I hate being in this position. It's literally the worst.

seen from Malaysia

seen from Qatar

seen from Malaysia

seen from United Kingdom
seen from Malaysia
seen from China
seen from Netherlands
seen from United States

seen from United Kingdom

seen from Malaysia
seen from Ireland
seen from Belarus
seen from Malaysia
seen from Netherlands
seen from Türkiye

seen from United Kingdom
seen from Malaysia
seen from Malaysia
seen from Türkiye
seen from United Kingdom
I hate being in this position. It's literally the worst.
Forakis, Peter. Hyper-Cube. 1967. Walker Art Center, Minneapolis. Aluminum
Peter Forakis
Hyper-Cub, 1967 Walker Art Center, Minneapolis
Image Copyright: Courtesy Walker Art Center
forakis design
“Geleceği tahmin etmenin en iyi yolu, o’nu gerçekleştirmektir; şimdi, burada.” Yazı, deniz gul
icon temmuz 2007
İstanbul Global Stratejiler ve Yerel Peyzajlar arasında, karşılıklı ilişkide bir yer olarak tanımladığı Stüdyo Forakis’in (Milan) kurucusu Jozeph Forakis, 29-30 Mayıs günleri Kanyon’da gerçekleşen 5M Asemblesi için İstanbul’daydı. Forakis, işleriyle özdeşleşen evrimsel ve sürdürülebilir tasarım süreçlerine değinen bir konuşma yaptı. Jozeph Forakis, New York doğumlu. Rhode Island School of Design’da endüstriyel tasarım eğitimi üzerine Domus Akademi’den aynı dalda lisansüstü derecesini almış. Malzeme ve teknoloji kullanımında yenilikçi buluşlarıyla tanınan Forakis, 1993’te Milan’da stratejik tasarım danışmanlık stüdyosunu açar. Foscarini, LG Electronics, Magis, Nemo, Philips, Swarovsky, Swatch gibi markalara çeşitli alanlarda tasarımlar geliştirir. 1993-1997 yıllarında Domus Akademi Araştırma merkezine danışmanlık hizmeti verir. “Smartools Lab” koordinatörü olarak stratejik tasarım araştırmaları, etkileşim tasarımı ve bilişim teknolojilerinde ürün ve hizmet alanında uzmanlaşır. 1999-2002 yılları arasında Motorola mobil iletişim sistemlerinin Avrupa Tasarım Direktörü olarak görev alır. Bu dönemde Motorola V70 modelini tasarlar. Domus Akademi’de halen iş ve etkileşim tasarımı alanında dersler veriyor. Forakis tasarım dilini araştırmacı ve analitik bir gözle oluşturan yenilikçi bir kişi. Sadece yeni ürünler değil, yeni algılama ve davranış biçimleri yaratıyor. Konuşmasında tasarım felsefesi, şirket vizyonu ve stratejik tasarım bilincini oluşturan detayları bir ekosistem benzerliğiyle anlattı. Tasarladığı ürünlerden bazıları: Zamanı metreyle değil dakikalarla ölçen bir mezura, eli daha iyi kavrayan ilk dikey mouse ve kablosuz MouseMan Pro, telefona dönüşen saat, bulut hareketiyle aydınlık sağlayan armatürler, geleceğin zaman ve mekan sınırlarını aşan giyilebilir teknolojiler… Forakis, tasarladığı ürün ve hizmetleri evrimleşmiş canlılara benzetiyor. Bu objeler Forakis’in bir organizma olarak kurguladığı “sürdürülebilir tasarım süreci”ne eşlik eden “deneyim tasarımları”. Forakis, çağdaşlarından farklı olarak tasarımı bir firmanın erişeceği son nokta olarak değil, gelişiminin bir parçası olarak tanımlıyor. “Şirketler yaşayan organizmalardır. Davranırlar, hareket ederler, düşünürler ve nefes alırlar.” Tasarımı global şirketlerin varoluşunda etkili bir araç olarak kullanmak gerektiğini Darwin’in evrim teorisiyle açıklıyor: “Tasarımı, ilerlemeci şirket modelinin bir uzantısı olarak görmek beklenen tasarım kültürünü oluşturmadı. Tasarım ilerleme kavramıyla değil evrimle açıklanabilir.” Tasarımı şirket karakterinin stratejik bir parçası olarak değerlendiren Forakis çalıştığı firmaların bünyesinde bu sistemi geliştirmeyi hedefliyor. Şirketin kimliği ve geleceği arasında sürekli olarak evirilen hassas dengeyi, görsel dilini ve belirleyici faktörleri araştırıyor. Marka değeri, pazar potansiyeli ve tasarımı inovasyonla buluşturacak stratejik çözümleri üretmenin birincil anahtarı şirketlerin tasarım DNA’larını keşfetmek. “Bu stratejiler iletişim, tasarım, ürün ve yenileşme olarak şirket görünümünü belirler. Her şirketin farklı tasarım DNA’ları vardır; dolayısıyla herkese önerilecek çözüm farklıdır. Analiz etmeye, fikir geliştirmeye sıfırdan başlıyoruz. Bu da şirketle beraber gelişimimizi sağlıyor ve bizi fikirleri dayatmaya değil çözümleri keşfetmeye yöneltiyor. Pazar eğiliminin ötesinde insani ve sosyal boyutlarıyla anlamlı olacak fikirlerle geliyoruz. Bütün bu süreçte kendimize ve müşteriye dürüst davranıyoruz. Bu bir aile ilişkisi gibi.” Forakis “sürdürülebilir tasarım” için seçtiği sözcükleri kuvvetli bir felsefeyle sağlamlaştırıyor. “Tasarım, iki üç sözcükle