"𝘋𝘦𝘳𝘭𝘦𝘳 𝘬𝘪 𝘣𝘪𝘳 𝘬𝘢𝘭𝘱 𝘢𝘵𝘢𝘣𝘪𝘭𝘮𝘦𝘬 𝘪𝘤̧𝘪𝘯 𝘰̈𝘯𝘤𝘦 𝘺𝘢𝘯𝘮𝘢𝘺ı 𝘰̈𝘨̆𝘳𝘦𝘯𝘮𝘦𝘴𝘪 𝘨𝘦𝘳𝘦𝘬. 𝘎𝘰̈𝘯𝘶̈𝘭 𝘢𝘤ı 𝘤̧𝘦𝘬𝘮𝘦𝘥𝘦𝘯, 𝘢𝘴̧𝘬ı𝘯 𝘻𝘦𝘩𝘳𝘪𝘯𝘪 𝘣𝘢𝘭 𝘴𝘢𝘯𝘮𝘢𝘻𝘮ı𝘴̧."
Elindeki kitabı, çimenlerin üzerine bıraktığında geceme ışık tutan gözleri buldu ondan kopmayan bakışlarımı. "Düşünüyorum da."dediğinde gözleri kısılınca hayali bir yazıyı okur gibi birkaç saniye sabit kaldı üstümde."Seni severken gönlüm hiç acı çekmedi. Yanlış demiş derler kiler."
Çimenlere serdiğimiz örtüye uzandığımda avuçlarımı başımın altına yasladım. "Nasıl baktığına göre değişir bence."
"Ha yani beni sevmek acı verdi sana öyle mi Alparslan?" diye sitemle sordu. Ani çıkışına keyifle gülerken göğsüme vurdu. "Bir de gülüyorsun inanamıyorum."
Sinirlense de benim gibi yanıma uzandığında kolumu açacak oldum ancak anında örtüye yasladı başını.Kafasını bana doğru çevirdiğinde ay ışığı yüzünün bir kısmına gölge yapsa da beyaz teni kendini belli ediyordu.
𝘕𝘪𝘭𝘶̈𝘧𝘦𝘳. Bataklığımda açan çiçeğim.
Hayatla 𝘳𝘶𝘭𝘦𝘵 oynamaya çok küçük yaşta başlamıştım. İnsan olmak ne demek sokaklar öğretmişti. Mesele kağıt toplamak değildi, toplayanın bir çocuk olmasıydı.
Doğarken hayat, yaşarken ben kazanmıştım. Önce anne baba kavramını bilmeye ihtiyaç duymayacağım bir dost edinmiştim. Sonra ise yaşamanın ne demek olduğu kadını tanımıştım, Nilüfer.
İlk kez acının ne demek olduğunu öğrenmiştim. Bak demişti o dört odacık değil hayatta tutan. Cam gibi batmıştı aldığım her nefese. Bak demişti aldığın nefes değil, hayatı anlamlı kılan.
𝘠𝘢𝘳𝘢, 𝘺𝘢𝘳𝘥𝘢𝘯 𝘰𝘭𝘶𝘯𝘤𝘢 𝘵𝘢𝘣𝘪𝘱 𝘯𝘦 𝘧𝘢𝘺𝘥𝘢 𝘦𝘥𝘦𝘳?
"Benim kalbim yetersiz ama hiç yanması gerekmedi atmak için." Gökyüzünü izlemeye başladığında yutkunamadım.
Vücud ile ruhun görünmez bir bağ oluştururken ortaya çıkan kıvılcımında biraz acı çokca sevda vardı.O bağ bir sarmaşık olup dolandığında benliğine, sıkı sıkıya sarılıyordun yaşama. Vücud acı demekse ruh sevda demekti.
Sokaklara döktüğüm kanı düşündüğümde, Nilüfer'in dokunduğu tenim ortada ne acı kalıyordu ne kötülük. Ruh demek Nilüfer demekti ama kalbi sarmaşığı koparmak için sinsice zamanın planına sızan bir bıçaktı.
O an olduğumuz yerin farkına vardım. "Hastane kokusu sindi üzerime, hava güzel bir de senle ben varız. İzleyelim mi gökyüzünü mahkum olmadan?" demişti. Kafamı geriye doğru çevirsem umudun hiçliğini, umutsuzluğun varlığını bir arada görmemi sağlayacak insanları görebilirdim.
