Bu blog ile başlayan hikayede 3. kitabım 15 Eylül’de raflarda olacak. İyi ki vardınız, iyi ki varsınız!

seen from United States
seen from Ukraine

seen from United States
seen from China
seen from Ukraine
seen from France
seen from United Kingdom

seen from India
seen from United Kingdom

seen from Malaysia
seen from China
seen from Türkiye
seen from China
seen from United States
seen from United States

seen from Brazil
seen from China
seen from United States

seen from United States
seen from Canada
Bu blog ile başlayan hikayede 3. kitabım 15 Eylül’de raflarda olacak. İyi ki vardınız, iyi ki varsınız!
Kocaman kız oldum sanıyor. Hala içinde 'baba' geçen şarkılarda gözleri dolu dolu olan bir kız çocuğuyum...
Gittiler işte.
-"Çocukken kırıldığın ne varsa, Büyüdükçe cam kırıkları gibi canını yakıyor" -"Bir şeyi çok istersen, ölür" -"Aşk sensindir aslında, Sonra aşkı birine yakıştırırsın; Aşık olursun" -"Yıkıldım, aylarca gözlerinin içinde hayat bulduğum adamın hayalindeki kadın ben değildim. İlk sevdiğimdi, ilk göz ağrımdı o benim Nasıl olabilirdi böyle bir şey?" -"Ne zaman ki ; ona sarılma isteği duymadım o kokuda, Geçti dedim, artık geçti.." -"Biri beni çok sevse, ben onu iki katı sevdim 'Bu nasıl sevgi?' dedirtip utandırcak kadar çok sevdim" -".. Ama düşününce ona çok bağlıydım, Hatta belki bağımlıydım."
Baba-m.. Her zaman dışarıdan görüp, tanıyan herkesin göz bebeği olmuştur. İstediği her şeyi elde etmiş bir adam. Bana ve anneme sorsanız kimse bir insandan bu kadar çekemez. 3 yaşındaydım herhalde. Bir çocuk 3 yaşına dair ne hatırlayabilir ki. Ben babamın annemi dövdüğünü, onu öldürmeye çalıştığını, üstelik başka kadına aşık olup onun için şarkılar dinlediğini hatırlıyorum. Çok net zihnimde o sahneler. Ama çocukken idrak edemiyordum. Seviyordum onu. Ben 4 yaşındaydım. Boşandılar. Hafta sonları görüşüyor, hasret gideriyorduk. Ama hiçbir zaman maddi manevi -kızım iyi misin bir ihtiyacın var mı- dememiştir. Ben 9 yaşındayken yurt dışına gitti. 13 yaşımda beni zorla yanına aldı. Pek sesini çıkaran bir çocuk değildim küçükken. Herkesi mutlu etmeye çalışır sonra ben mutlu olurdum. İdeal evlattım işte. Benden çok şey bekledi o yaştayken. Evi çekip çeviriyim, temizlik yapıyım, yemek yapıyım. Yapamadım. Ben yapamadıkça o delirdi. O delirdikçe ben ağladım ve bir süre sonra bu ''Ağlıcaksan sessiz ağla, uyuyamıyorum'' a kadar geldi. Sınırları zorlamıştı. Bunları insanlara anlatamadım. Anlatsam da baban o senin, senin iyiliğini düşünüyor derlerdi. Ki öylede oldu. En sonunda resti çektim ve büyüdüm. Belkide o olmasaydı büyüyemezdim. Çok erken olgunlaştım. Yabancı dil bilmeden, arkadaş, anne olmadan yaşadım senelerce. Ama büyüdüm. Bana orda kaldığım 3 sene boyunca yine maddi manevi bir yararı olmadı adamın. Okul için bile para vermezdi bazen. Anneme yaptıklarını unutamadım. Bana da çektirince birikti de birikti içimde onca kin. Kin tutan bir insan olmadım asla. Hemen affettim herkesi ne yaparsa yapsın. Sadece gerektiği gibi davranmaya çalıştım ama kin tutamadım. Ona kin tutmaya başlamıştım, hissediyordum. Türkiye'ye döndüm. Bir çok ilişkim oldu. Hepsine hemen bağlandım. Hemen güvendim. Çok şey bekledim onlardan. Onlarda kaldıramadı haliyle. Bir çocuğu sırf babamı sevmemek için 4 sene sevmişim. Sonradan farkettim. Babam gibi olan herkesten uzak durdum. Tüm onun yaşıtı erkeklere karşı bir antipati oluştu. Her şeyi devasa abartan, kendini herkesten üstün gören herkesten uzak durdum. Şimdi biri var hayatımda, 8 ay oldu. Değer veren, dünyanın merkezinde görmeyen biri. Bir nevi melek gibi. Ama ister istemez ya babam gibi çıkarsa korkusu. İncecik de olsa bu konuda hep bir duvar. Ama bana hep der -ben senin hem abin, hem baban, hemde sevgilinim- diye. Gerçekten de öyle oldu hayatımda çok şey değiştirdi. Ferhat Göçer'in bir şarkısı var -Kızım- o şarkıyı ilk duyduğum da nasılda ağlamıştım. Sonraki her dinleyişimde olduğu gibi. Babamı hiç affetmedim. Ona baba bile diyemem konuşurken. Kulağıma garip gelir. Yakın arkadaşlarıma bakarım hep babalarına nasıl sarılıp nasıl öperler, nasıl dertlerini anlatıp, nasıl bir yere gitmek için izin alırlar diye. Hep garip gelir. Babadan bir şey için izin almak.. Senede bir görüşürüz onla ne yaşıyorum, ne yapıyorum, ne okuyorum, kaçıncı sınıftayım hiç bilmez. Ve her seferinde beni ilk gördüğünde sarılıp öpmesinden nefret ederim. Yabancı bir adam öpüyor gibi. İlk 4 gün iyidir. Sonra cehennem azabı desem az kalır. Yine öyle bir zaman aralığında bu kitabı okudum. ''Babam gitti. Ben hiç büyüyemedim. Babası giden her kız gibi yarım kaldım. Babasız kalan her çocuk gibi hep bir yanım çok daha fazla kırılgan, çok daha eksik, çok daha çocuk kaldı. Hep onu başkalarında aradım. Bulamadıkça sabırsız biri oldum. Büyüdükçe ona benzedim. Ona benzeyen yanlarımı hiç sevmedim. Kocaman kız oldum sanıyor. Hala içinde baba geçen şarkılarda gözleri dolu dolu olan bir kız çocuğuyum''
20 yaşındayım. Ve gerçek anlamda babası olan her insana özenirim hep. ''Keşke baba olsaydı da ona sarılabilseydim ona'' bile diyemiyorum içimden. Nasıl bir duygudur kim bilir. Şuan inanın içimde tek bir duygu yok ona karşı. Ne acı. Ben zannederdim ki bu denli hislere sahip olan sadece bir ben varım.
''Birilerine ''yalnız değilsin'' hissiyatını yaşattıysam ne ala. Bana bunu yaşatan tek bir kişi bile olmadı çünkü hayatım boyunca'' Yalnız Değilsin