tanımlanabilen prensipler gibidir. Belirli formlar dayatmıyorum, sadece kaçınılmaz, gerçek ve basit olanı görmeye çalışıyorum.” Bu ulaşılması gereken bir dengeyle mümkün. Tasarım felsefesi, strateji ve şirket bilincine yönelik yaptığı sunumda en ilginci “araştırmacı tasarımcı” kimliği. Tasarımı günümüzde ele avuca gelir bir final iş değil de bir süreç olarak tanımlamak mümkün mü? Forakis evet diyor, “Hizmet ve deneyim tasarımını incelediğinizde bunun soyut bir biçimde yapıldığını göreceksiniz. Bir markanın size hissettirdikleri maddi değil duygusal seviyededir. Aynı şekilde bir ürünün tipolojisini incelemek, onunla deneyler yapmak, ürünün özündeki basit ifadeyi alıp üzerine stil ve derinlik katmak gerekir. Bitmiş bir ürün sadece maddeden ibaret değildir. Kullanıcıyla geliştirdiği etkileşim onu ilk aldığınız günden bir sene sonraki kullanım amacınıza kadar süren çok boyutlu bir kurgudur. Bir ürünün gerçekliği sizde uyandırdığı sahip olma hissinden, paketi açtığınız ilk andan, tasarımın izini gösteren tüm detaylardan ve en önemlisi onunla kurduğunuz ilişkiden oluşur. İyi tasarım paketten çıktığı andan seneler sonrasına kullanıcıya eşlik eden bir deneyimdir. Bu da bir süreci gösterir. Sonuç olarak ürün, evrimine sizinle birlikte devam eder.” Stratejik konumlama gereği tasarımı bir süreç olarak belirlemek ve müşteriyi buna ikna etmek Forakis’in uzmanlık alanı. Tasarım dilini kullanıcıyla yarattığı etkileşim ölçeğinde ve davranışsal öğelerle açıklıyor. “Hareket ve jestlerin zaman içerisinde oluşumundan etkilenen yeni bir davranışsal tasarım doğuyor. Etkileşim tasarımcının ana kalemidir. Günümüz toplumu etkileşim toplumu ve dijital teknolojilerin yarattığı yeni davranış biçimleri var. Bu davranış biçimlerini araştırmalı.” Tasarladığı davranışlara örnek olarak Motorola V70’i veriyor. Esas olarak kişinin gelen aramayı nasıl cevaplayacağını belirleyen yeni bir el hareketi üzerine çalışmış. Yana doğru kaydırılan telefon kapağı 180 derecelik açılımla ahize işlevini görüyor. Forakis, telefonla kullanıcının etkileşimini belirleyen ana el hareketini tasarlıyor. (İlk bu telefonu gördüğümde adını o zaman bilmediğim Forakis’in dahi olduğunu düşünmüştüm.) Bahsettiği davranış ve etkileşim tasarımı birçok kişinin gündelik hayatına giren gizli bir kod aslında. Sosyolojik olarak bu davranışların öğrenilmiş davranışlar olup olmadığını soruyorum. Cevabı çok net: “Tasarım başarılıysa yeni davranış biçimleri doğurur. Karşılıklı etkileşimde bazen tasarım davranışı, bazen de davranış tasarımı doğurur.” Tasarladığı ürünlerin formla yoğun bir ilişkisi/halleşmesi olduğunu düşünerek ‘form işlevi takip eder’ referansıyla önceliğini soruyorum. Tasarlanan her obje zaten işlevselliğiyle kullanıcıya büyük bir etkileşim alanı sunmaz mı? Forakis’in dikkat çektiği fark şöyle: “Tasarımın geleneksel anlamda materyal ve formla olan ilişkisi değişti. Gerçeklik, telefonu açmak için davrandığında oluyor. Etkileşim halinde değilken her şey durağan, yani yok. Ben önce davranışları ve jestleri tasarlıyorum. Davranışın estetiği vardır. Bir ürün gibi işlevsel, şiirsel, zarif, anlamlı ve bir o kadar transparan ya da görünür olabilir. Form bu belirleyici faktörlerin ardından kendiliğinden geliyor.” Teknolojide daha insancıl formlara ulaşmak için çalışan Forakis’e göre bir tasarımcı ilk olarak toplumun ve doğanın farkında olmalı. Zaman ve mekanın eridiği, normların dışında oluşan yeni gerçeklikte tasarımın nasıl tanımlanacağını sorduğumda, geleceğin bugün, burada anı yaşarken tanımlandığını söylüyor. Bahsettiği derinleşme süreci böyle bir şey. “Ürünler, etrafımızı saran doğa ve gerçekliği taklit ettikleri zaman değil, yeniden keşfedildikleri zaman başarılı olurlar.” Jozeph Forakis’in başarısı ise tasarımı kültürel aktivite olarak önemsemesi. Çalıştığı davranışsal yöntem, onu stilize tasarımlar üretmekten koruyor. İnsan, toplum ve kültür için bir görev bilinci var. Konuşmamızın sonuna geldiğimizde söylemeden duramıyorum. Tasarımlarında insan davranışına soru soran bu tavrı onu “tasarım çözüm üretmektir” cümlesinden ayrıştırıyor mu? İyi tasarımın verilen problemi çözmek değil, o problemi çevreleyen diğer gerçeklikler arasından olayın özüne inmek olduğunu konuşuyoruz. “İtalyanların tasarıma yaklaşımı böyle bir şey. Kentsel ölçekten ürüne inen tasarımda mimari bir gelenek var. Problemi yaratmanız, onu kavramanız gerekir. Cevaplamak istediğiniz soruyu bulmanız için bütün soruları sormalısınız.” Teşekkürler Forakis.