Art: Karel Thole
Flow my tears, the policeman said (Philip K.Dick)
seen from Thailand
seen from United States

seen from United States

seen from United States

seen from United Kingdom

seen from United States

seen from United Kingdom

seen from United States
seen from Russia
seen from Romania

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from China
seen from United Kingdom
seen from China

seen from Canada
seen from China
seen from India
seen from Yemen
Art: Karel Thole
Flow my tears, the policeman said (Philip K.Dick)
Fool’s Mate magazine(1983) - フィリップ K. ディック「銀河の壺直し」を巡る座談会。医大生時代の香山リカの姿があったり...
They talks about the book “Galactic Pot-Healer”(Philip K.Dick)
野々村 最後に『壺直し』の<壺>っていうイメージのことなんだけど、これはディックの作品によく出てくるイメージだね。ふつう<壺>というと、古美術品か何かを思うけど、ディックのはたぶんるつぼに近いものだと思う。その中に現実や非現実、いろんな思想や文化のコードが投げこまれ、もつれあっているような。
式場 ぼくたちの住んでいる世界というのは、壊れた壺のようなものなんだろう。そのため現実と非現実、希望と妄想とが入りまじっている。そうした中で暮らす人間にとって、日常生活というのは、割れた壺を繕うような毎日であって、それでもなお壺の割れ目からは、たえず何か大切なものや邪悪なものが流れだしてきてしまうんだ。
(via Fool's Mate No.29(1983) (2) | Tokyo Dragon Road)
Raul Cruz
* * * *
“Maybe each human being lives in a unique world, a private world different from those inhabited and experienced by all other humans
[. . . ]
If reality differs from person to person, can we speak of reality singular, or shouldn't we really be talking about plural realities? And if there are plural realities, are some more true (more real) than others? What about the world of a schizophrenic? Maybe it's as real as our world. Maybe we cannot say that we are in touch with reality and he is not, but should instead say, His reality is so different from ours that he can't explain his to us, and we can't explain ours to him. The problem, then, is that if subjective worlds are experienced too differently, there occurs a breakdown in communication [...] and there is the real illness.”
― Philip K. Dick
şizofreni ve değişimler kitabı
kionos kosmos ( ortak dünya ) - idios kosmos ( içsel dünya )
‘’..isteyin ya da istemeyin şizofren, her şeyi şimdiki zamanda algılar, film makarasının tamamı üstüne yıkılmıştır, halbuki biz aynı olayın ilerleyişini kare kare görürüz. bu yüzden onun için sebep sonuç ilişkisi yoktur. aksine kuantum fizikçisi wolf gang pauli’nin eşzamanlılık diye adlandırdığı nedensel olmayan bağlayıcı prensip tüm şartlarda işlemektedir, yani bizdeki gibi temelde çalışan tek faktör değildir. lsd etkisindeki bir insan gibi, şizofren, şimdiki zamanda sonsuzun girdabı içinde kaybolmaktadır. bu hiç de eğlenceli değildir. işte bu noktada ı ching ( değişimler kitabı ) işin içine girer..’’
‘‘..psikozlu hasta zarif kanatlarıyla duvara gizlenen dört mavi istiridye gördüğünü sanmaz, onları gerçekten görür.’’
‘‘.. ‘akıllı adam her şeyin mümkün olduğunu bilmez.’ başka bir deyişle zihinsel açıdan hasta olan kişi arada sırada çok fazla bilir.’‘
‘‘.. insanın halüsinasyonlara bel bağlaması gerekmez, insan başka yolları izleyerek de aklını oynatabilir.’‘
‘’ben hur’’ filminden bahsetmiş, dursun burada. civanperçemi ve heksagram mevzusuna bi daha bakmak gerekiyor. sem, gestalt psikolojisi.
kozmoloji ve kozmogoni
‘’..gerçekliğimiz aslında kurgulanmış bir sistemdir. - yol gösteren, programlayan ve tasarlanmış dünyamızda hareket ederken onun farkına varmadan bizi kontrol eden bilgisayar benzeri bir öğrenme makinesi, yeni bir artefakt ( insan tarafından yapılması mümkün olmayan, doğrudan tanrısal güçle ‘’yaratılmış’’ kadim nesne.) tarafından kurgulanmış gibi görünüyor. zebra adını verdiğim artefakt bizim gerçekliğimizi onu yapanın bir tür aynası (imajı) gibi ‘’yaratmıştır’’ (aslında sadece kurgulanmıştır), dolayısıyla mimar kendi benliğini kavramak için nesnel bir bakış aşısı elde eder. başka bir deyişle mimar (1616 jakob böhme) tarafından urgrund diye adlandırılmış) özbilinci, kendini tanıma yetisi için bir aracı kendi doğasını değerlendirmeye ve kavramaya yönelik nesnel bir fikir bulmaya güdülenir ( doğası itibariyle - yani bu ayna, veya nitelikler ve görünüşler olmadan- muazzam büyüklüğe sahip canlı bir organizma olduğu için yanılsaması aracılığıyla kendini ‘’görebilmesini’’ sağlayan ampirik dünyaya ihtiyacı vardır.’’
mimar diye bahsettiği sanırım ‘‘evrenin ulu mimarı’‘ yani ‘’tanrı’‘ ya da jakob böhme’nin urgrund’u.. artefakt’ı da prometheus olarak düşünebiliriz sanırım. kozmoloji ve kozmogoni bunun üzerine kurulu, şaşırtan bi kitap oldu. evrenden, boyutlardan.. bahsedecek diye açtım, yaradılış çıktı. biraz kabala, biraz mısır, biraz hinduizm.. şizofreni ve değişimler kitabını değil de bu kitabı tekrar okuyup daha detaylı incelerim gibi. ‘‘ince kitap’‘ olmanın hakkını veriyor gerçekten.
‘‘android'ler elektrikli koyun düşler mi?’’ diyen bir philip k. dick.
Luv
The Man in the High Castle
Because today we live in a society in which spurious realities are manufactured by the media, by governments, by big corporations, by religious groups, political groups... So I ask, in my writing, What is real? Because unceasingly we are bombarded with pseudo-realities manufactured by very sophisticated people using very sophisticated electronic mechanisms. I do not distrust their motives; I distrust their power. They have a lot of it. And it is an astonishing power: that of creating whole universes, universes of the mind. I ought to know. I do the same thing.
Philip K. Dick
“VALIS” (Philip K. Dick) review, BRUTUS magazine, No.205(1989)