Göreceksin, çabucak iyileşeceksin. O gün kendine bir dondurma alırsın ve her şey biter, ertesi gün koşmaya çıkarsın.
seen from Germany

seen from United States
seen from United States
seen from China

seen from Mexico

seen from United States

seen from United States
seen from Greece

seen from United States

seen from Germany
seen from Costa Rica

seen from Italy

seen from Indonesia
seen from Italy
seen from United States

seen from Italy

seen from Mexico
seen from Greece

seen from Germany
seen from United States
Göreceksin, çabucak iyileşeceksin. O gün kendine bir dondurma alırsın ve her şey biter, ertesi gün koşmaya çıkarsın.
Wild is the Wind
“Nehirlerin yolu belki ideal defterlerde de kesişmiyordur ama yine de iki kırmızı kapak arasındalar. Sandığım gibi denizin ortasında ileriye yüzmüyor, uzaklaşmıyorum belki de. Belki de yolculuk, bu anlarla harmanlanmış yolculuk. Bir andan diğerine olanlar. Olmayanlar. Tüm bu hikayeler, birbirleriyle kesişen ve hiçbir zaman kesişmeyenler. Bütün o anlar iki kapağın arasında. Bu kapakların.
Henüz gitmiyorum çünkü bu akşam dönmenden önce, sana belki de kuşa dönüşmeyeceğimi söylemek istiyorum. İdeal bir son değil ama ne yapalım. Zaten dönüşemem, çünkü yolculuk ne kadar derin ya da yüzeysel olursa olsun, dönüşen şey onu nasıl anlattığımız. Bu dönüşürse o zaman her şey dönüşür. Talihsizlik, acı, trajedi başka bir şeye dönüşmeli. Belki de bu yüzden arkaya bakmak, burada olabilmek için geriye gitmek gerek. Burada olmak, onu dönüştürmek için dönüp trajediye bakmak. Sadece burada olmak değil, burada iyi olmak için. Burada, bu ülkede. Burada, bu evde.
Değişmek. Kendine yabancılaşmak kendini tanımaktan daha önemli.
Hayır, bir kuşa dönüşmeyeceğim. “Wild is the Wind”e rağmen başladığım yerde, aynı ahşap sandalyede oturuyorum. Gerçi insan aynı sandalyede iki kez oturamaz. Hayır, kuşa dönüşmememin sebebim başka: Dönüşmesi gereken ben değilim, dönüşen şey bu hikaye oldu.”
İdeal Defter, son sf.
Her ne kadar bir bekleyiş hikâyesi gibi görünse de, aksine yerinde durmayan, melankolik bir durağanlıktan uzak, her satırında bambaşka yolculuklara çıkaran bir roman.
İdeal Defter kadının bakış açısından anlatılan bir aşk hikâyesi. Bu modern çağ Penelope’si örüp sökmek yerine defterine yazıp silmektedir, zira “ideal bir defter kısa, bölük pörçük, tutarsız, uzun veya rastlantısaldır.”
Bu gece senden hoşlanmıyorum Jonas. Evde olmaman daha iyi. Burada olsaydın kanepede uyurdum. Burada olmasan da seninle kavga ediyorum. Hatta kanepede uyuyacağım.
son
“Bu defterin ideal bir sonu olsaydı Jonas’la çıktığım bir plaj gezisi ile biterdi. Son satırlarda ben bir kırlangıça, yazdıklarım şarkıya dönüşürdü ve bu defter kendi uçuşunu gerçekleştirirdi. Jonas’ın kollarından kanatlar yükselir, ayakları artık kuma değmez olurdu. Suda gölgelerimizi görürdük ve havada tuttuğumuz kurdelenin üzerinde SON yazardı.”
İdeal Defter, sf 89.