaltına aldıkları ve sonrasında mahalleden ayrıldıklarına dikkati çekti.
Mahalle sakinlerinin 2 kişinin gözaltına alınmasına tepki gösterdikleri ve buna karşılık askerlerin silah doğrultarak “Sizi tararız” tehdidinde bulundukları kaydedilen dilekçede, olayın devamına ilişkin şu bilgilere yer verildi: “Yakalanan kişiler sürüklenerek götürülmüş, zaman zaman bağırış sesleri köylülerce duyulmuştur. Askerler ve yakalanan Servet ve Osman gözden kaybolunca, durumu merak eden köylüler tepeye çıkıp baktıklarında askerlerin, her iki köylüyü helikoptere bindirdiklerini görmüşlerdir. Mezrada telefon çekmemektedir. Köyün etrafında da operasyon devam ettiğinden köylüler çıkamamıştır. Haliyle akrabalarına ve yakınlarına da Servet Turgut ve Osman Şiban’ın yakalandığını bildirememiştir. İki gün sonra aile karakolu arayarak gözaltına alınan Turgut ve Şiban ile ilgili bilgi istemiştir. Telefondaki yetkili 'ben bilmiyorum bir şey görmedim, beni bulaştırma bu işlere' şeklinde karşılık verilmiştir. Bunun üzerine köylü, ‘bana bilgi vermezseniz basına haber veririm' deyip kapattıktan 15-20 dakika sonra başka bir yetkili arayarak, 'üzülmeyin, yakınınız Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi yoğun bakım servisindedir' demiş. Akrabalar daha sonra yoğun bakım ünitesinin kapısında bulunan askerlere Servet Turgut ve Osman Şiban sormuş ve kendisine burada oldukları söylenmiş ancak görüştürmeyeceklerini bildirmişlerdir.”
Gözaltına alınan 2 yurttaşın gözaltı durumu ile ilgili iki gün boyunca ailelere haber verilmediğine dikkat çekilen dilekçede, ailelerin ifadelerine yer verilerek, “Biz müvekkil yakınlarının başına ne geldiğini bilmiyoruz. Bilinen yakalandıkları ve akabinde yoğun bakıma alındıklarıdır. Hastane kayıtlarına darp olarak geçmiştir. Darp sürecinin nereden başlayıp nerede bittiğini bilmiyoruz. Özetle bu vatandaşlar Yoğurtlu mezrasında yakalanmış ve 3. günde hastanede yoğun bakımda oldukları anlaşılmıştır. Hayati tehlikeleri devam eden bu iki vatandaşın, operasyona katılan kolluk görevlilerinin gözetiminde oldukları sırada darp ve cebre maruz kaldıkları sabittir. Biz müvekkillerin yakını olan her iki vatandaşı darp eden, yaralayan ve hali hazırda hayatlarına kasteden ‘Yıldırım 10 – Norduz Operasyonu’na katılan ve helikopter aracılığıyla alandan ayrılan askeri personelden ve olabilecek diğer şüphelilerden davacı ve şikayetçiyiz” denildi.”
“İşkence gördüğü fotoğraflarla kanıtlanan, 17 Eylül’de normal servise alındıktan sonra bugün taburcu edilen Osman Şiban’ın, hastane epikriz raporuna ulaşıldı. Raporda, Şiban’ın “Helikopterden düşme sonrası yaralanma” şikayetiyle Van Eğitim Araştırma Hastanesi’ne getirildiği belirtildi. Raporun şikayet bölümünde “Yoğun Bakım” başlığında “yüksekten düşme” belirtilirken, devamında “Yüksekten düşme sorası emniyet tarafından sağlık ekiplerine bildirilerek 112 tarafından acile getirilmiş” denildi.
Beyin ve Sinir Cerrahi Uzmanı E.B. imzalı raporun hikaye bölümünde, “yüksekten düşme” şikayetiyle acil servise getirildiği kaydedildi. Şiban’a yapılan müdahalelere yer verilen raporun devamında, “...hasta olay günü acil uzmanınca helikopterden düşme sonrası yaralanma sonrası acile getirildiği belirtilerek yerinde ekonsultasyon (tanı konulmak) istenmiştir. Hasta acilde görülmüştür” ifadelerine yer verildi. Raporla, “Helikopterden atıldılar” iddiası da doğrulanmış oldu. Raporda, Şiban’ın zararların etkisi azalmakla birlikte yoğun bakımdan servise alındığı kaydedilen raporda, dirseğin deri altında biriken kanda azalma, göz etrafında olan morluklarda da azalma olduğu kaydedildi.”