"Seni sevmek beni iyileştirdi." dedim sessizliği bozarak. "Ama iyileşmek için önce hastalanman gerekir.Bana bir insan olduğumu gösterecek gülümsemeni sunduğunda, avuçlarım kağıt arabasını hizaya getirebilmek için o demirlere nasıl güç uyguluyorsa kalbimi de aldım sanki ellerimin arasına."
Bakışlarının yüzümde gezindiğini fark etsemde yıldızların noktalar halindeki görüntüsünü izlemeye devam ettim. "Öldürmeyen acı güçlendirir derler ya seni severken ikinci kez tattım acıyı ve ilk kez acıyı sevdim 𝘢𝘤̧𝘢𝘯𝘥𝘢𝘯 𝘰̈𝘵𝘶̈𝘳𝘶̈."
"Alparslan" diye duyuracak oldu kendini. Sustum bir şey söyler diye ancak kendini açıklamaktan öte destek olur gibiydi. Anlat, dinlerim demenin yolunu dudaklarından dökülen ismime sığdırıyor olması bile gözümde paha biçilmez bir sanat gibiydi.
"Ben aile ne demek hiç bilemedim.Öyle gelişine değil üstelik tek bir kırıntı görsem dört elle sarılır daha iyi görebilmenin yolunu arardım. Sokaklar eşlik etti suskunluğuma, yalnızlığıma." Boğazım düğümlenmiş gibi konuşmamı engellediğinde sıcacık eli kalbimin üzerine kapandı.
Küçük bir anı yoklar oldu zihnimi. 𝘠𝘢𝘳𝘥ı𝘮 𝘦𝘵𝘮𝘦𝘬 𝘪𝘴𝘵𝘦𝘳𝘪𝘮. On sekizinde sıska ama uzun. Zorluyor seni boyun yetişmiyor dese kırılacağım sanki. 𝘏𝘦𝘱 𝘮𝘦𝘳𝘢𝘬 𝘦𝘵𝘮𝘪𝘴̧𝘵𝘪𝘮 𝘯𝘢𝘴ı𝘭 𝘵𝘢𝘴̧ı𝘯ı𝘺𝘰𝘳 𝘥𝘪𝘺𝘦 𝘣𝘦𝘯 𝘥𝘦 𝘮𝘦𝘳𝘢𝘬ı𝘮ı 𝘨𝘪𝘥𝘦𝘳𝘮𝘪𝘴̧ 𝘰𝘭𝘶𝘳𝘶𝘮,𝘧𝘦𝘯𝘢 𝘮ı? Aşağılamayı yokuş aşağı at nereye giderse gitsin. Yüzüm gözüm toz toprak içinde torbam kir içinde ama o merak ettiğini söylüyor.
"Konuştum sonra. Dinledi beni ama insan kendisini dinlemeyince hepsi boş bir çuvaldan ibaret. Ne şekil verebilirsin ne de ortaya çıkarabileceğin bir söze sahipsindir." Belki de ilk kez geçmişi bu kadar çıkarıyordum artık o boş olmayan çuvaldan.
Nilüfer, hayatıma girmemişti bana bir hayat vermişti. "Sen benim kendimi dinleyebileceğim bir dilim olduğunu gösterdin." Ellerimi başımın altından çektiğimde olduğum yerde doğrulup tek kolumla destek alarak, yüzüne doğru eğildim. Ay ışığının gözlerine vurmasını engellesem de hala parıldamaya devam eden gözlerine baktım.
"Ben zehir oldum Nilüfer ama kalbi eksik olan da bendim." Kaşları çatıldı söylediklerimle fakat susmaya devam etti. "Dört odacığım vardı ama bomboştu. Beni ruhunla beslerken senden biraz eksilmiş, çok mu? "
Gözleri yaşlarla parlarken bir eli saçıma uzandı okşamak için ve gözlerim kapandı.Bakışına, dokunuşuna o kadar muhtaçtım ki yanında küçük bir çocuktan farksızdım. "Birgün ikimize yazdığım şarkıyı sonuna kadar okur musun, Alparslan?"
Batsa şu an dünya daha az korkardım. Gözlerim açıldı sorusuyla. "Dediğin emirdir ama bunu yapmam Nilüfer." Baktı. Uzun uzun bir şeyler aradı belki ya da anlatmak istedi bu sefer ben göremedim sessiz çağrısını.
