Diller farklı insan gruplarının zihnini anlamak için oldukça ilgi çekici bir kulvar. Sıra ‘kadın’a geldiğinde rastlantısal olmayan bir şekilde çoğu zaman hep bir “additionality” yani ‘ilavetenlik’ var. Bir ‘sonradan keşfetme’ ‘discovering’ var. Kadın ise erkeği keşfetmiyor. Zira onu doğuran ve dünya’ya getiren oydu.
İbranice’de özellikle bir vurgu seziliyor, erkeğin gelişi ve kadının gelişi çok farklı anlamlar buluyor kendi içinde. Genizden çıkan ikinci bir a’ya ihtiyaç zuhur buluyor.
בא (ba) - "comes" באה (ba'a) - "comes"
Arapça’da ise fiilin çekimi kadın ya da erkeğin söyleyip söylemediğine göre değişiyor. Her cümle kuruşunda kadın olduğunu hatırlamak? Farklı olduğunu ve farklı tutulman gerektiğini benimsemek.. Bütün bunlar diğer başka duygu ve düşünce sellerine çağırıyor ve sebep eyliyor, en başından.
Diller her zaman ki gizemiyle çekip büyülemeye devam ediyor.











