Böyle havaları çok seviyorum. İnsanın tefekkür edebildiği, kendini dinleyebildiği, dünyadaki varoluş amacını sorgulayabildiği özel zamanlar. Az evvel andığım bir kıssayı sizinle paylaşmak istiyorum. Bir gün Peygamber Efendimiz Hazreti Ali’ye bir sırrını paylaşmak ister. İlahi aşkın sırlarını… Anlatır ve onun da hiç kimseyle paylaşmamasını salık verir. Günler geçtikçe Hazreti Ali öğrendiği sırların ağırlığı altında ezilmeye başlar. Öğrendiklerinin yükü o kadar ağırdır ki taşıyamaz olur. Medine dışında bir yere gider. Yolu, suyu çekilmiş bir kuyuya vardığında dayanamayıp oraya içini dökerek hepsini anlatır. Anlatır. Ve anlatır. Çok geçmeden bu sırların güzellikleriyle dolan kuyu coşar. Sel olup taşmaya başlar. Suların bereketi ile kuyunun etrafında kamışlar boy verir. Aradan günler geçer ve kuyunun başına bir çoban gelir. Kamışlardan birini kesip gövdesine çeşitli yerlerinden delikler açar. Sonrasında dudaklarına götürüp üfler. Nefesini verir vermez kamıştan âşıkane inlemeyle birlikte feryat sesleri yükselmeye başlar. Her işiteni hayran bırakan seslerle birlikte ününe ün katar ney. Peygamberimiz bu sesi işitince işin aslını anlayıp Hz. Ali’yi çağırır ve ‘sana anlattığım sırrı açıkladın mı Ya Ali?’ diye sorar. Hz. Ali de ‘evet, ya ResulAllah! O yüce sırrı kalbime sığdıramadım. Suyu çekilmiş bir kuyuya söylemeye mecbur kaldım’ diye cevap verir. İşte hüzünlenerek dinlediğimiz ney bu şekilde ortaya çıkmıştır. Bu sebeple insan sesine en yakın sazdır. Ayrılığı, hüznü, çaresizliği, şikâyeti, feryadı temsil eder. Hazreti Mesnevinin ilk beyti şöyle başlar. . Dinle, bu ney neler hikâyet eder, ayrılıklardan nasıl şikâyet eder. . #esrauzun #ney #tasavvuf #dinleneyden #mesnevi #onsekizbeyt https://www.instagram.com/p/CBnOv0hp18Z/?igshid=15rr394it9y4r