"Okuduğun gün Alparslan en mutlu günümüz olacak.Her şey bitmiş olacak ve aramızda hiçbir engel kalmayacak." dedi huzurlu bir sesle.
"Söz." dedim acıyan kalbime bir anlam bulamazken. "Her şey bittiğinde okuyacağım."
Ve sonra 𝘴ı𝘤𝘢𝘤ı𝘬 𝘢𝘭𝘯ı𝘯𝘥𝘢𝘯 öptüm.
𝙔𝙖𝙧 𝙜𝙤̈𝙣𝙡𝙪̈𝙢𝙚 𝙜𝙪̈𝙣𝙚𝙨̧ 𝙙𝙤𝙜̆𝙖𝙣ı𝙢
𝙆𝙖𝙡𝙗𝙞𝙢𝙙𝙚 𝙖𝙘̧𝙖𝙣 𝙘̧𝙞𝙘̧𝙚𝙜̆𝙚 𝙨𝙤𝙧𝙙𝙪𝙢 𝙨𝙚𝙣𝙞
𝘼𝙣𝙡𝙖𝙩𝙩ı 𝙚𝙫𝙫𝙚𝙡𝙞𝙢𝙚 𝙖𝙝𝙞𝙧 𝙤𝙡𝙖𝙣ı
𝙎𝙚𝙣𝙞 𝙮𝙖𝙨̧𝙖𝙙ı𝙢 𝙗𝙞𝙧 𝙩𝙚𝙠 𝙨𝙚𝙣𝙞
𝙎𝙚𝙣𝙨𝙞𝙯𝙡𝙞𝙠 𝙘̧𝙖𝙜̆ı𝙧ı𝙮𝙤𝙧 𝙗𝙚𝙣𝙞 𝙫𝙚𝙧𝙢𝙚 𝙚𝙡𝙡𝙚𝙧𝙚, 𝙫𝙚𝙧𝙢𝙚
𝘽𝙞𝙧 𝙮𝙪̈𝙧𝙚𝙠 𝙨𝙚𝙫𝙙𝙖𝙣ı𝙣 𝙙𝙞𝙡𝙞 𝙤𝙡𝙨𝙪𝙣, 𝙜𝙞𝙩𝙢𝙚
𝗩𝗮𝗿 𝗴𝘂̈𝗰𝘂̈𝗺𝗹𝗲 𝘀ı𝗸ı𝘆𝗼𝗿𝗱𝘂𝗺 𝗮𝘃𝘂𝗰𝘂𝗺𝗱𝗮𝗸𝗶 𝘁𝗼𝗽𝗿𝗮𝗴̆ı.
𝗕𝗼𝗴̆𝗮𝘇ı𝗺𝗱𝗮𝗸𝗶 𝘆𝘂𝗺𝗿𝘂 𝗯𝘂̈𝘆𝘂̈𝗱𝘂̈ 𝗯𝗲𝗻 𝗸𝘂̈𝗰̧𝘂̈𝗹𝗱𝘂̈𝗺.𝗕𝗮𝘀̧ı𝗺ı 𝘆𝗮𝘀𝗹𝗮𝗱ı𝗴̆ı𝗺 𝗺𝗲𝘇𝗮𝗿 𝘁𝗮𝘀̧ı𝗻𝗮 𝗿𝗶𝘁𝗺𝗶𝗸 𝗵𝗮𝗿𝗲𝗸𝗲𝘁𝗹𝗲𝗿𝗹𝗲 𝘃𝘂𝗿𝗱𝘂𝗺 𝗸𝗮𝗳𝗮𝗺ı.
