"Hayatında ki en garip şey nedir?" Diye sormuştu.. Kalbimi kıranları affetmek için ürettiğim bahaneler dedim. Susuş, o susuş.
seen from United States
seen from Kazakhstan
seen from China
seen from Germany
seen from China

seen from United States
seen from China
seen from United States
seen from Australia
seen from China

seen from Chile

seen from United States

seen from Germany
seen from Indonesia
seen from China
seen from China

seen from Iraq
seen from South Korea
seen from United States
seen from Venezuela
"Hayatında ki en garip şey nedir?" Diye sormuştu.. Kalbimi kıranları affetmek için ürettiğim bahaneler dedim. Susuş, o susuş.
Bir Serkan Bolat atasözü der ki:
`Yapmak istediklerini yapanlar genellikle duymak istediklerini duymazlar
~
` Yoruldum.. Sarılalım mı?
&
&
Gün batarken bu şehirde, senden bir sürü belirir.~
∞~
Saklansam bir yerlerde gizlice ağlasam~
~
Aynı bank, aynı manzara, aynı insanlar ama farklı kişilikler.. Sessizce üslubumu bozmaksızın ilerledim ve yanına oturdum. Sanki bekliyormuş ve benim olduğumu biliyormuş gibi mimiksiz manzaraya bakmaya devam ediyordu.. Sessizlik hüküm sürüyordu belki şuan ama biz konuşuyorduk, Ruhlarımız.. mutluydu.. Sessizliği bozan o oldu sesi boğuktu ve eminim gözleri yanıyordu, "Neler yapıyorsun?" Gözlerime bakmıyordu, cesaret edemiyordu belki.. fakat benim nefes almam için kahvelerine ihtiyacım vardı.. Yineledi, "Geceleri yani bir başına o koca evde?" Gözleri 3 saniyeliğine koyu kahvelerime deydi ve bana 3 asır bahşetti.. "Düşünüyorum.. Geceleri uyuyamıyorum, biliyorsun. Susturmaya çalışıyorum.." Sesim kısık ve çatallaşmıştı, "Neyi?" Yüzüme baktığını hissediyordum ve ihtiyacı vardı biliyordum. Bozmadım ve önüme bakmaya devam ettim. Dalgalar birbiriyle dövüşüyordu resmen, martılar kendi seslerini duymaya çalışırcasına bağırıyordu.. "Acılarımı.." Yan profilinden yutkunduğunu adem elması sayesinde görebiliyordum.. "Sen ne yapıyorsun?" Sanki bunu bekliyormuş gibi birbirimize döndük.. 'Dön önüne ne olursun biraz da ben bakayım, biraz da ben nefes alayım..' Dönmüyordu o da benim dönmemi istiyordu belki.. Gözleri o kadar derin bakıyordu ki, yutkunmak zorunda kaldım gözleri 2 saniyelik dudaklarımdan tarafa kaydı ve önüne döndü, bu sefer ben yineledim.. "Geceleri yani O odada, bir başına?" Gözleri ufka daldı bir mühlet, sonra kafasını eğdi.. "Düşünmemeye çalışıyorum.. Uyuyamıyorum ve susturuyorum.." Dili varmadı ama içimden 'acılarını' dedim. Kendimi zor tutuyordum ağlamamak için bu yüzden sesimin boğuk çıkmasını aldırmadan kısık bir dille sormayı başardım, "Nasıl?" Dudak kenarı kıvrıldı.. Acıyordu, canımız acıyordu ama tarifsiz bir his vardı, yan yana olmamızdan kaynaklanıyor olsa gerek. "Sesinle.." yutkundu, "Kafamın içinde ki sesinle baş edemiyorum ve müzikle susturuyorum.." yutkundum.. Bir insanın hem ilacı hemde zehri olabilir miydiniz? Sol gözümden firar eden yaşa engel olmadım, görmeyecekti sonuçta.. Yutkundum istemsizce ve boğazımda ki düğüm fazla izin vermedi.. "Sen nasıl dindiriyorsun peki?" İçimden devamını getirdim 'acılarımı' Yüzümü yavaşca ona döndüm ezberlediğim yerlerin üzerinden tekrar geçtim.. "Dindirmiyorum.. Sen giderken yara bandlarımı da götürdün ve ben o izlerle ayakta duruyorum.. Senden kalanlara sahip çıkıyorum..." Kahveleri, koyu kahvelerime döndü ve sol gözünden bir yaş firar etti onun da.. Boğazını temizledi ama gözleri gözlerimdeydi.. "Bize iyi bak olur mu?" Bir göz yaşı da benden firar etti o an yutkundum, yutkundu.. "Bana iyi bak olur mu?"
Ve Sabahları kabuk bağlayan yaralar her gece aynı yerden kanadı.. Unutmak kolay mıydı? Hiç bir şey kolay değildi.. Sadece zaman sizden bir şeyler götürüyordu ve siz kaybetmeye alışmıştınız..