Özgürlüğe yeterince tutkun değilmişim...
Çabalarım yetersiz ve anlamsızmış...
sociopathyandsophistry
seen from United States
seen from Hong Kong SAR China
seen from United States

seen from Malta
seen from China
seen from Russia
seen from United States

seen from China
seen from Türkiye
seen from Türkiye
seen from China
seen from United States

seen from United States

seen from China
seen from Bangladesh
seen from United States

seen from United States
seen from China
seen from Canada

seen from Indonesia
Özgürlüğe yeterince tutkun değilmişim...
Çabalarım yetersiz ve anlamsızmış...
sociopathyandsophistry
İnternetin neredeyse % 50'sinin pornolardan oluştuğunu biliyor musun? Porno sektörüne milyarca dolar para akıyor. Cinsel yozlaşma bir anda gerçekleşmedi. Yıllardır bunun üzerinde çalışıyorlar adamlar zaten. Playboy dergisi, televizyonun yayılması ve kadınların gittikçe elbiselerin yok olması, bilgisayarlar ve porno cdleri, internet ve günümüz.. İnsanların cinsel arzuları gittikçe körüklendi fakat bunlar adım adım ilerlendi. Bir anda televizyonda yiyişen insanlar koysalardı toplumun normları asla bunu kabul etmeyecekti ve kocaman bir tepki çekecekti. Kurbağa örneğini bilirsiniz. Taktik tamamen buydu. Şuan cinsel bir yozlaşma içindeyiz. Aldatma ve boşanma oranları gün geçtikçe artıyor. Tecavüz oranları da 100 yıl öncesine oranla daha fazla. Eğitim seviyesi yüksek insanların tecavüz etmesi nadirdir fakat eğitimsiz bir insan buna daha yatkındır. Bu örneği verdim çünkü televizyon ve internet dünyanın her yerinde. Fakat eğitim her yerde değil. Siz eğitim olmayan yerlerde bu arzuları körüklerseniz tabi ki tecavüz gibi olaylarla karşılaşacaksınız. Değerleri yok edip hazzı koyarsan onların yerine başka sonuç da bekleyemezsiniz.
Modernleşen dünyaya hoş geldiniz.
Yıllardır insanların haz duygularını körüklüyorlar. Aşk ve cinsellik olgularının a*ına koydular. Şarkılarda aşk, filmlerde aşk, dizilerde aşk, kitaplarda aşk. Günümüzde sevgilisinden ayrılanların intihar etmesine sebep olan şey de bu aşkın yüceltilmesi ve kutsallaştırılmasıdır. Aşk insanların mutluluğu için vardır. Kimi zaman acıtır(mış). Kimi zaman ağlatır(mış). Siz bu olguyu kutsallaştırır ve hayatın yegane anlam yaparsanız insanlar bunu kaybettiklerinde tabi ki onsuz yaşayamayacağını düşünürler. Hayatın her yerinde hayatın amacı ve en büyük güzelliği olduğunu söylüyorsun bu olgunun. Ne bekliyorsun? Bu anlamı kaybedince intihar edenleri tabi ki görürsün. Yaşama amacını kaybeden bir insanın yaşaması mantıksız ve çelişkilidir. Buna cesaret edebiliyorsa yapması da normaldir. Tabi ki bu s*kik olguyu yüceltirseniz bu insanlar da her zaman var olur.
Aşk iyidir fakat hayatın anlamı haline gelemez. Hayatın tek gerçeği olarak görülemez. Fakat sağ olsun her sektör bu b*ku sonuna kadar sömürüyor. Bu ülkede arabesk faciası yaşandı be. Müslüm Gürses gibi aşk ile prim yapan adamları desteklediniz ve öldüğü halde hala göklere çıkarıyorsunuz. O dönemler millet kendine jilet atıyordu a*ına koyim. Konserinden önce jilet satılıyordu lan. Tebrik ediyorum.
gökhan özcan
Din ilahidir, eğilip bükülemez!
