Parası olmayanın satın alma gücü olur mu?
Elbette olur. Ama ancak şu inceliği üretmiş İslam'ın hâkimiyeti altında..
İslam'ın hâkim olduğu dönemlerde vaktiyle piyasada normal para birimi olan altın ve gümüşün dışında bir başka para birimi daha vardı. Üzerinde "اللضه" yazılı bu para kırmızı bakır bir paraydı. اللضه Allah rızkına kefildir manasında olan الله /Allah ve الضامن/garantör kelimelerinin terkibinden oluşturulmuş bu para birimi اللضه / el-lidda şeklinde kısaltılmış: Allah garantördür.
Peki bu para ne işe yarardı biliyor musunuz?
Bu para alım gücü olmayan insanlara dağıtılıyordu. İhtiyaçlarını almak için çarşıya giden fakirlerden satın aldıklarının bedeli istendiğinde bu kimseler "Bende lidda parası var." derdi. Satıcı; müşterisinden sattığı mal kadar liddaları alır, beytülmale götürür ve karşılığında parasını tam olarak alırdı.
İşte İslam'ın devleti rencide etmeden yoksulların ihtiyaçlarını beytülmalden karşılamak için özel bir para birimi icat etmiş bir devletti. Hiçbir medeniyetin üretmediği bir para birimi. İşte İslam iktisadı toplum kesimleri arasinda servetin paylaşımını "Allah garantördür." şiarıyla gerçekleştiriyordu.
İnsanlar الله ve الضامن kelimelerinin terkibinden oluşan bu şiarı zamanla kısaltarak اللضة demişler.
Demek ki sosyal güvence denilen şey, vatandaşın, milyonlarca asgari ücretlinin tırnağı ile kazandığı emeğinin önemli bir kısmına çökerek sağlanmayabiliyormuş. Demek ki sosyal güvenceyi sağlamanın tek yolu sigorta primi adı altında devletin insanların emeklerinin önemli bir kısmını cebren alması değilmiş.
İşte bir başka açıdan para politikası. Kapitalizm çarkları arasında öğütülen insanlığın İslam'dan başka kurtuluş reçetesi var mı?










