seen from China

seen from Germany

seen from United States
seen from United States
seen from Canada
seen from United States

seen from United States
seen from Germany

seen from Germany
seen from China
seen from Singapore

seen from United States
seen from Belgium

seen from Malaysia
seen from United States

seen from United States
seen from Germany

seen from Malaysia
seen from United States

seen from United States
Giden ya gittiği yeri mutlu etmek için ya kalana zarar vermemek için ya zorunlu olduğu için ya da kalanın gitmesini istediği için gider.
Peki kalana ne yapmak gerekir? Hangi sebebe tutunmalıdır? Kime güvenmelidir? Neye inanmalı?
Ya giden birgün geri gelirse kalan ne yapmalı? Söylediği sebeplere inanıp ona tekrar güvenmeli mi yoksa ne derse desin inanmamamlı mı?
Ya giden zorunluysa gitmeye?
Ya kalan giden yalan söylese bile hâlâ inanacak kadar seviyorsa?
Biri sizi üzüyorsa, mutlaka mutlu ettiği başkaları vardır.
Bazı insanları istesen de yanında tutamazsın. Onlar çok sevince de, canları isteyince de giderler. İyi günlerde belki kalırlar yanında ama zoru görünce kesin giderler. Mutlu etmek için sakın çırpınma. Mutlu olsa da giderler. El üstünde taşısan bile nafile. Onlar hayatlarının içine edenleri tercih ederler. Yani ne istediğini bilmeyen insanlara güvenip de düşme yollara. Boşa yorma kendini. Bazıları sevilmeyi, bazıları sürünmeyi hak eder.
***
Saat 4:32
Uyandım mı yoksa hiç mi uyumadım bilmiyorum. Sadece gözlerim yanıyor. Uyumuş olmalıydım. Bu saatte hiçbir şey hissetmemem gerekiyordu. Birisi şu horozu sustursun. Yoksa sahibini bile susturmam gerekecek. Dün gece o kadar alkol almıştım ki yatağıma nasıl yattım hatırlamıyorum. Hatırlamaya çalışıyorum, düşündükçe başım daha çok ağrıyor. Su içmeliyim. Suyu hiç bu kadar çok istemedim. Masanın üstünde duran şişe tamamen boş. Bu loş ışıkta görebiliyorum. Mutfağa gidemem. Dilim kuruluktan kavrulsun yine de gitmem. Çok uzak. Ama o horozu kesmek için ne gerekiyorsa yapabilirim. İyi değilim. Üniversite bitmek üzere. Naptın üniversitede diye sorarlarsa içtim ve seviştim diyeceğim, Susacaklar. Başka bir soru sormayacaklar. Sorarlarsa da yanımdaki boş şarap bardağını kafalarında dağıtabilirim. Sigarayı bıraktım. Neredeyse bir ay oldu. Hırs veya azim örneği değildi bu. Bakkala gitmeye üşendim. Tekrar gittiğimde tekrar başlayacağım. Biliyorum, kendimi tanıyorum. Kendim için iyi hiçbir şey yapmadım. Beynimi uyuşturup ciğerlerimi zehirledim. Sadece dilimi serbest bıraktım. Günlük yaşantımı devam ettirebilmek için. Şuradan bir şişe rakı ver bir tane de kırmızı uzun Marlboro. Eyvallah, hesabıma yaz. Ay sonunda görüşeceğiz. Ama yarın yine gelirim diyebilmek için. Sevmediğim kadınlara sevdiğimi göstermek için. Aslında sana kurduğum tüm cümleleri sarhoşken bir başkasına anlattığı için serbest bıraktım. İlk gittiğin zaman okuduğum kitapların altını çiziyordum sana okumak için. İzlediğim filmleri düşünüyordum sana anlatmak için. Gezdiğim yerlerde fotoğraf bile çekiyordum sana gösterebilmek için. Bu acınası hareketlerim yıllarca devam etti. Yıllarca bana gelmeni bekledim ve her hareketimi sana göre attım. Çünkü gecikmiştin ve her an gelebilirdin. Tüm gerçekleri birgün balkona kusarken farkettim. Gözlerim çıkacaktı. O kadar çok kusmuştum ki artık bir kaç kere daha kusmaya kalksam midemi tamamen ağzımdan çıkaracaktım. İçim dışıma çıkıyordu ama yine de seni düşünüyordum. Gelmiyordun. Ve ben o gece ortadan ikiye ayrıldım da kendi içimde kayboldum. Bir daha kusmadım ve bir daha kapı zilini beklemedim. Dışarıya çıktığımda üstümü düzeltmedim ve traş olmaya gittiğimde bu seferde böyle olsun demedim. Kes işte, sakal gitsin saçı da 3'e vur. Hatta kazıyabilirsin de o zaman daha az gelirim yanına ve o dertli ve bi o kadarda tiksindirici siyasetini dinlemem. Yorgunum ve rahatsız ediyor bu hava beni. Gittiğin gün gibi aynı. Geldiğin günü bilmem ama bu havayı iyi bilirim. Terkedildiğim gün gibi kokuyor ama artık biraz daha yoğun. Ölü gibi kokuyor, ben gibi... Parfüm işlemez artık. Bir cesedi parfümle süsleyemezsin. Ceset? Ahh ilkokul öğretmenim görse halimi ne der acaba? Yine sopayla mı döver yoksa zeki ama yaşamak için çalışmıyor mu der? Baba, ya sen? Sağlam bir dayağım vardı ikimizde biliyoruz. Ya sen anne, ölüyorum görmüyor musun? Ölü bedenimi taşımak için insanlar gönderiyorsunuz, paralar akıtıyorsunuz yapmayın. Sadece bana verin parayı ben başımın çaresine bakarım. İyiyim. Korkmayın uzun yıllar yaşamak gibi bir niyetim yok. Herhangi bir niyetim bile yok. Seviyorum sizleri. Söyleyeceklerim bu kadar.
biri sizi üzmüşse illaki başkasını mutlu ediyordur bunun aksini daha görmedim
Sen mutlu ol diye uğraşırken hep kendimden bir parça koparmışım ben oysa. Şimdi bakıyorum da, ne ben tamım ne de sen varsın hayatımda.