Abi uzun zamandir kiz aklima gelince Jodenfan cekimlerindeyiz gibi hissediyordum. Aslinda en basta tahmin edebilir miydim diye dusunuyorum bazen. Ama yok edemezdim cunku tum hayatimi gecirecegim kiz gibi gorundu bana en basta, o da inandirici gelmeyen ask filmi seklinde oldugu icin, biraz uzerine dusunup "adamlar emek verip bi film yapmis sonucta, biraz daha izleyelim" demek yerine, kolayi secip filmi kapattim. Bi de cok erken, filmin az bucuk nereye gidecegi bile belli degilken, buyuk bisey yokken kapatiyordum ki her boku cok iyi bilen, yazisini her turlu sican elestirmen kafasindaydim; "Sikerler ya karalariz biseyler, daha dolu film var". Kisa bi zaman sonra o elestirmene dank etti, hatta dank etme degil elestiri yazisi bildigin tepki alinca dergiden kovuldu. Sonrasi iste icip icip mesaj atmalar, icip icip, icip icip bi daha mesaj atmalar, ve akabinde baskasi oldugu bilgisinin verilmesi, mesajlarin kesilmesi, bi zaman sonra bi daha icip icip mesaj atmalar. (bu son mesajlar baya aralarda ve sonra bitiyor)
Derken baya zaman gecti. Kizildi, "unuttum aq" dendi. Baska insanlardan hoslandik, baska insanlari, baska hayvanlari, baska saksilari sevdik. Baskalarindan nefret ettigimiz de olmustur, baskalari, Das leben der anderen. Neyse, aralarda gorustuk. Her gorusmede, aq her seferinde, istisnasiz her seferinde evden ciktiktan sonra yasanilan "bisey unuttum mu ben ya" hissiyati vardi. Fazla dusunmedigim icin cuzdani, telefonu, sigarayi kontrol edip cikiyordum. Koydugumun yerinde daha yeni anliyorum direk anektarlari unutmusum ben.
Aralar dereler, bu bulusmalardan birinde dedi ki "baskasini seviyorum ben". Guzeel, olabilir. Ben cuzdani, sigarayi, telefonu aldigimdan emin oldugum icin problem yoktu, hatta ben de baskasini seviyordum. Ama o cok samimi konusunca farkinda olmadan cok pis uzulmusum. Iste o aralar inceden "Jodenfan herhalde aq" diyebiliyordum, yorumlamam bu kadar. Aradan yine baya zaman gecti. Bu seferki ara onemli cunku bendeki o uzgunluk biraz buyudu sonra. O durumlarin birindeyken de gorustuk, dedim bende boyle garip seyler var. Dedi "biz sevdik mi tam severiz, oldugun yerde kaliyorsun". Tabi seve seve anlasiliyor durum, yapacak bisey yok. Yine onceki versiyona donuyorum da tek sikinti yedek biraz yanlis bi yerde alinmis. Son bulusmadan onceki doneme donus ve aynen oradan devam edis.
Neyse, su gecen iki haftada uc bes defa gorustuk. Herbiri ayri guzel. Basindan gecen arkadaslar ne demek istedigimi anliyorlardir diye umuyorum. Gozlerinin icine bakiyorsun, cok uzun falan da bakmana gerek yok, direk sonsuzluk. Sonsuzlugu gordum ya, sanki onunla yaslansan ileride olmek hic koymayacakmis gibi. Basindan gecmeyen arkadaslar anladi mi? Cik? Bi daha deniyorum, boyle kafayi kaldirip ampule bakmissinizdir. Aq aygiti florasan bile olsa bi goz kamasir. Canlarim benim gunes diyorum, mesafe tanimaksizin. Gunes'e ciplak gozle yillarca bakmak gibi, goz kamasmasi hikaye kaliyor. Bu arada basindan gecen arkadaslar Gunes'in bunu yadirgayacagini da biliyorlardir. Neden? Cunku Gunes bu, oyle duruyor. "Niye kafayi kaldirip bakiyorsun kardesim?" derler adama. (Buraya kadar samimi okuyup basindan boyle bisey gecmeyenler "Agbi Allah herkese boyle bir ask nasip etsin." falan diyorsa oyle ortalik yerde soylemesinler, izdiraplari tehlikeye girer.)
