Sebe sr. : Mekkede nazil olmuştur. 54 ayettir.
Yemen'de "Sebe" adındaki bir beldenin ve ahalisinin tarihi hallerini ibret maksadiyle gözler önüne serdiği için kendisine "Sebe' Süresi" ünvanı verilmiştir.
§ Sebe'; Arab kabilelerinden biridir, Yemen beldelerinde ikamet etmekte idiler. Bunlardan Arap yarımadasında birçok kabileler meydana gelmiştir. "Sebe"" Esasen Araplardan bir şahsın adıdır. Babasının adı "Yeşcüb" onun babasının adı da Yağrub Bini Kahtan'dır. Deniliyor ki "Sebe'" Yemen'deki ilk hükümdardır, adı "Abdüşşems" idi, ilk esir alan bir hükümdar olduğu için kendisine "Sebe'" denilmiştir. Çünki "Seb" esir almak demektir. Dört yüz seksen dört sene hükümdarlıkta bulunduğu rivâyet olunuyor. Bütün Araplar başlıca iki kısma ayrılmıştır. Birine "Kahtaniyye" diğerine de "Adnaniyye" denilir.
Fatır sr. : Mekkede inmiştir. 45 ayettir.
Hak Teala Hazretlerinin kainatın yaratıcısı, Mükevvenatın halıkı olduğunu bildirdiği için kendisine "Fatır Suresi" adı verilmiştir. Meleklerin vaziyetlerine vazifelerine dair bilgiler verdiği için de Kendisine "Elmelaike süresi" de denilmiştir.
Yasin sr. : Mekkede nazil olmuştur. 83 ayettir.
"Yasin" tabiriyle başladığı için kendisine bu isim verilmiştir. Mamafih kendisine: "Kalp", "Dafia", "Kaziye" "Muammime" ismi de verilmiştir. Çünkü itikada vesaireye ait birçok esasları içine aldığı ve okuyan ların kalplerini aydınlattığı için kendisine "Kur'an'ın kalbi" denilmşitir. Birçok yanlış İnançları bertaraf ve İslamiyet'i müdafaa ettiği için de "Dafia" adını almıştır. Ve birçok gafilleri ikaz ederek haklarındaki ilāhī hükmü bildirdiği için de "Kaziye" ismiyle hatırlanmıştır. Kendisini tam bir samimiyetle okuyanların bütün dünyevi ve uhrevi nimetlere kavuşmalarına vesile olacağı ve okunarak sevabının bütün müslüman ölülerine hediye edileceği cihetle de kendisine "Muammime" adı verilmiştir.
9. Ve biz onların önlerinde bir sed ve arkalarında bir sed meydana getirdik, öylece onları sarıverdik. Artık onlar göremezler
9 - Rivayet olunuyor ki: Bu iki ayeti celile, Beni Mahzum kafirleri hakkında nazil olmuştur. Bunlar manen kör oldukları gibi maddeten de kör aciz bir halde kalmışlardı Ebu Cehl yemin etmiş ki: Muhammed -Aleyhisselam-ı namaz kılarken görünce başla taş atacağım, sonra Hz. Peygamber namaz kılarken, Ebu Cehl eline bir taş alarak gelmiş, elini kaldırıp taşı atmak isteyince eli boynuna sarılmış, taş da eline yapışmış taşı elinden zorlukla çekip koparabilmiş, kavmine dönerek bu keyfiyeti haber vermis beni Mahzum'dan başka bir kâfir de onu ben bu taş ile öldüreyim diye gitmiş, hemen gözleri kör kesilmiş. İşte Allah'ın Peygamberine suikastte bulunanların bu bir dünyevi cezaları, onların uhrevi cezaları ise elbette ki, her türlü düşüncemiz üstünde şiddetldir.
§ Rivayete göre ilk sura üfürülme ile ikinci defa üfürülme arasındaki kırk sene içinde kabir azabı kaldırılacak, ölüler uykuya dalmış gibi bir halde bulunacaklardır. Artık yeniden hayata erip cehennem azabına maruz kalacaklarını anlayınca öyle feryat ve figanda bulunacaklardır. Bazı zatların beyanına göre de her ne kadar kafirler ve isyankarlar, kabirlerinde azap göreceklerse de bu azap, cehennem azabına nazaran pek hafif görüleceği cihetle kabirdeki vaziyet, bir uyku vaziyeti gibi sayılarak bundan ayrılıp da, öyle müthiş bir azaba tutulacaklar: Eyvah bize!. Diye feryat ve figana başlayacaklardır.