Birbirinin devamı kılınmış bir sistematik işkencenin kaydı da belgesi de dökümanteri de ortaya saçılır. Bu kadar afaki bir biçimde yüzleşildi, sıfır tolerans, onlar da bizim kardeşimiz, etle tırnak gibiyiz denilene karşı reva görülenlerin nasıl bir katran karanlığı olduğu kesintisiz belirgindir. Bir yaşam sahasında insanların hayatlarına göz koymak, onların hayatlarını zehir zemberek sınamalara tabi tutmak, terörle mücadele kisvesi altında işkencelerin alasına imza atmak, 1915’in karanlığından hiç de uzak kalınmamış bir menzili bildirir. Bu kadar keskin, böylesine doğrudan “yüksekten düşme” gibi muğlak ifadelerle insanların canlarına kastın var edilebildiği bir yerde hayatın ikircikli kılınması, değersizleştirilmesi düşündürücü değil midir? Bir asır ve koca bir beş yıl sonra hala Kürd illerindeki bu şiddet sarmalı / yok etme güdüsü / biteviye nefret hangi ülkeyi var edecektir nasıl! Memleket denilen sessizliğini muhafaza ederken, çürüme dört bir yanı kuşatırken ol hayatlar bu sahada hedef kılınırken, kim güvendedir, nasıl! Çürüten ülkenin hakikati böyle afakiyken yol, yön de nereyedir şimdi anlıyor musunuz, sahiden soruyor musunuz!
Misak TUNÇBOYACI – İstan’2020
Görseller: Desen - Timur ÇELİK ve Osman ŞİBAN – Mezopotamya Ajansı v/ Gazete Karınca
Komutanı derdest eden sanık ByLock'u inkar etti
Komutanı derdest eden sanık ByLock'u inkar etti
ANKARA
Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişiminde komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Üssü’ndeki eylemlere ilişkin 473 kişinin yargılandığı davaya sanık savunmalarıyla devam edildi.
Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’nde görülen duruşmaya sanıklar, yakınları, müştekiler ve taraf avukatları katıldı.
Dava dosyasında müşteki olarak yer alan…
View On WordPress
15 Temmuz'da derdest edilen komutan KHK davasına müdahil oldu
15 Temmuz'da derdest edilen komutan KHK davasına müdahil oldu
ANKARA Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz‘daki darbe girişimi sırasında Kara Havacılık Komutanlığındaki eylemlere ilişkin 152’si asker, 3’ü sivil 155 sanığın yargılanmasına devam edildi. Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumlarındaki salonda görülen duruşmaya, sanıklar, müştekiler ve taraf avukatları katıldı. Müştekilerin beyanlarının alınmasıyla devam edilen…
View On WordPress
Darbe gecesi derdest edilenler içinde de FETÖ’cü çıkabilirmiş
Darbe gecesi derdest edilenler içinde de FETÖ’cü çıkabilirmiş
Genelkurmay Karargahı’nda derdest edilen emir subayı Binbaşı Yunus Çan’ın da FETÖ’cü olduğu iddia edildi FETÖ’nün Kara Kuvvetleri yapılanmasına ilişkin hazırlanan iddianame, darbe girişimi sırasında Genelkurmay Karargahı’nda, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Salih Zeki Çolak ile birlikte derdest (ele geçirilen) edilen emir subayı Binbaşı Yunus Çan‘ın da FETÖ’cü olduğunu ve bu nedenle…
View On WordPress
Orgeneral Çolak'ın derdest edilmesinden sorumlu Gözel hakim karşısında ANKARA Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Genelkurmay Karargahında yaşanan eylemlere ilişkin, aralarında sözde Yurtta Sulh Konseyi üyelerinin de yer aldığı 221 sanığın yargılandığı davanın 12'nci celsesine başlandı.
Akar'ı derdest eden eski başdanışman Albay Yıkılkan hakim karşısında
Akar'ı derdest eden eski başdanışman Albay Yıkılkan hakim karşısında
ANKARA
Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Genelkurmay Karargahında yaşanan eylemlere ilişkin, aralarında sözde Yurtta Sulh Konseyi üyelerinin de yer aldığı 221 sanığın yargılandığı davanın onuncu celsesi başladı.
Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki salonda görülen duruşmaya tutuklu ve tutuksuz sanıklar, müştekiler ve…
View On WordPress
Akar'ı derdest eden eski başdanışmanı albay hakim karşısında
Akar'ı derdest eden eski başdanışmanı albay hakim karşısında
ANKARA
Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Genelkurmay Karargahında yaşanan eylemlere ilişkin, aralarında sözde Yurtta Sulh Konseyi üyelerinin de yer aldığı 221 sanığın yargılandığı davanın onuncu celsesi başladı.
Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki salonda görülen duruşmaya tutuklu ve tutuksuz sanıklar, müştekiler ve…
View On WordPress