𝗬𝗮𝗴̆𝗮𝗻 𝘆𝗮𝗴̆𝗺𝘂𝗿 𝘆𝘂̈𝘇𝘂̈𝗺𝘂̈ ı𝘀𝗹𝗮𝘁𝗺𝗮𝘀ı𝗻𝗮 𝗿𝗮𝗴̆𝗺𝗲𝗻 𝘆𝗮𝘀̧𝗹𝗮𝗿ı𝗻 𝗼̈𝗻𝘂̈𝗻𝗲 𝗴𝗲𝗰̧𝗲𝗺𝗲𝗱𝗶.𝗦𝗲𝘃𝗿𝗶𝗺 𝘆𝗲𝘁𝗲𝗿 𝘀𝗮𝗻𝗱ı𝗺, 𝘀𝗮𝗻𝗱ı𝗴̆ı𝗺𝗹𝗮 𝗸𝗮𝗹𝗱ı𝗺. 𝗕𝗲𝗻 𝗵𝗲𝗽 𝗼𝗹𝗱𝘂𝗴̆𝘂𝗺 𝘆𝗲𝗿𝗱𝗲 𝗸𝗮𝗹𝗱ı𝗺. 𝗗𝘂̈𝘀̧𝘂̈𝗻𝗰𝗲𝗹𝗲𝗿𝗶𝗺, 𝗡𝗶𝗹𝘂̈𝗳𝗲𝗿'𝗶𝗻 𝗴𝗶𝗱𝗶𝘀̧𝗶𝗻𝗲 𝗼𝗹𝗮𝗻 𝘀𝗶𝘁𝗲𝗺𝗶𝗺 𝗱𝗲𝗴̆𝗶𝗹 𝗸𝗲𝗻𝗱𝗶 𝗸𝘂𝗿𝗱𝘂𝗴̆𝘂𝗺 𝘆𝗮𝗹𝗮𝗻𝗰ı 𝗵𝗮𝘆𝗮𝗹𝗲 𝗼𝗻𝘂 𝗱𝗮 𝗱𝗮𝗵𝗶𝗹 𝗲𝗱𝗶𝘀̧𝗶𝗺𝗱𝗲𝗻 𝗯𝘂 𝗸𝗮𝗱𝗮𝗿 𝘀𝗲𝗿𝘁𝘁𝗶.
𝗕𝗮𝘁𝗮𝗸𝗹ı𝗸𝘁𝗮 𝗮𝗰̧𝗮𝗻 𝗰̧𝗶𝗰̧𝗲𝗴̆𝗶𝗺𝗶 𝘀𝗼𝗹𝗱𝘂𝗿𝗱𝘂𝗺.
𝗦̧𝗶𝗺𝗱𝗶 𝗯𝗶𝗿 𝗲𝗹𝗶𝗺𝗱𝗲 𝘂̈𝗰̧ 𝗵𝗮𝗳𝘁𝗮 𝗼̈𝗻𝗰𝗲 𝘆𝗮𝗽𝘁ı𝗿𝗺𝗮𝘆𝗮 𝗯𝗮𝘀̧𝗹𝗮𝗱ı𝗴̆ı𝗺, 𝘂̈𝗰̧ 𝗴𝘂̈𝗻 𝗼̈𝗻𝗰𝗲 𝗴𝗲𝗹𝗲𝗻 𝗻𝗶𝗹𝘂̈𝗳𝗲𝗿 𝗶𝘀̧𝗹𝗲𝗺𝗲𝗹𝗶 𝘆𝘂̈𝘇𝘂̈𝗸 𝘃𝗮𝗿𝗱ı. 𝗔𝗿𝘁ı𝗸 𝘁𝗼𝗽𝗿𝗮𝗸 𝗶𝗰̧𝗶𝗻𝗱𝗲 𝗸𝗮𝗹𝗺ı𝘀̧ 𝗯𝗶𝗿 𝗻𝗶𝗹𝘂̈𝗳𝗲𝗿.
𝙐̈𝙘̧ 𝙜𝙪̈𝙣 𝙉𝙞𝙡𝙪̈𝙛𝙚𝙧, 𝙢𝙪𝙩𝙡𝙪𝙡𝙪𝙜̆𝙪𝙣𝙪 𝙞𝙯𝙡𝙚𝙧𝙠𝙚𝙣 𝙮𝙖𝙢𝙖𝙘ı𝙣𝙙𝙖 𝙗𝙪𝙡𝙖𝙘𝙖𝙜̆ı𝙢 𝙝𝙪𝙯𝙪𝙧𝙪 𝙘̧𝙤𝙠 𝙢𝙪 𝙜𝙤̈𝙧𝙙𝙪̈ 𝙠𝙖𝙡𝙗𝙞𝙣?
