Ben bu blogu O'na ait şeyleri paylaşmak için, O'nu bana hatırlatacak şeyleri paylaşmak için açmıştım. O'nun sayesinde tanıştım Nazım Hikmet ile. O'nun sayesinde anladım 'kimsenin hayat kadar acı vuramayacağını'. Ama olsun dedim. Ben tesadüflere inanmam. O'nun ile tanışmam tesadüf değildi. Ve olmayacaktı biliyordum. Bana ne kadar acı çektirdi, aldattı. Ama sevgi bu ya, ne yaparsa yapsın hep altındaki -aslında olmayan- iyilikleri görmeye çalıştım. Hatta ilk kavgamız da bu iyiliği bulamadığım için olmuştu. Bu ilişkide şımarık çocuk olan O'ydu, anne bendim sanki. Yaşadığı her şeyi kalbimde hissediyordum. O'nun canı yansa ben ölüyordum. O hastalansa ben yataklara düşüyordum. Belki sanaldık ama bu sevmem için engel değildi. Şu kalp sevicem derse önünde hiç bir şey duramıyormuş. Ne mantık, ne kilometreler. Üstadın da dediği gibi 'Görmeyince sezilmiyormuş' be Nazım. Ne kadar çabalasanda, ne kadar iyiyim desende. Ben seni hissediyordum çünkü seni istiyordum, seviyordum. Peki ya sen? İşte sanalın en kötü tarafı buydu. Ben ne kadar burda O'nun için çabalasam, O'nun için iyiyleşsin diye dua etsem de, sen orda "seni seviyorum" deyince bunu hissederek mi yazdın yoksa diğer kelimeler gibi anlamını bile bilmediğin, hissedemediğin şeklinde mi yazdın bilmiyordum, bilemiyordum. Ama inanmak istiyordum. Ne kadar bilsemde beni sevmediğini, ne kadar bilsemde senin beni asla sevemiyeceğini inanmak istiyordum. Hayal etmek istiyordum. Birlikte geleceğimizin olduğuna inanmak istiyordum. Ve inandım. Güvendim. Ailemle kavga ettim. Arkadaşlarımla geri dönülemez bir noktaya gittim. Ama hep içimde bir umut vardı. Sana dair, bize dair, Naİl'e dair. Ama o umudun da boşa olduğunu bildiğim halde besliyordum onu içimde. Bana sen'i hatırlatsın diye, bana anılarımızı hatırlatsın diye.
Bugün içimde felaket bir şey vardı. Sana dair, sana bir şey olduğuna dair. Tıpkı eski günlerdeki gibi, ne zaman endişelensem sana bir şey oluyordu anasını satim. O yüzden endişelenmekten korkuyordum. Canım yanıyordu. Canım bugünde çok yandı, ateşim yükseldi, iç titreme yaşadım, bayılma derecesine geldim ve sonunda anladım. Sana bir şey olmuştu. Bu olayların tek mantıklı açıklaması bu olabilirdi. Ve seni aradım anasını satim. Yine sözümü çiğnedim. Yine aradım. Ve duyduğum şeyle şok oldum. Bacak liflerini sikmişsin. Bravo! Sana o kadar diyordum kendine dikkat et, futbol hayatını bitirirsin diye. Ne oldu? Başarmışsın. Zaten telefonda da dedin 'Yok ya sanırsam devam etmicem' diye. Senin en büyük hayalindi be Beşiktaş'ta oynamak. Senin yaşama amacındı. Fakat konuşmayalı 7-8 ayda yokluğum hissedilmiş. (Bak işte yine yaptım. Yine altındaki -olmayan- iyi bir sebebi buldum. Ama biliyorum senin kızlarla hayatına devam ettiğini.) Arkadaşıma eskiden şey demiştin 'İ**'yı kaybetmek istemiyordum sevmesem bile ne bileyim ya bana güven veriyordu enerji veriyordu.' Çünkü sana anne şefkatla yaklaşıyordum, seni incitmekten korkuyordum. Diğer sevgililerin gibi götle, kaşla gelmiyordum. İşte benim de hatam buymuş be.
Şu konuşmaya dönecek olursak ben yine aynı hataya düştüm ve sana yine dedim yerinde kalkma, ilacını iç diye. O kadar çok burnunu çektin ki dayanamadım anasını satim. Git ilacını iç dedim. Onu der demez anladım zaten ben hâlâ seviyorum anasını satim. Hâlâ mal rolü oynuyorum. Ama ne yapayım? İçimden rol yapmak gelmiyor, içimden o*uspuluk yapmak gelmiyor, götümü başımı açmak gelmiyor, seni etkilemeyi istemek gelmiyor. İşte sırf bu yüzden de kaybediyorum. Ne yapayım?
Bugün konusurken eskileri hatırlaman o kadar gülümsetti ki beni. 3 yıl oldu demen. Yaptıklarını, yaptığımı , yaptıklarımızı hatırlaman. Ne bilim gülümsetti beni. Halbuki büyük bir hüsranla aramıştım seni. Kim olduğumu öğrenince Siktir git demeni bekleyerek. Ama sen tam zıttını yaptın be. Sana dedim hatta 'bana siktir git de' diye ' buna ihtiyacım var' diye. Ama sen yapmadın. Onun yerine 'büyüdük biz kendi kararlarımızı kendimiz verebiliriz' dedin. 'Akşam ararsan konuşuruz' dedin. Seni tam şuanda aramam lazım. Tam şuansa nefes aldığını duymam lazım. Tam şuanda burnunu çekmeni ve bir şeyler anlatmanı duymaya ihtiyacım var. Ama yapamıyorum. Çünkü korkuyorum. Evet morgdaki kız korkuyor. Sana terkrar bağlanmaktan korkuyorum. Seni tekrar sevdiğimi anlamaktan korkuyorum. Lütfen beni anla. Senden tek istediğim şayet senden önce ölürsem beni unutma, tamam mı? Adımı hatırla. Ama lütfen hissederek hatırla. Kesinlikle eskiden yaptığın gibi değil. Sanırsam daha yazamıyacağım. Beni unutma be Nazım. Buna ihtiyacım var.
1602' Naİl' 25 Aralık 2018 '21.08'