Bazen gerçekleri görmek için gözlük takmak gerekmez. Görmek istemek yeterlidir..
seen from Türkiye
seen from United States
seen from Türkiye
seen from United States
seen from China
seen from Netherlands
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from Netherlands

seen from United States
seen from Netherlands
seen from Malaysia
seen from Malaysia
seen from United States

seen from Malaysia

seen from United States
seen from Argentina
seen from Türkiye

seen from Netherlands
Bazen gerçekleri görmek için gözlük takmak gerekmez. Görmek istemek yeterlidir..
Artık eskiye dönüyorum kalbim kararıyor, insanlardan soğuyorum.
“Neden?” diye soruyorlar.Neden uzaklaşıyormuşum, neden görmezden geliyormuşum, neden sessiz duruyormuşum…
Neden sürekli ders çalışıyormuşum, neden sürekli tekliflerini reddediyormuşum, neden az arkadaşım varken çoğalmasını engelliyormuşum…
Çok sıkıcı bir hayatım varmış; hiç düşünmek akıllarına gelmiyormuşçasına sorular soruyorlar.Oysa onların sıkıcı gördüğü hayatım sadece sevdiklerimle renkleniyor.Ama renklerimi belli etmem, onların gözüne hitap etmiyormuş.
Bazen ben de kendime aynı soruları yöneltiyorum ama hiçbiri, onların yönelttikleri kadar saçma gelmiyor.
İnsanları kendinizden uzaklaştırıp sonra “neden?” diyemezsiniz mesela.
Onları değersiz hissettirip sonra çok seviyormuş gibi yapamazsınız.
Verilen değere zamanında karşılık vermezseniz, geri döndüğünüzde aynı kişiyi bulamazsınız.
Sonra da kendinizde hiç hata yokmuşçasına sorular soramazsınız.
Bu bir kaçış değil, bir güvenli liman arayışı…
Ders çalışmak beni rahatlatan tek şey.Belki de şu hayatta bana ihanet etmeyecek tek şey derslerimdir.
Ya da ailemden sonra, ihanet etmeyecek tek şey kendi başarılarımdır.
İnsanlar ne derlerse desinler, nankörlerdir.Senden iyisini bulduklarında giderler, senden güzelini, yakışıklısını bulduklarında giderler, senden zenginini bulduklarında giderler…
Ve daha birçok sebep.
Ama akademik başarı, güzellik veya zenginlik öyle değildir.
Onu bir kez elde ettiğinde bir daha gitmez.
Onlar hep bizimle kalır, bizimle yaşar.
Ve en güzeli; eğer gerçekten başarılı olursam, ben öldükten sonra bile adımı yaşatırlar.
Demem o ki, nefes alan ve hayatınıza sonradan dahil olan hiçbir insana sonuna kadar güvenmeyin.
“Gitmez” dediklerimiz gidebiliyormuş, “Yapmaz” dediklerimiz yapabiliyormuş, “Üzmez” dediklerimiz üzebiliyormuş…
Ve herkese karşı savunduğumuz insan, bizi en çok yaralayan insan olabiliyormuş.
Evet, hiçbirinin yarası kalıcı değil ama insan bir yerde durup düşününce, o yaralar gitgide büyüyor gibi geliyor.
İnsanlardan nefret eder gibi bakmıyorum, sadece korkuyorum aynılarını yaşamaktan.
Lütfen bakışlarımla yargılamayın beni; bakışlarım size değil, geçmişime… geçmişimin verdiği yorgunluğa.
En ufak bir içten gülümsemeniz, size tüm sevgimi göstermemi sağlayacak aslında.Bu sadece benim için geçerli değil bence; çoğu insan için böyledir.
Kendimi ayrıcalıklı göstermek istemem, sonuçta hepimiz aynıyız.
Farklı olan tek şey, karakterlerimiz.
Bazı insanlar yağmuru hissеdеr, bazıları isе sadеcе ıslanır.
Çiçekler bütün problemleri çözemez “ama” iyi bir başlangıçtır.
Kaybolan bir ruh gibiydin bende. İçimdeydin ama yoktun. Bekledim ruhun beni bulmasını bekledim. Ama o ruh hiç bir zaman gelmedi. Gözlerimi kapadım, bir koku kapladı etrafı evet evet senin kokundu bu, ah ne çok isterdim gözlerimi açtığımda seni karşımda görmeyi ama olmadı sessizliğim ve benden başka kimse yoktu bu ıssız diyarda. Unuttum dedim herkese, her gece rüyama girmiyormuşsun gibi. Hiç sevmedim ki dedim zaten, aşkından yataklara düşmemişim gibi. Sesini bi duysam inan affederdim seni. Bir kere gelseydin yanıma özür dilemeni bile beklemeden, sarılırdım sana, çekerdim kokunu içime. Ama sen gelmedin, bense beklemekten vazgeçmedim...
Hayat zaten yeterince yorucu bir de insanlar eklenince yaşanılmaz olmuyor mu?
Kendi kararlarımızı kendimiz veremeyeceksek ne diye yaşıyoruz?