Keating, "Bir kerecik insan olamaz mısın?" deyiverdi.
"Ne?"
"İnsan! Basit. Doğal."
"Ama ben öyleyim zaten."
"Hiç gevşek bırakamaz mısın kendini?"
Roark gülümsedi. Hâlâ pencerenin kenarında oturmaktaydı. Sırtını duvara dayamış, sarkıttığı elinde sigarasını gevşek biçimde tutmaktaydı.
Keating, "Yo, onu demek istemedim," dedi. "Neden benimle bir içki içmeye gelmiyorsun?"
"Niçin geleyim?"
"Her şeyde bir neden mi ararsın? Her zaman bu kadar ciddi olmak zorunda mısın? Herkes gibi arasıra hiç nedensiz bir şeyler yapsan olmaz mı? Öyle ciddi, öyle yaşlısın ki! Her şey önemli senin için. Her şey büyük. Her dakika. Hareketsiz duruyor olsan bile. Biraz rahatlayamaz mısın... önemsiz olamaz mısın?"
"Olamam."
"Bu kahramanlıklardan usanmıyor musun?"
"Benim neyim kahraman?"
"Hiçbir şeyin. Her şeyin. Bilemiyorum. Yaptığın şeylerden söz etmiyorum. Çevrendeki insanlara yaydığın duygu öyle."
"Ne?"
"Öyle normal dışı ki! Bir baskı. Bir gerilim. Senin yanındayken hep seçenek var karşısında insanın. Ya seni, ya dünyanın geri kalanını seçmek söz konusu. Ben bu tür bir seçme yapmak istemiyorum. Dışardaki biri olmak istemiyorum. Bütünün parçası olmak istiyorum. Dünyada basit ve hoş olan öyle çok şey var ki! Hepsi savaş, mücadele ve kendini mahrum etme değil. Oysa... seninle öyle."
"Ben kendimi neden mahrum ettim?"
"Yo, bir şeyden mahrum etmezsin! Yalnızca... istediğin şeyi elde etmek için cesetlere basa basa yürümeye bile hazırsın. Asıl mesele, istemediğin için kendini mahrum ettiklerin."
"İki şeye birden sahip olunamaz da ondan."
"Hangi iki şeye?"
"Bak, Peter. Ben sana kendim hakkında hiçbir zaman böyle şeyler söylemedim. Senin böyle görmene sebep ne? Ben senden kendimle başka bir şey arasında hiçbir seçme yapmanı da istemiş değilim. Neden bir seçim gerekirmiş gibi hissediyorsun? Bunu hissettiğin zaman neden rahatsız oluyorsun... mademki o kadar eminsin! Yanılıyor muyum?"
"Şey... bilmiyorum." Sonra ekledi. "Senin neden söz ettiğim anlamıyorum." Sonra birdenbire patladı:
"Howard, benden niçin nefret ediyorsun?"
"Senden nefret etmiyorum."
"İşte, mesele bu! Niçin nefret bile etmiyorsun?"
"Neden edeyim?"
"Bana bir şey vermiş olmak için. Beni sevmene imkân olmadığını biliyorum. Hiç kimseyi sevemezsin sen. O zaman insanların var olduğunu teslim etmek için onlardan nefret etmek daha nazik bir hareket olur."
"Ben nazik değilim, Peter."