Artik su iki haftadan sonra, hatta direk uc gun once baslayan duygu yogunlugundan sonra bu filmin Jodenfan'la alakasi olmadigini anlamis bulunuyorum. Bi Jodenfan var ortada ama benim olay sete gec gelen sorunlu yardimci oyuncu seklinde. O filme de cok saygi duyuyorum, basarilar diliyorum. Gisesi bol olsun insallah. Evet neyse, meger bizim cekimler direk Kader'in cekimleriymis ve Demirkubuz'luk yapip belami sikiyormus. Bundan sonraki soru su, Kader zaten cekilmedi mi? Cekildi. O zaman ben de Bekir olmayayim. (Ayrica ortak noktalari olsa da onun da Ugur olmadigi, Ugur'dan daha iyi oldugu gercegi var. Bekir'den iyisini hakediyor.) O zaman ben en azindan o son kapiyi calmiyorum ve cocugun ilacini goturuyorum. Masumiyet cekimlerine katilmiyorum ve "rol uzerime yapisacak aq" deyip Demirkubuz'a Haluk Bilginer'i falan oneriyorum. Hatta once Masumiyet'i cekerse daha guzel olur. Daha once vermedigim emegi bu kez verecegim ve onun beni (o sekilde veya hic) sevmedigini kabul edecegim. Ben de onu o sekilde degil, daha baska ama daha cok sevecegim. Az bi zaman lazim.
(Yaziyi boktan bulanlar icin sarkilardan bi kolaj yaptim:
http://www.youtube.com/watch?v=tuWZEhbe8x8 (Oh, people said that you were virtually dead, and they were so wrong.)
http://www.youtube.com/watch?v=t1gAKAqCkEs (But I don't want a lover, I just want to be seen, oh, in the back of your car.
A friendship sadly lost? Well this is true, and yet, it's false.)
http://www.youtube.com/watch?v=nhby4dlOYOg (I want the one I can't have.)
http://www.youtube.com/watch?v=rIyXJxPFVz4 (But that joke isn't funny anymore.)
http://www.youtube.com/watch?v=H888yfanNr8 (When you walk without ease, on these streets were you were raised.)
http://www.youtube.com/watch?v=BZEZe0ZWkf0 (But don't forget the songs that made you cry. And the songs that saved your life.
You are sleeping, you do not want to believe.)
http://www.youtube.com/watch?v=7NKPHFopiJQ (Call me morbid, call me pale. I've spent too long on your trail.))
(Bu sarkilar da olmuyorsa en son Darmaduman dinlenebilir. O da olmuyorsa yapacak bisey yok. Bazen napabilirsin ki?)
Onceden tanisilmiyorsa ve ortada bir evlenme teklifi varsa verilmesi gereken cevaplar vardir ya, onlardan favorim olani paketlemistim tumoru yakinda alinacak olan Busra'ya:
"Once birbirimizi bi taniyaydik, arkadas olaydik."
Tabi bu cevap paketleme isi dusunerek yapilmamisti. Gercekte basima ilk defa geliyordu ama ozellikle toplu tasima araclarinda yarattigim kucuk dunyalarimda bu durumda onlarca kez kalmistim. Lanet oluyordu, tecrube bu konuda da pacalarimdan akiyordu.
Busra cevap olarak "Nisil?" dedi. NormAldA "Nisil?" diyen biri hayatimin kadini olmayacakti. Bu karar cok onceden verilmis, kili tuyu hesap edilmisti. Isyan etmenin faydasi yoktu. Kaderim boyleydi. Neyseydi. Kaderi degistirmek benim elimde miydi bilmiyordum ama Busra oyle guzel "Nisil?" demisti ki, asik olayazmistim. Hizla "Efandim?" dedim ve doktor odasina kosmaya basladim. Doktor odasi ust katta falan olsa merdivenleri aglayarak cikacagimdan bir Kamil olarak son derece emindim.
Doktor odasina varinca kendimi elimde kagit kalemle buldum. Bi acilcinin doktor odasinda hele ki gece nobetinde kitap yazmasi gorulmus sey degildi ama korkarim ben kitabin bir bolumunu daha yazmadan kalkmaycaktim. Hakikaten nereden cikmisti bu kitap yazma isi?
