Tüm insanların önünde, ne kadar büyüsek de, gelişsek de içimizde ki çocuk her zaman çocuktur unutmayalım. İçinizde ki o çocuğu büyütemezsiniz, içinizde ki o çocuğu geliştiremezsiniz. O hep çocuk kalmak ister, o büyümemek ister. Bazen durup dururken size koşma isteği, ip atlama isteği ya da durup dururken pamuk şeker yeme isteği... Bunların hiç birini siz istemiyorsunuz, onları isteyen içinizde ki çocuktur. Bazılarınız o içinde ki çocuğu ‘İÇ SESİM’ diye adlandırır. Bazı insanlar içinde ki çocukla anlaşmayı iyi bilirler; Sanki gerçekmiş gibi, sanki yanındaymış gibi tutunurlar o içinde ki çocuğa. Sanki hissediyormuş gibi konuşurlar onunla. Dost olurlar ve bazen yeri gelir birbirlerine küserler ama farkında olmadan da barışırlar.
Ama bazı insanlar içinde ki çocuğu tanımaz, bazı insanlar ‘İç sesim’ ne demek bilmezler. Çünkü o insanlar yalnızdırlar, depresyondadırlar. Canları acıyordur onların. Hep içe kapanıktır onlar. Onlar tanımazlar içlerinde ki çocuğu, tanımazlar çünkü kendi acıları yüzünden o çocuğa yer kalmamıştır ve bir süre sonra terk etmiştir o alanı...
‘Yalnızım, kimsesizim, kimse beni anlamıyor!’ diyenlerin hepsi aslında yalnız değiller onların içlerinde birer çocuk var. Ama eğer o içlerinde ki çocuğu keşfetmemeyi sürdürürlerse bilsinler ki, işte o zaman gerçekten yalnızlar. Hem de sonsuza kadar...