𝗕𝗶𝗿 𝗲𝗹𝗶𝗺𝗱𝗲 𝗶𝘀𝗲 𝘀𝗶𝗹𝗮𝗵 𝘃𝗮𝗿𝗱ı. 𝗕𝗶𝗿 𝙧𝙪𝙡𝙚𝙩 𝗼𝘆𝗻𝗮𝘆𝗮𝗰𝗮𝗸𝘁ı𝗺 𝗮𝗻𝗰𝗮𝗸 𝘀̧𝗮𝗻𝘀ı𝗺 𝗯𝗲𝗻𝗱𝗲𝗻 𝘆𝗮𝗻𝗮 𝗼𝗹𝗱𝘂𝗴̆𝘂𝗻𝘂 𝗵𝗶𝗰̧ 𝘀𝗮𝗻𝗺ı𝘆𝗼𝗿𝗱𝘂𝗺.
"𝗢̈𝘇𝘂̈𝗿 𝗱𝗶𝗹𝗲𝗿𝗶𝗺 𝗡𝗶𝗹𝘂̈𝗳𝗲𝗿." 𝗱𝗲𝗱𝗶𝗺 𝘀𝗮𝗻𝗸𝗶 𝘀𝗼̈𝘆𝗹𝗲𝗿𝘀𝗲𝗺 𝗼𝗻𝘂𝗻 𝗸𝘂𝗿𝗱𝘂𝗴̆𝘂 𝗺𝗮𝗵𝗸𝗲𝗺𝗲𝗱𝗲 𝗮𝗸𝗹𝗮𝗻𝗮𝗰𝗮𝗸𝗺ı𝘀̧ı𝗺 𝗴𝗶𝗯𝗶. "𝗦𝗼̈𝘇 𝘃𝗲𝗿𝗺𝗶𝘀̧𝘁𝗶𝗺 𝘆𝗮 𝗵𝗲𝗿 𝘀̧𝗲𝘆 𝗯𝗶𝘁𝘁𝗶𝗴̆𝗶𝗻𝗱𝗲 𝗱𝗶𝘆𝗲. 𝗞𝗮𝗹𝗯𝗶𝗻 𝘆𝗮𝗻𝗹ı𝘀̧ 𝗺ı 𝗱𝘂𝘆𝗱𝘂 𝗯𝗲𝗻𝗶?" 𝗬𝗮𝘀̧𝗹𝗮𝗿ı𝗻 𝘀ı𝗰𝗮𝗸𝗹ı𝗴̆ı𝗻ı 𝗵𝗶𝘀𝘀𝗲𝘁𝘁𝗶𝗺.
𝗗𝗲𝘃𝗮𝗺ı𝗻ı 𝗴𝗲𝘁𝗶𝗿𝗱𝗶𝗺 𝗴𝗼̈𝗿𝗲𝗻𝗶𝗻 𝘀̧𝗮𝗿𝗸ı 𝘀𝗼̈𝘆𝗹𝗲𝗺𝗲𝗸𝘁𝗲𝗻 𝘂𝘇𝗮𝗸 ı𝘇𝗱ı𝗿𝗮𝗽 𝗰̧𝗲𝗸𝗲𝗻 𝗯𝗶𝗿 𝗶𝗻𝘀𝗮𝗻ı𝗻 𝘆𝗮𝗿𝗱ı𝗺 𝗱𝗶𝗹𝗲𝗻𝗲𝗰𝗲𝗴̆𝗶𝗻𝗶 𝗱𝘂̈𝘀̧𝘂̈𝗻𝗲𝗰𝗲𝗸 𝗵𝗮𝗹𝗱𝗲.
𝘽𝙚𝙣𝙞𝙢 𝙜𝙤̈𝙣𝙡𝙪̈𝙢 𝙮𝙖𝙧𝙙𝙖𝙣 𝙜𝙚𝙘̧𝙢𝙚𝙯 𝙠𝙞
𝗛ı𝗰̧𝗸ı𝗿𝗮𝗿𝗮𝗸 𝗮𝗴̆𝗹𝗮𝗺𝗮𝘆𝗮 𝗯𝗮𝘀̧𝗹𝗮𝗱ı𝗺.