Bu devre özgü yeni 'dindarlaşma' biçimleri var malumunuz. Dini kendi bütünlüğü içinde kabul etmeye pek yanaşmayan ama hayatını büsbütün 'dinsiz' de bırakmak istemeyen kimselerin yoğurduğu yeni inanç tasarımları bunlar... Özünde teslimiyet taşımayan, daha ziyade dini kendi kabul edebilecekleri kalıplar içine sığdırmaya, orada şekillendirmeye çalışan birtakım algılama biçimleri...
Modernliğin insanda, hayatta, yeryüzünde yaptığı ağır tahribatların birer acıklı tablo olarak gözle görülür hale geldiği bir zamanda, yine o modernliğin içinde tıkanıp kalmış kişiliklerin, tosladıkları maddiyat duvarlarının sertliğinden (gayrı ihtiyari) kaçmaya tevessül etmeleri anlaşılmaz bir şey değil... Yine bu kişiliklerin aynı saiklerle evlerinin arka bahçelerinde bilir bilmez birer maneviyat bahçesi dizayn etme telaşına düşmeleri de beklenebilir. Bütün bu temayüller tekil örnekler olarak tezahür ettiklerinde çok da önemli görülmeyebilirler. Ancak bu sarsak dindarlaşma biçimleri ortalığa yayılıp gerçek dindarlığa alternatif yeni bir inanç kültürü inşa eder noktaya doğru geliyorsa, bunun üzerinde durmak gerekir.
Gerek yaşama alışkanlıkları, gerek kültürleriyle dinin özüne, ahlakına, maneviyatına, fikriyatına uzak duran, ancak kişiliğine bir metafizik derinlik katmak için dinle arasında bir sempati bağı bulundurmak isteyenlere abartılı şekilde ilgi gösterdik, gösteriyoruz. Bu durum, bu yüzeysel yönelimlerin meşruiyet kazanmasına, katılaşmasına, hatta güdük felsefi çıkarımlarla yerleşik hale gelmesine sebep oluyor ve bir tür körleşmeye yol açıyor.
Hiç kimsenin maneviyatıyla uğraşmak derdinde değiliz. İnsanların dinle aralarında kurdukları sıcak bağları soğutmak gibi bir derdimiz de yok elbette. Nihayetinde biz de kendi kulluğumuzun hesabını gönül rahatlığıyla verecek durumda değiliz. Ancak din meselesinin kuru aklın basit çıkarımlarıyla, kişisel tercihlerle, her isteyenin kendi heva ve hevesine uydurarak konuşulur ve yaşanır hale gelmesine, getirilmesine, buna meşruiyet kazandırılmasına söyleyecek sözümüz olmalı yine de.
Modern hayata inanacaksınız, bunu içselleştirmiş olacaksınız ve bu hayatın çekmecelerinden birinde de, böyle bir düzene itirazlarından arındırılmış şekliyle kuşa çevrilmiş bir din iddiası bulunduracaksınız, bu olmaz. Dini ilkeler ve mükellefiyetler keyfinize uymadığında, meseleyi bir iç mesele, bir duygu gürlüğü, bir kalp temizliği hadisesi olarak tarifleyip sınırlayacak, yan çizeceksiniz, bu da olmaz. İnsanlığınızı dinin renklerine boyamak yerine dini hayatınızın renk skalasındaki bir renge dönüştüreceksiniz, bu da olmaz. Ve nihayet, dini öğrenmeye, sindirmeye, kamil biçimde bilmeye hiçbir gayret sarfetmeden, kendi akıl ve mantığınızın sığlığıyla kendi işkembenizden din söylemleri geliştireceksiniz, bu hiç olmaz.
İnanç tokuşturmak güzel bir şey değil; üstünlüğün ancak takva ile olduğunu da bilmeyen yok. Ancak bu tartışma kimin daha iyi dindar olduğuyla ilgili değil. Hangi dindarlığın dine sadık olduğuyla ilgili... Dinin hakikatine ilgisizliğin had safhada olduğu bir zamanda, toplumsal idrakin bu türden bir kargaşayı selametle atlatabileceğinden emin olamayız. O sebeple ki işin erbabı, dini ve inancı, böylesi kişisel gelişim atraksiyonlarına, rehabilitasyon programlarına, duygu kürlerine ve magazin gevelemelerine malzeme olmaktan kurtaracak uyarıları yapmalıdır.
Kimse dindar olmak zorunda değil; ama olacaksa, dinini bilmek, samimiyetle öğrenmek zorunda. Çünkü din Allah'ın dini, kulların oyuncağı değil!