Bu odacık, bu mini mini köşecik, onun, yalnız onundu. Burada ne utanılacak yabancılar, ne sıkılacak arkadaşlar vardı, burada yalnız kendisinin hayalinden başka bir şey yoktu. Bu duvarlar, şu minderle yatak, bütün bu ufak tefek, senelerden beri onun kalbiyle birlikte çarpmış, onun hayatının nefesiyle nefes almış, onun benliğiyle mayalanmıştı. Burada kendisini olduğu gibi gösterebilir, burada hiç utanmayarak kendini tutmaya lüzum görmeyerek kalbinin olanca yaralarını şu sessiz fakat sevecen çok samimi dostlarının önlerine serebilirdi.