𝗔𝗹𝗻ı𝗺𝗱𝗮 𝘁𝗮𝘀̧ı𝗻 𝘀𝗼𝗴̆𝘂𝗸𝗹𝘂𝗴̆𝘂𝗻𝘂 𝗵𝗶𝘀𝘀𝗲𝘁𝗺𝗲𝗺𝗲 𝗿𝗮𝗴̆𝗺𝗲𝗻 𝗱𝘂𝗱𝗮𝗸𝗹𝗮𝗿ı𝗺𝗹𝗮 ı𝘀ı𝘁𝗮𝗯𝗶𝗹𝗶𝗿𝗺𝗶𝘀̧𝗶𝗺 𝗴𝗶𝗯𝗶 𝗼̈𝗽𝘁𝘂̈𝗺, 𝗼̈𝗽𝘁𝘂̈𝗺, 𝗼̈𝗽𝘁𝘂̈𝗺.
𝗔𝗿𝗮𝗱𝗮𝗻 𝗻𝗲 𝗸𝗮𝗱𝗮𝗿 𝘃𝗮𝗸𝗶𝘁 𝗴𝗲𝗰̧𝘁𝗶 𝗯𝗶𝗹𝗺𝗶𝘆𝗼𝗿𝗱𝘂𝗺 𝗴𝗲𝗿𝗰̧𝗶 𝗱𝘂̈𝗻𝘆𝗮 𝘃𝗮𝗸𝘁𝗶𝗻𝗶 𝗱𝗲 𝘂𝗺𝘂𝗿𝘀𝗮𝗱ı𝗴̆ı𝗺 𝘀𝗼̈𝘆𝗹𝗲𝗻𝗲𝗺𝗲𝘇𝗱𝗶.𝗔𝗺𝗮 𝗼𝗻𝘀𝘂𝘇 𝗯𝗶𝗿 𝗮𝘀ı𝗿 𝗴𝗶𝗯𝗶 𝗵𝗶𝘀𝘀𝗲𝘁𝗺𝗲𝗸 𝗯𝗲𝗻𝗶𝗺 𝗰𝗲𝘇𝗮𝗺𝗱ı.
𝗘𝘀̧𝗲𝗹𝗲𝗱𝗶𝗴̆𝗶𝗺 𝘁𝗼𝗽𝗿𝗮𝗴̆ı𝗻 𝗶𝗰̧𝗶𝗻𝗲 𝗯ı𝗿𝗮𝗸𝘁ı𝗺 𝘆𝘂̈𝘇𝘂̈𝗴̆𝘂̈𝗻𝘂̈ 𝗮𝗿𝗱ı𝗻𝗱𝗮𝗻 𝗼̈𝘇𝗲𝗻𝗹𝗲 𝗸𝗮𝗽𝗮𝘁𝘁ı𝗺.
𝗦𝗼𝗻 𝗸𝗲𝘇 𝗯𝗮𝘀̧ı𝗺ı 𝙜𝙤̈𝙜̆𝙨𝙪̈𝙣𝙚 𝘆𝗮𝘀𝗹𝗮𝗱ı𝗺. 𝙀𝙡𝙡𝙚𝙧𝙞𝙣𝙞 𝘀ı𝗸ı𝗰𝗮 𝘁𝘂𝘁𝘁𝘂𝗺 𝘃𝗲 𝙨ı𝙘𝙖𝙠 𝙖𝙡𝙣ı𝙣𝙙𝙖𝙣 𝗼̈𝗽𝘁𝘂̈𝗺.
𝙉𝙞𝙡𝙪̈𝙛𝙚𝙧 𝙚𝙠𝙨𝙞𝙠 𝙗𝙞𝙧 𝙠𝙖𝙡𝙥 𝙫𝙚𝙧𝙙𝙞 𝙖𝙢𝙖 𝙝𝙞𝙘̧𝙗𝙞𝙧 𝙯𝙖𝙢𝙖𝙣 𝙨𝙖𝙣𝙖 𝙖𝙞𝙩 𝙤𝙡𝙢𝙖𝙙ı. 𝘽𝙚𝙣 𝙣𝙚 𝙠𝙚𝙣𝙙𝙞𝙢𝙚 𝙮𝙚𝙩𝙚𝙗𝙞𝙡𝙙𝙞𝙢 𝙣𝙚 𝙙𝙚 𝙨𝙖𝙣𝙖 𝙫𝙚𝙧𝙚𝙗𝙞𝙡𝙙𝙞𝙢 𝙧𝙪𝙝𝙪𝙢𝙪. 𝙀𝙠𝙨𝙞𝙠 𝙠𝙖𝙡𝙥 𝙗𝙚𝙣𝙙𝙞𝙢 𝙨𝙚𝙫𝙜𝙞𝙡𝙞𝙢.