Kafamda kitabin sekli olusmustu bile. Ama ben bi ilk bolumu yazdigimi hatirliyorum bi de rakiya yumuldugumu. Lanet kafamdaki lanet sekle gore bu 3. bolum oluyordu ve minik beynimdeki minik dunyada bu kitabin cift bolumlerini de yazan biri vardi. "Eger oyle biri varsa hayatimin kadini/erkegi odur herhalde" diyerek cinsel tercihimi 'ileriki yillarda degisebilir' notuyla birakmayi yegledigimi hatirliyorum bi de rakiya yumuldugumu. Burasi saka tabi ki. Cinsel tercih konusu degil de rakiya yumulma konusu saka. Cunku bi acilcinin doktor odasinda hele ki gece nobetinde hele ki Ramazan'da bi buyuk devirmesi gorulmus sey degildi. Tabi bu nobetciyken, Recep veya Saban'da, bi kucuk veya ne bileyim uc-dort bira icilebilecegi anlamina da gelmiyor.
A ha! Davul ve zurna da gelik. Bizim hastanenin 3 tarafi denizlerle aman genis yollarla cevrili, 1 tarafi da arka mahalleye bakiyor. Doktor odalarini bu arka mahalleye bakan kisma yerlestirme gayreti hastane planina bakildigi an farkediliyor. Su anda bulundugum doktor odasini da arka mahalleye bakan odalardan biri gibi dusun. Dusundun mu? Tamam.
Imsaga birkac saat kaldi ve dolayisiyla birkac iyi adam davul-zurnalariyla calar saati olmayan muslumanlari sahura kaldiriyorlar. Kaybeden bir acilci olmasaydim ben de simdi uyanacak ve guzelce sahurumu eda edecektim. Cunku ben kulum. Ve Allah'a tapiyorum. Benim merak ettigim bu rituelden sonra ekibin basi bagirarak arkadaslarini takdim ediyor mu? "Davuldaa Antep Ahmet!", "Zurnadaa sikici Muniir!" gibi. Etmiyorsa etseydi.
Cunku mesela ismim su an ucuncu kez anons ediliyor, "Doktor Kamil Kan! Doktor Kamil Kan!" diye, yaziyi bitirmem lazim ama ortada bi takdir olmadigi icin kalkamiyorum. Halbuki su sekil bir anons olsaydi simdi inceden egilerek selamimi vermis ve acil bi mevzuyla ilgilenmeye baslamistim bile: "Vee klavyedee Kaamil Kan!" Saksuksaksuk. Sak.
S - "Iı şey" mi? Amaan "siksin" mi? Of kafa mı bıraktın bende!
M - Nasıl?
S - Çok aşığım sana ben Murat.
M - Ahaha abartma Selma. Sevişiverelim geçer.
S - Bi sevişilsin o zaman.
M - Çok tatlısın, ahaha.
S - Canımsın, ehehe. Sen ne diyecektin hakkaten ya?
M - "Sevişilsin mi? Nasıl?" diyecektim.
M - Ahaha, nasıllar siksin seni Murat.
S - Nasıl?
M - Efendim?
S - :D
M - :D
Murat'la Selma sonsuza dek mutlu yaşamadılar. Ama yaklaşık 7 ay boyunca, haftada bir, 2-3 saat baya sağlam mutlu olmuşlardı.
Murat -> Şu anda Melis'le evli ve biri 1 biri 4 yaşında 2 çocuk babası. Beylikdüzü'nde, İstanbul merkeze 5 dakika uzaklıkta, efsanevi bir sitede yaşıyor. Sitenin havuzu hala boş. Murat'ın en büyük hayali çocuklar büyüyünce o havuzu doldurtmak. Bi de o mükemmel evin taksitlerini çocuklara miras bırakmamak. Kolejde alkol problemi yaşamıştı.
Selma -> Şu anda evli ve muhtemelen sevişiyordur. Umarım kocasıyla sevişiyordur yani öyle söylüyüm. Kolejde de oldukça yaramaz bir kızdı çünkü.